WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/8551 E.  ,  2024/2872 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2063 E., 2022/678 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/297 E., 2021/108 K.

Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılardan... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılardan... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı işveren .... - .... - ... Adi Ortaklığı'nın İstanbul 3. köprü inşaatında dinamit ateşleyicisi olarak 2014-2015 yılları arasında çalıştığını, 15.01.2015 tarihinde ....plakalı aracın sürücüsü ... idaresinde iken İstanbul ili, Uskumruköy mah. 3. Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara otoyol şantiyesi üzerinde toprağın kayması sonucu 10 km aşağıya yuvarlandığını, iş kazası neticesinde davacının yaralandığını, kaza nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/69788 sor. numarası ile dosya açıldığını, davacının uzun süre hastanede kaldığını, ağır derecede yaralanan çok sayıda ameliyat geçiren uzun süre tedavi gören müvekkilinin ve ailesinin tarifinin imkansız ızdırap ve acı çektiklerini, kaza nedeniyle davalı şirket tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, maddi olarak da büyük kayıp yaşadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... AŞ ile ... ve ... Adi Ortaklığından 100.000,00 TL manevi tazminatın ise davalı ... ve ... Adi Ortaklığından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı vekiline 20.02.2019 tarihli celsede Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı gözetilerek hangi davalıya karşı davasını yönledireceği konusunda süre verilmiş, davacı vekili 21.02.2019 tarihli dilekçesiyle müvekkilin çalıştığı şirketin... İnşaat İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. olması sebebiyle bu şirkete husumet yönelterek yargılamaya devam edilmesini talep etmiştir.

3. Davacı vekili 21.12.2020 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 275.249,06 TL'ye artırarak davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özet olarak; .... plakalı araç müvekkili şirket tarafından 07.10.2014-07.10.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 376481714 no.lu Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, olayın, toprak kayması sonucu davacının içinde bulunduğu aracın yuvarlanması sonucu meydana geldiğini karayolunda gerçekleşen bir kaza olmadığından, olayın trafik kazası olarak nitelemenin hukuken mümkün olmadığını, beyanla müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özet olarak; iş bu davanın tüzel kişiliği haiz olmayan bir adi ortaklığa karşı açılmış olduğunu, Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin ortağı bulunduğu adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığını, adi ortaklığın üzerine düşen yükümlülüklerinin yerine getirdiğini ve söz konusu iş bu yargılamaya konu kaza ile ilgili bir kusurunun olmadığını, tazminata dayanak olayın 3. Kişinin kusuru sebebiyle gerçekleştiğinden uygun illiyet bağının kesilmiş olup, müvekkili şirketin sorumluluğunun ortadan kalkttığını, işverenin sorumluluğunu gerektirecek iş kazalarında dışsallık unsurunu sağlayan üçüncü kişinin, işverenin, işçinin ya da işyeri ortamındaki araç, gereç ve makinelerin etkileri olduğunu, işçinin ya da üçüncü kişinin isteyerek meydana getirdiği zararlar iş hukuku anlamında iş kazası sayılmaz ve işverenin sorumluluğunu doğurmayacağını, iş kazasının gerçekleşmesinde işçinin kusuru varsa, uygun illiyet bağı kesilir ve işverenin sorumluluğunun ortadan kalkacağını, işverenin iş kazasından doğan sorumlulğunu ortadan kaldıran sebeplerin bir diğeri ise üçüncü kişinin yaptığı kusurlu davranış nedeniyle uygun illiyet bağının kesilmesi olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olup, adeta zenginleşme aracı olarak kullanılmak istendiğini, davanın 7 sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini savunarak davanın müvekkili şirket yönünden usulden reddine, aksi halde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ... S.p.A Ankara Şubesi vekili cevap dilekçesinde özet olarak; müvekkili şirketin adi ortaklık gerekli tedbirlerini alarak üzerine düşen tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, müvekkili şirkete atfı kabil bir kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, adeta zenginleşme aracı olarak kullanılmak istendiğini, mükerrer kazancın önüne geçmek adına sigorta şirketince davacıya yapılan ödeme olu olmadığının incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; “Davaya konu olay, 15.01.2015 tarihinde 08.45 sıralarında, Uskumruköy Mah. Boğaziçi Beton Şantiyesi Mevkii, Sarıyer-İstanbul adresinde meydana gelen, davalı adi ortaklık tarafından yapılan 3. Köprü İnşaatında ateşçi olarak çalışan Davacı ... Ceritlinin, ...'ın yönetimindeki 2013 model Mitsubishi L200 çift kabinli dört çeker 34 KN 2719 plakalı araç ile seyir halinde iken toprağın kayması ve aracın kayan toprakla birlikte açılan çukura yaklaşık 10 metre yükseklikten yuvarlanmasıyla maluliyetine sebep olacak şekilde yaralanmasından kaynaklandığını, sürekli iş göremezlik oranının %42 olarak tespit edildiğini, her ne kadar SGK tahkikatı sonucu, davalı işverene %90, dava dışı ... Doğan isimli şoför'e %10 oranında kusur yüklenmiş ise de Mahkememizce talimat yoluyla alınan kusur raporunun dosya kapsamına daha uygun olduğu, dava dışı şoför ...'ın yol kenarında emniyet şeridi uyarısı bulunmayan servis güzergahında araç kullanırken, aracın yolun kenarındaki uçuruma düşme tehlikesinin daha çok olduğunu bilmesi ve aracı kullanırken daha dikkatli olması gerektiği, sahip olduğu E sınıfı ehliyetin bu yükümlülükleri getirdiği ve bu yükümlülüklere aykırı araç kullanan dava dışı ...'ın, kendisi ile birlikte davacı ve diğer işçilerin hayatını tehlikeye attığı kanaatine varılarak kusurunun %10 olmayacağı, bu sebeple talimat yoluyla iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetçe verilen raporun itibar edilebilir olduğu sonucuna varılarak işverenin %70, dava dışı ...'ın %30 kusurlu olduğunun kabul edildiği, davacının maddi zararının tespiti için dava dosyası aktüerya bilirkişisi Cesarettin Korkmaz'a tevdii edilmiş, 06.11.2020 havale tarihli ek aktüerya raporunda; 15.01.2015 tarihinde İş kazası sonucu 15.01.2016-29.04.2016 arası çalışamamış, devamında %42 sürekli iş gücü kaybına uğramış olan davacı ...’nin iş gücü (efor) kaybından kaynaklanan maddi zararın, SGK Geçici iş göremezlik ödemesini aşan miktarı 275.249,06 TL olarak aktüerya bilirkişi tarafından hesaplandığı, davacının çektiği elem ve ızdırabın kısmende olsa hafifletilmesine yönelik olarak talep edilen manevi tazminat miktarından indirim yapılarak 42.000,00 TL manevi tazminat takdir olunduğu, davalı ... A.Ş.'nin poliçe limitleri ile sorumlu tutulduğu, davacı vekili 21.02.2019 tarihinde mahkememize vermiş olduğu dilekçe ile adi ortaklığı oluşturan şirketlerden... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye karşı davayı yönelttiklerini ve yargılamanın bu davalıya karşı yöneltilmesini talep ettiğinden adi ortaklığı oluşturan ... S.p.A (merkezi İtalya) Ankara Şubesi'ne karşı hüküm kurulmadığı belirtilmekle beraber karar başlığında, Astaldii S.p.A (merkezi İtalya) Ankara Şubesi ibaresine yer verildiği, hüküm fıkrasında da; "Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 275.249,06 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı ... A.Ş.'nin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 42.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2021 tarihli ek kararıyla davalı ... S.p.A. Ankra Türkiye Şubesi vekilinin karar başlığından müvekkili şirketin çıkartılmasına dair talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; olayın kara yolunda gerçekleşmemiş olduğunu, trafik sigortacısı olan müvekkili şirketin dava konusu olayda sorumluluğu bulunmadığını, mücbir sebep nedeniyle kusur bulunmadığını, dava konusu olayda kusura dayanak kanunun, KTK değil İş Kanunu ve İş Güvenliği Mevzuatı olduğunu, trafik sigortacısı olan müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kendisinden beklenebilecek tüm özen ve yükümlülüklere uygun davrandığını, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, dosyada emniyet kemeri takılmamasının müterafik kusur olduğunu, en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, dava konusu kazanın iş kazası olduğunu, PSD tutarının tazminattan mahsubunun gerektiğini, mahsup yapılmışsa da hatalı yapıldığını, müşterek müteselsil olarak ve eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, davacının olay tarihinde elde ettiği gelirin tereddüte sebep verilmeksizin tespit edilmesi gerektiğini, mevcut maluliyet raporunda kaza ile illiyeti bulunmayan arazların da tespit edildiğini, davacının gerçek geçici iş göremezliğinin zaten SGK'ya bildirilmiş olduğunu, SGK tarafından ödendiğini, varsayıma dayalı geçici iş göremezlik süresi tayin edip hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, temerrüt tarihinin hatalı olarak belirlenmiş olduğunu belirtmiştir.

2.Davalı... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının maluliyet oranının %60'ın altında olmasına rağmen pasif dönem hesaplaması yapılmış olduğunu, davacının iş gücü kayıp oranının kesinleşmemiş olduğunu, kesinleşmeden alınmış raporlarla verilmiş hükmün açıkça yasaya aykırı olduğunu, atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu, mahkemece itirazlarının giderilmediğini, dosya kapsamında alınan hesap raporunun denetime elverişli olmadığını ve raporun hükme esas alındığını, raporda davacının gelirine fazla mesai ödemelerinin dahil edildiğini, davacının gelirine fazla mesai ödemelerinin eklenmesini kabul etmedikleri gibi davacının 53 yaşından sonra fazla mesai yapabilecek şekilde çalışmasının beklenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında mahkemece alınan kusur bilirkişiler kurul raporunun denetime açık, oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, davacı kazalı işçinin sürekli iş göremezlik oranının dairemizce de benimsenen yerleşik Yargıtay 10. Hukuk Dairesi kararlarına uygun olarak belirlendiği, (SGK kurum: %42, SGK Yüksek Sağlık Kurulu %42, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu %42) hesap bilirkişisi raporu düzenlenirken kurumca yapılan ödemelerin ve bağlanan gelirlerin gözetildiği, davalıların sorumluluklarına yönelik mahkeme tespitinin yerinde olduğu, tazminatlar için faiz başlangıç tarihlerinin doğru olarak belirlendiği, kaza tarihi, tarafların kusur durumları, davacının sürekli iş göremezlik derecesi, paranın satın alma gücü ve manevi tazminatın özelliği gözönüne alındığında hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçeleriyle... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. Vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle: karayolunda gerçekleşmeyen bu kaza için Karayolları Trafik Kanunu ve Sigorta Genel Şartları kapsamında sorumlulukları olmadığını heyelan-toprak kayması açık bir mücbir sebep olarak değerlendirilerek sorumluluklarına gidilemeyeceğini, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında verilen kusurdan müvekkillerinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle kusur oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, maddi tazminat hesabının asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini beyanla maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu fazi başlangıcının hatalı belirlendiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş kazası gerçekleşmesine herhangi bir sorumluluğunun olmadığını tanık ... beyanına göre dava harici sürücünün dikkatini yola vermeden aracı kullanması nedeniyle kazanın gerçekleştiğini, bu nedenle olayla illiyet bağının sürücü eylemi ile kesilmiş olduğunu, sürekli iş göremezlik oranı %60 altında olduğundan pasif devre hesabının yapılmaması gerektiğini, emeklilik tarihini 60 yaşından başlatılmak yerine sigortalılığa giriş tarihi itibariyle emekli olması gerektiği tarih dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, sürekli iş göremezlik oranının kesinleştirilmediğini, hesap raporunun denetime elverişli olmadığı gibi hangi ücretin dikkate alındığının da anlaşılamadığını, fazla mesai ücretinin hesaba dahil edilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazasına uğraması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "taraf değişikliği" konusunda aynı Kanun'un 124 üncü maddesi "hükmün kapsamı" açısından aynı Kanun 297 nci maddesidir.

3. Değerlendirme
1.Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149 uncu (HMK’nın 28 inci) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.

2.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294 üncü maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanun'un 297 nci maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.

3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir Mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.

4.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde ise;

“(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren Mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

5.Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298 inci maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.

6. Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/21-23 E., 268 K., 2012/6–97 E., 203 K., 2012/10–149 E., 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

7. Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, adi ortaklık sözleşmesi, yeni bir hukuki varlığa vücut vermez, meydana gelen topluluğun bir bütün olarak medeni hakları kullanma yeteneği yoktur. Ortaklık dava ve taraf ehliyetine sahip olmadığı gibi, ona karşı da, dava açılamaz. Ortaklığı ilgilendiren haklar ve borçlar bakımından bütün ortakların birlikte davacı ve davalı olarak katılmaları gerekir.

8. 6100 sayılı HMK'nun 118.maddesinde "Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Mahkemenin adı.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
g) Dayanılan hukuki sebepler.
ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.

(2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.

9. Aynı Kanun'ın 124 üncü maddesinde ise "(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." düzenlemesi yer almaktadır.

10. Somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesinde sigorta şirketi yanında "... ve ... Adi Ortaklığını" davalı olarak gösterdiği, davaya adi ortaklığı oluşturan... İnşaat Sanayi Ve Ticaret AŞ ile (İtalya Merkezli) ... S.p.A Ankara Şubesi vekillerinin cevap verdikleri, yargılamanın devamında 20/02/2019 tarihli ara kararla davacıya adi ortaklığı oluşturan şirketlere karşı husumetteki hatanın düzeltilmesine yönelik süre verildiği, davacı vekilinin de 21.02.2019 tarihli dilekçesiyle adi ortaklığı oluşturan şirketlerden ".... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş." aleyhine davaya devam edeceğini beyan ettiği, ancak mahkemece verilen kararda davalı ... S.p.A ... Şubesi davalı olarak gösterilmek, hüküm kısmında da maddi tazminat yönünden iş bu davalının da sorumlu olduğu karardan anlaşılmakla beraber, gerekçede bu tespitle çelişir şekilde davacının adi ortaklığı oluşturan şirketlerden... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye karşı davayı yönelttiği için adi ortaklığı oluşturan ... S.p.A. Ankara Şubesi yönünden hüküm kurulmadığı belirtilerek karar verildiği anlaşılmıştır.

11. Her ne kadar davalı ... S.p.A 31.05.2021 tarihli dilekçesiyle dosyada taraf olmaktan çıkartılmasını talep etmiş ise de Mahkemenin 04.06.2021 tarihli ek kararıyla iş bu istem reddedilmiş ve verilen bu ek karar istinaf ve temyiz kanun yoluna taşınmamış ise de; verilen asıl kararın ilamın icrasında tereddüte mahal vereceği ve yukarıda açıklanan açık kanuni düzenlemelere aykırı olduğu ve HMK'nun 369/1 inci maddesi kapsamında re'sen temyiz incelemesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.

12. Bu açıklamalar doğrultusunda; davacı vekilinin dava dilekçesinde adi ortaklığa husumet yöneltmekle, iş bu adi ortaklığı oluşturan tüm ortaklara husumet yöneltme iradesini ortaya koyduğu, nitekim yargılamanın devamında ... S.p.A şirketi yönünden davadan feragat ettiğine dair bir beyanın da dosyada bulunmadığı açıktır. Bu durumda davacı vekiline HMK 119/2 gereğince aynı maddenin 1-b.maddesine göre adi ortaklığın dava ve taraf ehliyetine sahip olmaması nedeniyle iş bu adi ortaklığı oluşturan şirketlerin unvan ve adreslerini ikmal etmesi için kesin süre verilmesi, kesin süre içerisinde verilen dilekçe dikkate alınarak taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam olunması gerekirken, yazılı şekilde karar başlığında davalı olarak gösterilen ve hükümde maddi tazminat alacağından sorumlu olduğu anlaşılan ... S.p.A şirketi hakkında gerekçede bu durumla çelişir mahiyette sorumlu olmadığına dair karar tesisi, ayrıca manevi tazminat hükmünde de davalıların sorumlu olduğu anlaşılacak şekilde davalılar ibaresi yazıldıktan sonra bu tazminattan... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin sorumlu olduğunun belirtmesi de hatalı olmuştur.

13. İlk Derece Mahkemesince anılan hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

14. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar ile davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek, bozma sebeplerine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır

VI. KARAR:
1. Davalılardan... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş. vekilleri tarafından temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz eden ilgililere iadesine,

4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.