WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/9630 E.  ,  2024/3208 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/533 E., 2022/301 K.
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında Mahkemede görülen meslek hastalığından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışmaktayken meslek hastalığına tutulduğundan bahisle 83.078,38 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.12.2014 tarih ve 2013/86 Esas, 2015/148 Karar sayılı kararıyla; davacının rahatsızlığının davalı iş yerinde oluşmadığı, yine davacının maluliyetinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen 22.12.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 15.10.2018 tarih ve 2017/1009 Esas, 2018/7357 Karar sayılı kararı ile Üsküdar 1. İş Mahkemesinin 2008/416 Esas sayılı dosyasında "davacının iş yerinde gerçekleşen dava konusu hastalığının meslek hastalığı olduğunun tespitine" karar verildiğine, anılan dosya Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğine göre, Mahkemece davacının rahatsızlığının davalı iş yerinde oluştuğunun ispatlanamaması, davacının maluliyetinin bulunmaması nedenlerine dayanarak davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğundan bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 08.03.2022 tarihli kararla meslek hastalığının oluşumunda davalı işveren .... Ltd. Şti.’nin %70 oranında kusurlu, davacının kusursuz olduğu, hastalığın ortaya çıkmasında %30 oranında da kötü tesadüf veya kaçınılmazlık olgusunun rolünün bulunduğu, davacının tespit edilen %5,10 sürekli iş göremezlik oranının davalı aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturduğu kabulünden hareketle davacı lehine 75.578,38 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme'nin yukarıda belirtilen 08.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece, tazminata esas alınacak bilirkişi raporundaki hesaplamalardan hangisinin ne gerekçe ile hükme esas alındığının belirtilmediğini, Sağlık Bakanlığı Meslek Hastanesinin 08.07.2005 tarihli 237 sayılı raporunda davacının ellerde ağrı ve uyuşma şikayetlerinin Aralık 2002'de başladığının belirtildiğini, davacı işçinin müvekkili şirkette çalışmaya başladığı tarihin ise 10.04.2003 olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı işçinin rahatsızlığının belirtilerinin müvekkil şirkette çalışmaya başladığı tarihten önce dahi var olduğunun bu raporda ortaya konulduğunu, davacının müvekkili şirkette çalıştığı süreden önce nerede çalıştığı, iş dışındaki hayatının bilinmediğini, davacının müvekkili şirketteki çalışması ile oluşan rahatsızlık arasında uygun illiyet bağı kurulmadığını, davacının sürekli maluliyetini gerektiren bir rahatsızlığı olmadığı gibi, tazminat taleplerine dayanak oluşturan herhangi bir maddi-manevi zararı olduğunun da kanıtlanamadığını, bu nedenle Mahkemece kurulan hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının Yüksek Sağlık Kurulu tarafından belirlenen %5,1 maluliyet oranının sayın Mahkeme açısından hiçbir bağlayıcılığı olmamasına rağmen, sırf davacının bu konudaki hukuka aykırı ve dayanaksız talepleri dikkate alınarak bilirkişi raporları tanzim edilip hüküm kurulduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından alınan kararların ve belirlenen maluliyet oranlarının yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden mutlak surette bağlayıcı olduğunu, yargılama aşamasında ilgililerce Kurul kararına itiraz edildiği takdirde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili kürsü konseylerinden rapor alınması gerektiğini, raporlar arasında belirlenen çelişkilerin ise Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp Genel Kurulu tarafından giderilerek kesin olarak karara bağlanacağını, davaya konu rahatsızlık hakkında da yargılama sürecinde birçok rapor alındığını, Adli Tıp Genel Kurulu raporu da dahil olmak üzere son üç raporda da davacının sürekli maluliyetini gerektirecek bir durumu olmadığının kesin olarak ortaya konulduğunu, dosyada mevcut 18.07.2007 tarihli kusur raporunda davalı işverenin %70 kusurlu olduğunun saptandığını, ancak hesap raporunda mevcut kusur raporu hiçe sayılarak davalı müvekkiline isnat edilecek kusur oranının %91,00 olarak belirlendiğini, dosyada mevcut raporlardaki hesaplamalar seçenekli olmasına rağmen, neden bu seçeneğin tercih edildiğinin Mahkemece açıklanmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 439 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, Mahkemece bozma kararından önceki aşamalarda 2 adet kusur raporu alındığı, bunlardan 18.06.2007 tarihli ilk kusur raporunda davacıdaki meslek hastalığının oluşumunda davalı işverenin %70 kusurlu olduğu, %30 oranında da kötü tesadüf ve kaçınılmazlığın etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği, 09.01.2015 tarihinde dosya kapsamına giren bila tarihli raporun iki Doç. Dr. El Cerrahi Uzmanı ile bir Yrd. Doç Dr. Halk Sağlığı Uzmanından oluşan heyet tarafından düzenlendiği, raporda "Davacının davalı iş yerinde çalışmaya başlamasından öncesine ait 2003 tarihli ulnar tünel sendromu geçmişi olmasına rağmen hastalığı MH olarak tanımlanmıştır. Ancak bu hastalığın davalı iş yerinde oluştuğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir." şeklinde görüş bildirildiği gibi davacının iyileştiği, maluliyet tayinine gerek olmadığının belirtildiği, Mahkemenin bozmaya konu ilk kararında bu raporun hükme dayanak alındığı, bunlar yanında Maluliyet Daire Başkanlığının 05.02.2010 tarihli raporunda davacının meslek hastalığından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının %37,00 oranında olduğu ve kontrol muayenesi gerektiği, davalı şirketin itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu'nun 11.08.2010 tarihli kararında davacının meslek hastalığından kaynaklanan sürekli iş göremezlik oranının düzeltme kaydıyla %5,10 olduğu, kontrol muayenesi gerekmediğinin belirtildiği, Yüksek Sağlık Kurulu kararı dosya kapsamına henüz girmeden önceki 17.03.2011 tarihli 21 inci celsede davacı vekilinden sorulduğunda dosyaya rapor geldikten sonra dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini istediklerini, zira SGK ya gelen yazı ile maluliyet oranının düştüğünü öğrendiklerini, rapora itiraz ettiklerini beyan etmiş, davalı vekilinden sorulduğunda rapora kendilerinin de itiraz ettiklerini ancak kendilerine yapılan bir tebligat olmadığını, beklenmesini istediklerini beyan ettiği, Mahkemenin aynı celsede “Maluliyet oranına ilişkin raporun beklenmesine, bu konuda davacı vekiline elden takip yettkisi verilmesine, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi hususunun rapordan sonra değerlendirilmesine” şeklinde bir ara karar kurmasından sonra, dosyanın bir sonraki celse beklenmeden 06.05.2011 tarihinde dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği ve devam eden aşamada 18.04.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve 12.09.2013 tarihli Adli Tıp Kurumu Genel Kurul raporları düzenlendiği, anılan Adli Tıp Kurumu raporlarında davacının hastalığının araz bırakmadan iyileştiği, maluliyet tayinine yer olmadığı, iyileşme süresinin 1 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, Mahkemece bozmadan sonra yeni bir kusur raporu alınmadığı, bozmadan önce alınan 18.06.2007 tarihli kusur raporuna itibar edildiği, raporda belirlenen %30 kaçınılmazlığın %70’inden de işverenin sorumlu olması gerektiği, buna göre %91,00 oranında davalı işverenin sorumlu tutulması gerektiği ve Yüksek Sağlık Kurulu'nın belirlediği %5,10 sürekli iş göremezlik oranının davalı işveren aleyhine usuli kazanılmış hak oluşturduğu kabullerinden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

Meslek hastalığının ayrı zamanlarda ve değişik işverenlere ait işyerlerinde geçen çalışma sonucu oluştuğunun belirlenmesi durumunda, bu iş yeri işverenleri arasında Borçlar Kanunun'da öngörülen dayanışmalı (müteselsil) sorumluluk esasları uygulanamaz. Meslek hastalığına yol açacak biçimde çalışmanın geçtiği her iş yerinin işvereni bakımından kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Meslek hastalığına yol açacak çalışmanın geçtiği belirlenen her iş yerinin işvereni zarardan kendi kusuru kadar sorumlu olur. Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş görüşleri bu doğrultudadır.

Somut olayda; davacının davalı işverenlik nezdinde çalışmaya başlamadan önce ayrı zamanlarda benzer iş ve iş yerlerinde farklı işverenlikler nezdinde çalışmasının bulunup bulunmadığını araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olduğu gibi davalının Yüksek Sağlık Kurulu kararına yönelik bir kabulü bulunmadığı, Yüksek Sağlık Kurulu raporuna karşı davalıya ihtaratlı kesin süre verilip itiraz hakkı tanınmaksızın dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği ve neticeten davacının hastalığının araz bırakmadan iyileştiğine dair raporlar düzenlendiği gözden kaçırılarak usuli kazanılmış hak gereğince davacının %5,10 oranında sürekli iş göremezliği bulunduğu kabulünden hareketle karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş, davacının hizmet cetveli celp edilip davalı işverenlik nezdinde çalışmaya başlamadan önce benzer iş ve iş yerlerinde farklı işverenlikler nezdinde çalışmasının bulunup bulunmadığını araştırmak, varsa bu farklı işyerlerindeki çalışmaların süresi dikkate alınarak iş güvenliği uzmanları ve davacının tespit edilen meslek hastalığı konusunda uzmanlığı bulunan tıp doktorundan oluşan bilirkişi kurulundan rapor almak, davacı tarafın temyiz incelemesine konu Mahkeme hükmüne dayanak kılınan kusur raporuna bir itirazı bulunmaması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakkı da dikkate alarak kusurun oran ve aidiyetini kesin olarak tespit etmek, Adli Tıp Kurumu raporları ile davacının hastalığının araz bırakmadan iyileştiği, iyileşme süresinin 1 ay olduğu hususlarının kesinleştiğini, davalı aleyhine %5,10 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden oluşmuş bir usuli kazanılmış hak söz konusu olmadığını göz önünde bulundurmak, tespit edilecek kusur oranı ve davacının sürekli iş göremezlik oranının %0 olmakla birlikte geçici iş göremezlik döneminde %100 malul sayılması gerektiği kabullerinden hareketle düzenlenecek hesap raporu ile davacının geçici iş göremezlik dönem zararını hesaplatmak ve diğer usuli kazanılmış hakları da göz önünde bulundurmak suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.