10. Hukuk Dairesi 2022/8491 E. , 2024/1524 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1078 E., 2022/1037 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/321 E., 2020/370 K.
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İnşaat Taah. Nak.Peyz.Tem. Pet. Asfalt Maden. Taş Ocağı İşlet. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İnşaat Taah. Nak.Peyz.Tem. Pet. Asfalt Maden. Taş Ocağı İşlet. San ve Tic A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... temizlik işyerinde alışmakta olduğu sırada davalılardan ...'ya ait, davalı ... sevk ve idaresindeki ve davalı ... tarafından sigortalanmış ... plakalı aracın çarpması sonucunda yaralandığını, % 17 oranında iş göremezliğe uğradığını, kaza sırasındaki net maaşının 1.300,00 TL olduğunu, yemek ve yol sosyal haklarının olduğunu, iş kazasıda davalı işveren ve sürücünün kusurlu bulunduğunu, maddi ve manevi zararlarının bulunduğunu beyanla, maddi tazminat için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan ve 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 122.150,26 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ...... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinden ayrıldıktan sonra bisikleti ile kaza geçirdiğini, olayın bir iş kazası olmadığını, görev itirazlarının bulunduğunu, kazada kusurun davalı sürücü ve kazalıda olduğunu, eğitim verilmiş olmasının dava ile ilgisinin bulunmadığını, davacının asgari ücret aldığını, istenen manevi tazminatın fahiş olduğunu, kaza tarihinde .... Sigorta tarafından işveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinin bulunduğunu ve davanın sigorta şirketine ihbarını istediklerini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu iş kazası hakkında taraflarına bildirim yapılmamış olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taşeron firma çalışanı olduğunu emir ve talimat yetkisinin ilgili firmada olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, taraflarına atfı kabil bir kusur bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ....plakalı aracın 26.04.2012-2013 tarih aralığında .... numaralı ZMM Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı kusuru ile sınırlı olarak azami limitin 225.000 TL olduğunu, maddi ve tedavi giderleri için teminatın sorumlulukları oranında geçerli olduğunu, kusurun, maluliyetin belirlenmesi ve aktüeryal hesaplama yapılmasının gerekli olduğunu, SGK tarafından rücuya tabi ödemelerin nazara alınmasının gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderlerinden sorumlu olmayacaklarını, dava tarihinden faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
4.Davalı ... cevap dilekçesi vermemiş ancak 22.12.2015 tarihli celsede; açılan davayı kabul etmediğini, kendisinin herhangi bir kusuru olmadığını, çünkü davacının kendisinin gelip araca çarptığını, bu nedenle yaralandığını, ...'nın kendisinin kardeşi olduğunu, kullanmış olduğu kazaya karışan aracın ruhsat sahibi olduğunu beyan etmiştir.
5.Davalı ...'ya usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş ancak davaya herhangi bir yanıt verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; iş kazası sonucu oluşan maddi ve manevi zararları giderme yükümlülüğü kusura bağlı sorumluluğun bir sonucu olduğu, somut olayda, bu davalı ...'nın işveren olmadığı gibi kayıt maliki bulunduğu kazaya karışan aracı belli bir amaç için kullanana teslim etmediği, meydana gelen kaza olayında herhangi bir kusurunun da bulunmadığı yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi, Kurum raporu ve dosya kapsamına göre sabit olduğundan bu davalı aleyhine açılan davanın reddine diğer davalılar yönünden 122.150,26 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan ... dışında kalan davalılardan (davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak ve faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabul edilmek sureti ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar .... Belediyesi, ...... Şirketi ve ...'dan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İnşaat Taah Nak.Peyz.Tem. Pet. Asfalt Maden. Taş Ocağı İşlet. San ve Tic A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen iş kazasından davalı belediyenin sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle husumetten reddi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... İnşaat ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, maluliyet oranı kesinleşmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3.Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan istinaf başvurusunda bulunan vekillerin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İnşaat Taah. Nak.Peyz.Tem. Pet. Asfalt Maden. Taş Ocağı İşlet. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; meydana gelen iş kazasından davalı belediyenin sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığını, bu nedenle husumetten ve esastan reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... İnşaat ...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; sürekli iş göremezlik oranının Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınacak raporla kesinleştirilmesi gerektiğini, amirlerine haber vermeden görev alanını terk edip kendi bisikleti ile işyeri sınırıları dışında seyrederken kazanın gerçekletiğini, olayın iş kazası olarak nitelenemeyeceğini, bu hususta tespit davası açtıklarını, kabul anlamına gelmemekle beraber olayda müvekkili yönünden illiyet bağının da kesilmiş olduğunu, araç sahibine ilişkin kusur incelemesi yapılmamasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; araç işleteni ...’nın sorumlu tutulmamasına karşın müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, işverenlikler kusurunun müvekkiline yüklenemeyeceğini sorumluluğun müteselsil olmadığını, maddi tazminat fer’ilerinden de tazminatla sınırlı sorumlu tutulması gerektiğini, manevi tazminat taleplerine ilişkin husumet yöneltilmediği halde Mahkemece manevi tazminata ait vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir.
"Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir.
"Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir.
"İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı Kanun hükümleri ile ilgili yönetmelik hükümleridir.
"İşleten ve Sigorta şirketinin sorumluluğu" açısından 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ile 92 nci maddelerinde yer alan düzenlemeler ile sigorta genel şartlarıdır.
3. Değerlendirme
a) Olayın iş kazası olarak tespiti yönünden yapılan incelemede;
1.Kurumun iş kazası tahkikatının ve giderek zararlandırıcı olayın iş kazası olup olmadığının tespitinin açılan tazminat davalarına doğrudan etkisi bulunmaktadır.
2.Şöyle ki; iş kazasından kaynaklanan tazminat davaları nitelikçe Kurumca karşılanmayan zararların tahsiline ilişkin davalar olduğundan mükerrer tahsile neden olunmasının önüne geçebilmek için iş kazası sigorta kolundan Kurumun hak sahiplerine bağladığı gelirlerin tespiti ile bunun hesaplanan maddi tazminattan tenzili gerektiği gibi, tek başına manevi tazminat davası açılması durumunda dahi mahkemenin görevine ilişkin neticeleri bulunmasından dolayı (olay iş kazası değilse yargılama iş mahkemelerinde yapılamayacağından) Kurumun iş kazası tahkikatı ve giderek olayın taraflar için iş kazası olarak tespit olunması önem arz etmektedir.
3. Somut olayda, davaya konu 10.10.2012 tarihli zararlandırıcı olay SGK tarafından iş kazası olarak tespit edilmekle beraber davalılardan ... Şirketi tarafından olayın iş kazası olmadığının tespiti istemiyle dava açıldığının beyan edilmiş olması karşısında iş bu dava dosyası sonucu beklenerek sonucuna göre görev hususu da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
b) Kusur oran ve aidiyeti yönünden yapılan incelemede;
1.Olayın iş kazası olarak tespiti halinde olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
2.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
3.Mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar kanun koyucu tarafından 30.06.2012 yürürlük tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun) ile doldurulmaya çalışılmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 6331 sayılı Kanun ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlemesi amaçlanmıştır.
4. İşverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmekte olup ayrıca mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.
5. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. Bu açıklamalara göre, iş kazasının oluşumuna etki eden kusur oranlarının saptanmasına yönelik olarak yapılan incelemede, ihlâl edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
6. Bununla birlikte sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır (Eren, s.561). Başka bir deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.
7. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedir (Eren, s. 561). Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır.
8. Somut olayda; hükme esas alınan kusur raporuna göre davalı .....'nın kullandığı aracın trafikte seyri esnasında trafik kurallarına aykırı olarak dönüş yaptığı kabul edilerek davacının kullandığı bisiklete çarpması ile zararlandırıcı olayın gerçekleştiği kabul edilmiş ise de kaza yeri terk formunda; davalı ....'in Çınarönü Mahallesi, Çınarönü caddesi üzerinden çevre yolu istikametine doğru seyri sırasında davacının yolda bisikleti ile sola doğru dönüş yapacağını fark etmesi ile kornaya bastığı ve yoluna devam ederken davacının bisikletiyle aracın sol arka kapısına çarptığının belirtilmiş olması karşısında tutanak içeriği ile kusur raporundaki kabulün uyumlu olmadığı gibi, davalı ....'in olay anında yaptığı kural ihlalinin ne olduğu, tutanağa niçin itibar edilmemesi gerektiği raporda gerekçeleriyle tartışılarak ortaya konmuş değildir.
9. Ayrıca işverenlere, itibar edilen kusur raporunda genel olarak iş yerindeki organizasyonun iş sağlığı ve güvenliği noktasında yetersiz olduğu gerekçe gösterilerek kusur verilmiş olduğu anlaşılmakta ise de; davacının olay tarihinde ihtiyacı olduğu iddia edilen süpürgeyi alt işverene ait depodan kendisinin giderek alması sırasında gerçekleşen olayda organizasyonun ne şekilde yapılması gerektiği konusunda somut ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat ve teknolojik yenilikler noktasında açıkça gerekçeye dayanılmadan kusur oran ve aidiyetinin belirlenmediği gibi asıl işveren Belediye Başkanlığına alt işveren şirketten bağımsız şahsi kusur tayinin gerektiren sebebin gerekçesinin de belirtilmediği anlaşılmaktadır.
10. O halde Mahkemece öncelikle olayın yukarı başlıkta açıklandığı üzere iş kazası olarak tespiti halinde; olayın trafik - iş kazası niteliğinde olduğu gözetilerek iş kazasının gerçekleşmesinde trafik kuralları bağlamında, giderek iş organizasyonun iş sağlığı ve güvenliği üzerinde etkisini de kapsayacak şekilde ve davalı ... Başkanlığının asıl işverenlikten bağımsız şahsi kusurunun varlığı halinde bu durumun da rapor da gerekçeleri gösterilmek suretiyle kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti için olayın gerçekleştiği trafik-iş kazası alanında uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üçlü heyetten rapor almak, alınacak rapora göre temyiz eden tarafların sorumluluğunun bulunup bulunmadığını, temyiz etmeyen Abdulkerim yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
c) Sigorta şirketinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
1.Somut olayda davalı ...'nın kazaya sebep olduğu kabul edilen 16 BMM 39 plakalı aracın kayden maliki olduğu ve anılan davalı tarafça uzun süreli kiralama veya benzeri bir hukuksal ilişkiye dayalı olarak araç üzerindeki işletenlik sıfatının kalktığının usulüne uygun olarak ispat edilmemiş olması karşısında anılan davalının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 ve 85 inci maddeleri kapsamında kusuru olmasa dahi sürücü ...'nın kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde kusuru olmadığına işaretle hakkında ret kararı verilmesi hatalı olmuş ise de davacı tarafın anılan davalının sorumlu olduğuna ilişkin temyiz itirazı olmadığı anlaşılmakla bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Öte yandan davalı sigortanın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91 vd. maddelerine ve genel şartlara dayalı olup manevi tazminat alacağından sorumlu tutulamayacağı açıktır. Nitekim manevi tazminata ilişkin hükümde bu husus gözetilmiş ise de manevi tazminat hükümünün fer'ileri olan harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinden de davalı ... şirketinin sorumlu tutulmaması gerekirken yazılı şekilde sorumluluğuna hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
3. O halde, temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile kamu düzeni kapsamında mahkemenin görevine dair sebepler re'sen dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
1-a)Davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İnşaat Taah. Nak.Peyz.Tem. Pet. Asfalt Maden. Taş Ocağı İşlet. San ve Tic A.Ş. vekillerinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
b)İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!