WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/9459 E.  ,  2024/7512 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1308 E., 2021/1081 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2009/52 E., 2020/167 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararınının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 30.04.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği kazada kullanması gereken baret ve diğer koruyucu ekipmanları kullanmadığını, davacının kendi kusuru ve dikkatsizliği ile yaralanmanın meydana geldiğini, davacının o sırada kendi işiyle uğraşması gerektiğini, söz konusu hareket halinde iş makinesinin arkasında olmaması ve gerekli güvenlik mesafesini almış olması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından çalışanlara düzenli olarak eğitimlerini verildiğini, müvekkili şirketin davacı ile sürekli ilgilendiğini, davacıya kazadan sonra belirli miktarlarda ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabülüne, 167.914,91 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takdiren 20.000 TL manevi tazminatın 30.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat kalemlerinden olan bakıcı gideri talebinin reddedildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde istenen 1000 TL maddi tazminat olduğundan, bakıcı gideri de maddi tazminat alacağı olduğundan alacak kalemlerinin 02.10.2017 tarihinde dilekçe ile Mahkemeye açıklandığından ve ayrıca ıslah dilekçesi ile de ıslah edilerek harcı ödendiğinden maddi tazminat alacak kalemlerinden olan bakıcı gideri tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bakıcı gideri yönünden düzelterek onama kararı verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde 1000 TL maddi tazminat ve 30.000 TL manevi tazminatın tahsili talep edilmişse de dosyada bulunan 02.10.2017 tarihli beyan dilekçesinde de belirttikleri üzere 1000 TL maddi tazminatın 500 TL bakıcı gideri ve 500 TL de iş gücü kaybı tazminatından oluştuğunu bildirdikleri alacak kalemlerinin açıklanması niteliğindeki dilekçeye göre alacak kalemlerinin açıklandığını ve akabinde alınan raporlar da dikkate alınarak daha sonra da hesaplanması yapılan işbu iş gücü kaybı ve bakıcı gideri alacakları yönünden ıslah yapılarak ıslah harcının da ödendiğini, Mahkemenin alacak kalemlerinin açıklanması yönünde istem ve açıklanması için süre de vermemişken alacak kalemlerinin açıklanması için süre ve şartlar geçtikten sonra alacak kalemlerinin açıklandığını belirttiğini, oysa ki taraflarına alacak kalemlerinin açıklanması için süre ve ihtarda da bulunmadan hüküm verilmesinin ekteki emsal Yargıtay kararına göre de hukuka ve usule aykırı olduğunu, bu durumla ilgili olarak uygulamada çok sayıda Yargıtay kararının bulunduğunu, alacak kalemlerinin açıklanmasının karşı tarafın muvafakatine bağlı bir durum olmadığını, uygulamada bir sürü dosyada özellikle trafik kazalarında da bu prosedürün uygulanmakta olup maluliyet raporu alındığında müvekkilinin geçici ve sürekli işgücü kaybı, bakıcıya muhtaç olduğu anlaşıldığında bakıcı gideri sair talepleri yönünden alacak kalemlerinin açıklanması ile dosyanın hesaba gönderilmekte ve akabinde ıslah ile tüm açıklanan alacaklar yönünden kabul kararı verilmekte olduğunu, eğer Mahkemenin alacak kalemlerinin açıklanmasının belirli bir süre ve koşula bağlı olduğunu iddia ediyorsa bunu hangi HMK maddesine dayandırdığını açıkça belirtmesi gerektiğini, Yasa'da alacak kalemlerinin açıklanması için belirli bir süre ve koşulun olmadığını, kaldı ki varsa bile bunun duruşma zaptı ya da ihtarla süre ve koşullarının taraflarına bildirilmesi gerektiğini, müvekkilinin bakıcıya muhtaç olup olmadığı anlaşılmadan (kesin maluliyet raporu alınmadan) alacak kaleminin açıklanmasını beklemenin yani müvekkilinin bakıcıya kesin muhtaç olduğunu ve herkesçe bilinmesini öngörmenin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, bakıcı gideri reddedilirken de bunun ayrı bir dava ile açılabileceğinin dahi belirtilmediğini, kaldı ki başka bir dava ile istenilse bile bunun usul ekonomisine de aykırı olduğunu, ayrıca karşı tarafın zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi gibi bir durumla karşılaşılabileceğini, her ne kadar Yargıtay'ın maluliyete bağlı tazminatların (işgücü kaybı - bakıcı gideri sair) yargılama esnasında alınan kesin maluliyet raporunun taraflara tebliği ya da duruşmada okunmasından itibaren zamanaşımının işleyeceğini belirtse de bu durumun herkes tarafından bilinemeyeceğinden gereksiz itiraz ve usul ekonomisine aykırı işlemler nedeniyle yargılama sürecinin uzamakta ve adil ve makul sürede yargılanma - yargılama hakkı ihlali nedeniyle AYM'den tazminat ödenmesine yönelik kararlar verilmesine sebebiyet verilmekte olduğunu, ayrıca böyle ağır sonuçları olan iş kazasında 30.000 TL yerine 20.000 TL manevi tazminata karar verilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, ancak öncelikli istemlerinin bakıcı gideri yönünden düzelterek bakıcı gideri alacağının da kabulüne karar verilmesi, bakıcı giderine karar verilmesi durumunda usul ekonomisi gereği İlk Derece Mahkemesinde yeniden yargılama yapılmaması için manevi tazminat bakiye alacağından vazgeçecekleri beyanı ile bakıcı giderine yeniden İlk Derece Mahkemesince karar verilmesi görüşünde olunması durumunda ise bakıcı gideri ve 30.000 TL üzerinden manevi tazminata karar verilmesini talep ettiklerini iddia ederek kararın alacak kalemlerinde açıklanılan ve hesap neticesi ıslah harcı da önenen bakıcı gideri tazminatı da eklenerek adil sürede yargılama hakkı ve usul ekonomisi gereği düzelterek onanması, aksi görüşte olunması durumunda mümkünse yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda bakıcı gideri yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından davacı lehine bakıcı giderine hükmedilmemesinin gerek usul hukuku, gerek dosya esası bakımından yerinde olduğunu, bir an için aksi kanaat halinde işbu talep tarihi itibariyle sözde bakıcı gideri iddiasına karşı zamanaşımı defi ve hak kazanmadığına dair itirazları çerçevesinde esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kusursuz olduğunu, davalı tarafından yapılan ödemeler ile SGK tarafından yapılan peşin sermaye değeri ödemesi ve buna ek olarak ... Sigorta tarafından işveren mali mesuliyet sigortası kapsamında yapılan ödeme mahsup konusu edildiğinde herhangi bir hak ve alacak kalmadığının anlaşıldığını, bu mahsuplaşmanın, günümüz itibariyle enflasyon ve asgari ücret değerleri bu derecede yükselmemiş iken, 07.02.2012 tarihinde hesap bilirkişi Mustafa Uslu tarafından huzurdaki dosya üzerindeki incelemesi ile yapıldığını ve bilirkişi raporunda, bakiye alacak bulunmadığının açıkça ifade olunduğunu, ancak davacı tarafın bu rapora itirazları doğrultusunda kazalı işçinin maluliyet oranı birkaç sağlık kurumu ile tekrar tespit olunarak en yüksek değer olarak bulunan %92'ye ulaşıldığında söz konusu maluliyetin sürekli veya geçici olduğu gözetilmeden hesaplamaya girişildiğini, halbuki, bu hususta davacı tarafça SGK Müdürlüğüne başvurulmuş ise de, 06.05.2016 tarihli cevabi yazıda açıkça Adli Tıp Kurumu raporlarının ilam hükmü taşımadığı ve söz konusu maluliyet oranının daha öncesinde peşin sermaye değeri ödemesi yapılan %41,2’lik orandan çok yüksek olduğu ve böyle bir tamamlama ödemesi yapılamayacağının ifade edildiğini, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu, Mahkemece kabulüne karar verilen maddi tazminat tutarının son derece fahiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya veya davacının yakınlarına yapılan toplam 21.920 TL tutarın tamamının hastane masrafı olmadığını, şöyle ki, belgelerle sabit olan 5.920 TL tutarın tamamının hastane masrafları bedeli olmayıp bazı ödemelerin tazminat avansı mahiyetinde ödendiğini, davacıya müvekkili şirket yetkililerince yapılan 12.000 TL nakit para verildiği ve 4.000 TL bedelli boyunluk alındığının da davacı tarafa teklif edilen yemin ile ispatlandığını, hal böyleyken Mahkemece her aşamada nazara alınması hukuken zaruriyet teşkil eden ödeme defi nazara alınmaksızın hüküm kurulmasının son derece hatalı olup bu yönüyle de kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, zira yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu husustaki haklı savunmalarını doğrular nitelikte olduğunu, bu kapsamda, davacı veya davacının babası Ramazan Karabudak’a imza karşılığında teslim edilen, hastane masraf bedeli adı altında yapılan 5.100 TL ile 16.820 TL tutar ile diğer makbuzlu ödemeler olan 5.920 TL olmak üzere toplam 31.840 TL’nin tamamının ise tazminat tutarından mahsup edilmesi gerektiğinin açık ve ortada olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, vekalet ücretinin düzeltilmesi gerektiğini savunarak kararın ortadan kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükme esas alınan kusur raporu, kaza tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu 77 nci maddesi ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetmeliğine uygun olduğundan kusura yönelik davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, iş kazasından doğan davalarda maluliyet tespiti yönteminde kaza tarihinde (2007) yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesi gereği maluliyet oranı öncelikle SGK Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilip itiraz halinde Adli Tıp İhtisas Kurulundan rapor alınması ve her iki rapor arasında varsa çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gerektiği, bu nedenle somut uyuşmazlıkta ATK Genel Kurulunca belirlenen %92 oranında maluliyetin kabulünde hata görülmediği, davacının, dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu ve Mahkemece de hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü kapsamında talebin özgülenmesi hususunda kesin bir önel de verilmediğinden, davacının ıslah dilekçesi ile harcını da yatırmak suretiyle maddi tazminat kalemlerinden olan bakıcı gideri talep etmesinde Kanun'a aykırılık bulunmadığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının %92 olduğu ve bir başkasının yardımına muhtaç olduğu sabit olmakla ayrı bir kalem olarak bakıcı giderinin de hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile bu isteğin reddinin doğru görülmediği, davacının maddi tazminat talebini ıslah ettiği 20-06-2018 tarihli hesap raporundaki veriler esas alınarak işlemiş (bilinen) devre olarak 20.06.2018 tarihini ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikler yansıtılmayarak davacının bakıcı gideri alacağına hak kazandığı gözetilerek, SGK tarafından sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi kısımları davalı ve sigorta tarafından yapılan ödemelerin mahsubu ile sonuca gidilmesi gerekirken davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin 27.11.2018 tarihli raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yapılan hesaplamaya göre; davacı ...’ın 30.04.2007 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucu %92 maluliyeti sebebiyle uğradığı maddi zararının (20.06.2018 hesap raporu tarihi itibariyle) 114.400,89 TL, bakıcı giderinin ise 375.744,54 TL olmak üzere toplam 490.145,43 TL olduğunun tespit edildiği, manevi tazminata yönelik taraf vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; 26.06.1966 gün, 7-7 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı gerekçesinde belirtilen hususlar ile dosya kapsamına göre tarafların sosyal ve ekonomik durumları davacı işçinin kusur durumu ve özellikle davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarı gözetildiğinde Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/52 Esas, 2020/167 Karar sayılı kararının düzeltilip yeniden esas hakkında karar verilmek üzere HMK'nın 353-1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 114.400,89 TL maluliyetten kaynaklanan zarar ile 375.744,54 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 490.145,43 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000 TL manevi tazminatın 30.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2.6100 sayılı HMK nın 110 ncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

3.Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

2. Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2.Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

3.Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.