WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2023/10048 E.  ,  2024/4268 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/846 E., 2023/1155 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/217 E., 2023/135 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davanın 25.11.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket nezdinde Karadon İşletmesi aslan bahçesi irtibat lağımında keson beton yapımında çalışırken 30.10.2013 günü tavandan düşen beton parçasının davacı üzerine düşmesi ile iş gücü kaybına uğradığını ve bakıma muhtaç duruma düştüğünü beyanla 1,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 10.12.2018 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat alacağını 04.12.2018 tarihli hesap raporuna göre 698.459,66 TL'ye artırmıştır.

3.Davacı vekili birleşen davanın 15.04.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; 18.03.2019 tarihli hesap raporuna göre maddi tazminat alacağının 774.571,76 TL olarak hesap edilmesi nedeniyle talep harici kalan 76.113,10 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

4.Davacı vekili 27.02.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 24.01.2023 tarihli hesap raporuna göre 4.220.087,75 TL'ye ıslah ettiğini beyan etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, olayda müvekkili Kurumun kusuru olmadığını, olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana gelmiş olduğunu, davacının tazminat alacağının zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iddia, savunma, celbedilen belgeler, alınan raporlar, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararın kaldırılmasına dair ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işverene ait yeraltı maden ocağı iş yerinde 30.10.2013 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralandığı, iş bu kazanın gerçekleşmesinde işverenin %90 kusurlu olduğunu, %10 oranında da kaçınılmazlık bulunduğunun anlaşıldığı, Mahkemece hakkaniyet indirimi oranı dışında itibar olunan hesap bilirkişisi raporu ile davacının davaya konu iş kazası yaralanması nedeniyle davalı işverenden talep edebileceği maddi zararın 5.146.741,01 TL olarak belirlendiği, Mahkemece 22.02.2023 tarihli geçici ödeme kararı ile TBK 76/1 maddesi uyarınca 200.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup toplamda talep edilen 4.220.087,75 TL'den tenzili ile birlikte taleple bağlı kalınarak 4.020.087,75 TL maddi tazminat alacağı bulunduğu kabul edilmekle, anılan maddi tazminat isteminin kabulü ile 4.020.087,75 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.10.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen bir önceki karara taraflarınca istinaf başvurusunda bulunulmasına rağmen aleyhlerine hüküm kurulduğunu, kusur raporunun farazi verilere dayalı olduğunu, maddi tazminat alacağından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini; hesap raporunun hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın incelenmesinden 08.02.2016 tarihli Kurum müfettiş raporunda; davacı işçinin 30.10.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğu ve iş kazasının oluşunda davalı işverenin %100 kusurlu olduğunun belirtildiği, somut uyuşmazlıkta davacı işçinin 20.10.2013 tarihinde P2 vardiyasında (08.00/16.00); davalıya TTK'ya ait, ... bahçesi irtibat lağımında bakım onarım işçisi olarak tertip olunduğu; kesonlama çalışması yapılan yerdeki tahta parçalarını topladığı esnada tavana yakın kısımdan düşen beton parçasının sırtına ve ayağına isabet ederek yaralanması şeklinde meydana gelen kazada; 18.05.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı işverenin %90 kusurlu olduğu, %10 oranında kaçınılmazlık bulunduğunun belirtildiği, kusur raporu ayrıntılı, denetime elverişli, dosya kapsamı ve olaya uygun, mevzuat ve kanun hükümleri tartışılarak hazırlandığından davalı tarafın kusur raporuna itirazlarının yerinde olmadığı, dava konusu 30.10.2013 tarihli kaza ile ilgili SGK ve YSK %65 maluliyet ve başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğuna karar verildiği, davalının istinafı nedeniyle Daire Karar ilamında ATK raporu alınması, çelişki oluşması halinde ATK Üst Kurulu raporu alınması ve gerekmesi halinde hesap raporu alınması belirtilmiş olup ATK 3 ve ATK Üst Kurulu davacının maluliyetinin %96 olduğuna dair rapor verildiği, ilk kararı istinafında davacının maluliyete ve maddi zarar hesabına itirazı bulunmadığı; bu halde davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek Mahkemece bu halde %65 maluliyete göre hazırlanan karar ilamı öncesi hesap raporuna göre önceki miktara hükmetmesi gerekirken fazla miktara karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle davanın ve birleşen davanın kısmen kabül ve kısmen reddi ile maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 693.788,29 TL'nin iş kazası tarihi olan 30.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, TBK 76/1 maddesi gereğince 22.02.2023 tarihli geçici ödeme kararında belirtilen 200.000 TL'nin ödeme tarihi gözetilerek infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. son asgari ücretin hesapta gözetilmesinin kamu düzeninden olduğunu, aynı zamanda ilk karara karşı bakıcı giderinde %40 hakkaniyet gideri fazlalığı yönünden istinafta bulunmuş olmaları nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından usuli kazanılmış hak kabulünün hatalı olduğunu; müvekkilinin belden alt kısmının felç olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı üzerinden 4 yıldan fazla süre geçtiğini ve Asgari ücretin 5 kat artığı halde önceki hükümle sınırlı karar verilmesinin hatalı olduğunu, sürekli iş göremezlik oramında değişen gelişen durum olup kaldırma kararı sonrası %65 oranının %96’ya ulaşması nedeniyle bu yeni oran dikkate alınması gerektiğini eski oranın davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştrumayacağnı beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin usuli kazanılmış hak kabulünün yerinde olduğunu, kusur raporunun farazi tespitlere dayalı olduğunu, davacının yaptığı işle ilgili kurs ve iş sağlığı güvenliği eğitimlerine katıldığı halde müvekkiline %90 kusur atfının hatalı olduğunu, tazminattan TBK 52 gereği hakkaniyet indrimi yapılması gerektiğini, maddi zarar hesabının 21.10.2014 emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerektiğini, maddi tazminat hesabından davacıya bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamının düşülmesi gerektiğini, 60 yaş sonrası pasif devre hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, sigortalının 50- 60 yaş arasında yılın tamamında çalışacağının kabulünün hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49,50,51,52,53,54,55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, " Sürekli iş göremezlik oranının tespiti" açısından 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesi ve 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği maddeleri, "İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; kusur oran ve aidiyetini yerinde olduğu, sürekli iş göremezlik tazminat alacağı yönünden de; İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ilk kararında davacının %65 oranında sürekli iş göremezlik oranı üzerinden tazminat alacağının hüküm altına alındığı, davacı vekilinin anılan karara bakıcı giderinden yapılan indirimin fazlalığı yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, davalı vekilinin ise kusur, sürekli iş göremezlik oranı ile hesap yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli kararıyla; sürekli iş göremezlik oranına yönelik davalı itirazlarının karşılanması yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı neticesinde Adli Tıp Kurumundan alınan raporlar çerçevesinde sürekli iş göremezlik oranının %96 olarak tespit edildiği anlaşılmış ise de bu dava kapsamında davacının talebini %65 sürekli iş göremezlik oranı ile sınırlandırdığı gözetilerek iş göremezlik tazminat alacağı yönünden verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik taraf temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, bakıcı gideri yönünden yapılan incelemede ise; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Usule ait kazanılmış hak müessesi, Usul Hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) “usulî kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Örneğin Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. Türk Hukuk Lûgatında da “kazanılmış hak” daha önce yürürlükte olan hükümlere göre bir kişi yararına kazanılmış olan hak şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 676). Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulî kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.

3. 6098 sayılı TBK'nun 55 inci maddesinde "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz." hükmü yer almaktadır.

4. Somut olayda; yukarıda açıklanan madde hükmü kapsamında bedensel zarara dahil olan bakıcı gideri alacak kaleminden hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapılamayacağı açık olmasına karşın aile içi dayanışmalı bakım gereçe gösterilerek hakkaniyet indirimi yapılmış olması hatalı ise de İlk Derece Mahkemesince verilen 31.03.2023 tarihli kararda bakıcı giderinden aile içi dayanışmalı bakım gerekçesiyle %30 oranında yapılan hakkaniyet indiriminin davacı tarafça istinafa getirilmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hak kapsamında 18.03.2019 tarihli hesap raporunda belirlenen bakıcı giderinden %30 oranında indirim yapılması gerekirken %40 oranında indirim yapılmış olması hatalı olmuştur.

5. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, davalı vekilinin istinaf başvurusunu kabul ederek, İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırılarak davanın esası hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

3. Aşağıda dökümü yapılan harcın davalıdan tahsiline,

4.Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.