WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/10105 E.  ,  2023/12337 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/160 E., 2023/1524 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/487 E., 2017/145 K.

Taraflar arasındaki maluliyet oranının yeniden tespiti ile maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının vergi indiriminden yararlanmak için Tekirdağ Devlet Hastanesinden 03.11.2011 tarih ve 2042 sayılı özürlü sağlık kurulu raporu aldığı, buna istinaden sakatlık indirimden yararlandığı, bilahare Şişli Hamidiye Hastanesinden 21.11.2013 tarih ve 5379 sayılı % 63 özürlü rapor aldığı, ancak Tekirdağ Vergi Dairesi Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü doğrudan hakem hastane olarak belirlediği, Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesi gerektiği bildirilerek rapor alınmasının istediği, Kurum tarafından 22.08.2016 gün ve 11.371.988 sayılı kararlarla "Müdürlüğümüzce tarafınıza gönderilen hastane sevk yazılarına itibar etmediğiniz tespit edildiğinden Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı'nın 11.08.2016 gün 4.441.805 sayılı talimatına istinaden aylığınız 01.09.2016 tarihi itibariyle durdurulmuştur." gerekçesiyle aylığının kesildiği iddiasıyla aylık kesme kararının iptaline ve ödenmeyen aylıkların gecikmesi faizi ile davalıdan tahsiline; olmadığı takdirde maluliyet oranının yeniden tespiti ile aylık kesme kararının iptaline ve ödenmeyen aylıkların gecikme faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacıya, devlet hastanesinin 17.10.2011 tarihli 2042 sağlık kurulu raporunda çalışma gücünü % 69 kaybettiğine dair kararı üzerine maaş bağlandığı; davacının, daha sonraki dönemlerde dosyasının incelenmesinde, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2014-11 sayılı talimatlarına göre "vergi indirim hakkını elde etmeleri nedeniyle taraflarına yaşlılık aylığı bağlananların hastanelerden aldıkları sağlık kurulu raporlarında yer alan klinik muayene bulguları, sakatlık bulguları ve teşhislerinin gerçeği yansıtmadığı yönünde müvekkili kuruma yapılan ihbar ve şikayetler sonucunda engellilik oranlarıyla ilgili tereddüte düşenler kontrol ve muayeneye gönderilecektir" ibaresine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 26.01.2016 tarih 7215 varideli yazısına istinaden ... Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkinin yapıldığı; 5510 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde geçen "Kurumun yazılı bildirimde belirtilen tarihten sonraki ödeme dönemi başına kadar kabul edilebilir bir özrü olmadığı halde kontrol ve muayenesine yaptırmayan sigortalıların malullük aylığı veya sürekli iş görmezlik geliri ile çalışma gücünün en az % 60 ını yitiren malül çocuklarınının kendilerine bağlanmış olan gelir veya aylığı kontrol muayanesi için belirtin tarihten sonraki ödeme döneme başından itibaren kesilir" hükmü doğrultusunda yapılan inceleme soruşturma neticesinde, hakem hastaneye sevk işlemlerinin yapılmış olmasına rağmen gitmemekte ısrar edenler hakkında, maaş durdurma işlemlerinin mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuka uygun olup kontrol muayenesine gitmemeleri halinde maaşlarının tekrar başlatılmasının mümkün olmadığı; davacının çağrılara itibar etmediği dolayısıyla engellilik indiriminin durdurulmasına ilişkin Kurum işleminde her hangi bir hatanın bulunmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.03.2017 tarihli ve 2016/487 Esas, 2017/145 Karar sayılı kararla; davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı maddesinin C bendinin b alt bendi olduğu; uyuşmazlığın davacıya yaşlılık aylığının bağlanması yönündeki Kurum işleminin haklı olup olmadığı noktasında toplandığı; 506 sayılı Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olan sigortalılarından ilgili mevzuat uyarınca 1 inci derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az 15 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, ikinci derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az 18 yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, üçüncü derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az 20 yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanır hükmü yer aldığı; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 09.04.2013 tarih ve 4842 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile değişik "engellilik indirimi" başlıklı 31 inci maddesi çalışma gücünün asgari % 80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 1 inci derece engelli, asgari % 60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 2 inci derece engelli, asgari % 40'ını kaybetmiş bulunan 3 üncü derece engelli sayılır ve aşağıda engelli dereceleri irtibatı ile belirlenen aylık tutarlar hizmet erbabının ücretinden indirilir hükmünün yer aldığı; vergi indiriminden yararlanmak isteyen hizmet erbabının vergi dairesi müdürlüğüne dilekçe ile başvuracağı, ilgilinin sağlık kuruluşuna sevkinden sonra düzenlenen sağlık kurulu raporunun Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğüne gönderileceği ve Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Merkez Sağlık Kurulunca ilgilinin durumunun kesin olarak karara bağlanacağının hüküm altına alındığı; somut olayda davacı hakkında Gelir İdaresi Başkanlığınca Tekirdağ Vergi Dairesi Başkanlığına gönderilen 20.10.2011 tarih ve 0520 sayılı yazıda Tekirdağ Devlet Hastanesinin davacı hakkında düzenlediği 17.10.2011 tarih 2042 sayılı sağlık kurulu raporunun merkez sağlık kurulunca incelendiği ve davacının çalışma gücünün % 69'unu kaybettiğine karar verildiği ve bu nedenle davacının Gelir Vergisi Kanunu'nun 31 inci maddesine göre rapor tarihinden (17.10.2011) itibaren 2 inci derece sakatlar için uygulanan sakatlık indiriminden yararlanması gerektiğinin bildirildiği; davacının, sigortalılığının 01.10.1996 tarihinde başladığı; tahsis talep tarihi olan 01.02.2013 tarihi itibariyle 16 yıl 4 ay sigortalılık süresinin ve 4143 gün prim ödeme sayısının bulunduğu; çalışma gücünün % 69 unu kaybettiği 506 sayılı Kanun'un C/b maddesi gereğince yaşlılık aylığının bağlandığı; Gelir İdaresi Başkanlığının 29.10.2011 tarihli yazısına göre 2 inci derece özürlü indiriminden yararlanmakta olduğu dolayısıyla 506 sayılı Kanun'un C/b maddesi gereğince aylığa hak kazandığı; davacının, hakem hastane olan ... Devlet Hastanesince düzenlenen 23.02.2017 tarih ve 407 sağlık kurulu raporunda % 90 oranında özürlü olduğunun anlaşıldığı; dolayısıyla davacının, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 31 inci maddesinde öngörülenen özür oranında her hangi bir azalma olmayıp aksine artış olduğu ve davacının vergi indiriminden yararlanacağına dair raporun Gelir İdaresi Başkanlığınca iptal edilmediği anlaşıldığından davacının aylığının kesilmesi yönündeki Kurum işlemi usul ve kanuna aykırı olduğundan davacının talebinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının aylığının kesilmesi yönündeki Kurum işleminin iptaline, davacının aylığının kesildiği 01.09.2016 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, aylığın kesildiği tarihten itibaren her bir aylığın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hakem hastaneye sevk talebine cevap vermediği, kontrol muayenesine gitmeyen sigortalının aylığının kesilmesinin kanun gereği olduğu, kusuru bulunmadığından yargılama giderlerinden sorumlu olmaması gerektiği ve Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 14.03.2018 tarihli ve 2017/1592 Esas, 2018/418 Karar sayılı kararıyla; davanın nitelikçe, 5510 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi gereğince kontrol muayenesine gidilmemesi nedeniyle aylığı kesilen davacının aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkin olduğu; dava açıldıktan sonra yargılama süresinde davacının kontrolünün yapıldığı ve vücut fonksiyon kaybının % 90 oranında olduğunun belirlendiği; uyuşmazlığın, 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince çalışma gücündeki kayıp oranı % 60'ın üzerinde olduğundan, 15 yıldan fazla sigortalılık süresi ve 3960 günden fazla prim ödemesi olduğundan bahisle davacıya bağlanan aylığın, kontrol muayeneye gitmemesi nedeniyle kesilmesinden sonra yeniden alınan rapor üzerine çalışma gücündeki kayıp oranının % 60 ve üzerinde olduğunun belirlenmesi durumunda aylığın kesildiği tarihten itibaren başlatılıp başlatılmayacağına ilişkin olduğu; 5510 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin sondan bir önceki fıkrasına göre kontrol muayenesinin Kurum'un yazılı bildiriminde belirtilen tarihten 3 ay geçtikten sonra yaptırılması durumunda gelir veya aylığın rapor tarihinden sonraki aybaşından başlatılacağının belirtildiği; hal böyle olunca ve özellikle davacının kontrol muayenesinin kendi hatasından kaynaklanan nedenle, kontrol muayenesi için geç müracaat etmesi nedeniyle 3 aylık süreden sonra yapıldığı; aylığın rapor tarihi olan 23.02.2017 tarihini takip eden 01.03.2017 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, kesildiği tarihten itibaren bağlanmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının aylığının 01.03.2017 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, davacının fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiştir.

V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli ve 2017/1592 Esas, 2018/418 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. Dairemiz tarafından 26.09.2019 tarihli ve 2018/4594 Esas, 2019/6726 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur:

"...Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının, sigortalılığının 01.10.1996 tarihinde başladığı, tahsis talep tarihinde (01.02.2013 tarihinde) 16 yıl 4 ay sigortalılık süresi ile 4143 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, çalışma gücünün % 69'unu kaybettiği, kontrol muayenesi şartlarının 5510 sayılı Yasanın 94. maddesinde belirtildiği, davacıya başlangıçta % 69 malüliyet raporuna göre 01.03.2013 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, daha sonra resmi yazı ile hastaneye kontrol muayenesine gitmediği için aylığının 01.09.2016 tarihinden itibaren durdurulduğu, Mahkemece, 23.02.2017 tarihli ... Devlet hastanesi raporu esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 10. maddesinin 2. fıkrasının 'Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olup bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılar hakkında, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 60 ıncı maddesinin (C) bendinin (b) alt bendi ve geçici 87 nci maddesine göre işlem yapılır.' hükmü gereği 506 sayılı Yasanın 60 ve Geçici 87. maddeleridir.

506 sayılı Kanun'un 60/C-b maddesi 'Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda olan sigortalılardan; ilgili mevzuatı uyarınca, I inci derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onbeş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3600 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, II inci derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az onsekiz yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak, III. derece sakatlığı olanlar yaşları ne olursa olsun en az yirmi yıldan beri sigortalı olmak ve en az 4400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şartıyla yaşlılık aylığından' yararlanacaklarını öngörmekte olup, bu koşulların başında ise, öncelikle ve özellikle, 'sakatlığı nedeniyle gelir vergisi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış olmak' hususunun saptanması önem arz etmektedir. Anılan hususun saptanması işi ise, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3239 sayılı Kanunla değişik 31/2 maddesine göre, sakatlık indiriminden yararlanmak için, yetkili hastanelerin sağlık kurullarından alınan raporlar, Maliye Bakanlığı bünyesindeki 'Merkez Sağlık Kurulu' tarafından değerlendirilerek iş gücü kaybı oranları ve buna göre sakatlık dereceleri belirlenmekte ve bu belirlemeye dayalı olarak da, ilgili şahsın vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanıp kazanmadığına; yine idarece karar verilmektedir. Bu durumda, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığına dair verilen bu idari kararın sigortalının tahsis talebiyle birlikte kuruma ulaşmasıyla, diğer koşulların da varlığı halinde sigortalıya anılan Yasanın 60/C-b maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması yasal gereklilik olmaktadır.

Konuya bu açıdan bakıldığında, Kurum tarafından davacıya ilk defa yaşlılık aylığının bağlanabilmesi için, davacının 193 sayılı Yasaya göre, sakatlık indiriminden yararlanma koşullarını taşıdığının idari kararla belirlenmesi zorunludur. Bu davada çözüme ulaşabilmek için, öncelikle, davacı tarafa, anılan yasal prosedür çerçevesinde Maliye Bakanlığı bünyesindeki 'Merkez Sağlık Kurulu'ndan iş gücü kaybı oranı ve buna göre sakatlık derecesi hakkında rapor alması, anılan rapora itiraz halinde, idari yargıya başvurulması için mehil verilerek, bu hususu ön mesele olarak değerlendirerek ve idari aşama sonucuna göre, 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 87 nci maddeleri kapsamında yaşlılık aylığı şartları irdelenmelidir.

Yapılan değerlendirme sonucu, anılan yasal düzenlemeler kapsamında tahsis şartlarının bulunmadığının belirlenmesi halinde, 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi kapsamında davacının talebi irdelenmelidir.

5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin 5 inci fıkrasında 'Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının;

a) %50 ilâ %59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün,

b) %40 ilâ %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar. Bunlar 94 üncü madde hükümlerine göre kontrol muayenesine tâbi tutulabilirler.' hükmü ile, sigortalı iken çalışma gücünü kaybeden, ancak kayıp oranı 25. madde çerçevesinde malullük aylığı bağlanmasını gerektirir seviyede olmayan sigortalıların yaşlılık aylığı şartları düzenlenmiş bulunmaktadır. Anılan Kanunun 506 sayılı Kanuna geçiş hükümlerini içeren Geçici 6 ncı maddesinin 7 nci fıkrasının (d) bendinde ise '…(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./69.mad) 28 inci maddenin beşinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen 4320 günlük süre ilk defa;
1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile 31.12.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılanlar için 3700 gün olarak,

2)01.01.2009 tarihinden itibaren sigortalı sayılanlar için ise her takvim yılı başında 3700 güne 100 gün eklenmek suretiyle 4320 günü geçmemek üzere,… uygulanır.' hükmüne yer verilmiştir.

Bu çerçevede, tüm tedavi evrakının davacıdan ve ilgili kurumlardan sorularak temini ile 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde öngörülen prosedür çerçevesinde, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan tahsis tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri gereğince çalışma gücü kaybı oranı ile bu oranın halihazırda kaç olduğu yönünden rapor alınmalı, anılan raporun Kurum yönünden bağlayıcı olduğu gözetilerek, davacının itirazı halinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden bu yönde rapor alınmalı, raporlar arasında çelişki bulunması halinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınarak, davacı sigortalının çalışma gücü kaybı oranı belirlenerek, yukarıda zikredilen 28 inci maddenin 5 inci fıkrası çerçevesinde yaşlılık aylığı şartlarına haiz olup olmadığı irdelenmelidir."

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesinde öngörülen prosedür çerçevesinde, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan tahsis tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri gereğince çalışma gücü kaybı oranı ile bu oranın halihazırda kaç olduğu yönünden rapor istendiği; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 15.03.2021 tarih, 2021/4503 karar sayılı raporunda, dava konusunun sigortalının yaşlılık aylığı ile ilgili olduğundan maluliyet sigortası yönünden bir değerlendirme yapılmadığı; Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulunun 04.04.2022 karar tarih ve 6513 karar numaralı mütalaasında, engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 84 olduğunun bildirildiği; Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 09.03.2023 tarihli raporunda, davacının engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının % 84 olduğu; Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin değerlendirilmesinin rapor tarihinde mevcut evrak doğrultusunda kişide mevcut olan arıza ve hastalığa göre yapıldığı; bir raporda mevcut olduğu tespit edilen hastalıkların bir başka raporda iyileşmiş veya vasfı değişmiş olduğundan her iki raporun farklı olabileceği ve ayrıca bazı arızaların farklı maddelerde değerlendirilebildiği gibi bunun hangi maddede değerlendirileceğine ait kesin yönergeler bulunmadığı; takdirin hekimin tercihine bırakılmış olduğu; bu nedenle farklı oranlar çıkabildiği; bu durumların yönetmelikten kaynaklandığının oy birliği ile mütalaa edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının aylığının 01.03.2017 tarihinden itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, aylığın yeniden bağlandığı tarihten itibaren her bir aylığın hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aylık kesme kararından sonra yeniden rapor alınması, bu rapor için hastane randevularının oluşturulması ve yine bu randevuların zamana yayılan bir süreç olması nedeniyle ancak 6 ay sonra rapor düzenlenebildiği; bu nedenle 01.03.2017 tarihinde rapor hazırlanmış olmasının mağduriyetinin davacıya yansıtılmaması gerektiği; maaşın kesilmesi işlemi sırasında davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranı % 69 iken bahse konu raporda %90 olarak belirlendiği; yani bu süreçte davacının hastalıklarının ilerlediğinin açık olduğu; ayrıca bu hastalıklar travmaya bağlı veya akut hastalıklar olmayıp kronik rahatsızlıklar olduğundan aradaki 6 aylık süreçte birden ortaya çıktığının düşünülmesinin de tıbben çok zor olduğu; davanın kabul edilmesi ile aylık kesme tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren aylık bağlanmamasının hatalı bir karar olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sevk talebine cevap vermediği, 5510 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesinin Kurum'un yazılı bildiriminden belirtilen tarihten sonraki ödeme dönemi başına kadar kabul edilebilir bir özrü olmadığı halde kontrol muayenesini yaptırmayan sigortalının malüllük aylığı veya sürekli iş göremezlik geliri ile çalışma gücünün en az % 60'ını yitiren malül çocukların kendilerine bağlanmış olan gelir veya aylığı, kontrol muayenesi için belirtilen tarihten sonraki ödeme dönemi başından itibaren kesilir denildiği, Kurum işleminin yasaya uygun olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava maluliyet oranının yeniden tespiti ile maluliyet aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların tahsili davasıdır.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 94 üncü maddesi ilgili hükümlerdir.

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekilleri tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.