10. Hukuk Dairesi 2022/7665 E. , 2023/9048 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/79 E., 2022/1026 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/130 E., 2021/520 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 10.06.2017 tarihinde iş kazası geçirerek malul kaldığını, söz konusu iş kazasının meydana gelmesinde kusurun tamamının gerekli iş güvenliği tedbirlerini almayan ve alınan tedbirlere riayeti sağlamayan davalı işverende olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili birleşen ... 3.İş Mahkemesinin 2021/78 Esas sayılı dosyası ile davacının kaza nedeni ile uğramış olduğu üzüntü nedeni ile davacı lehine 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş kazasının davacının kurutma makinasını durdurmadan silindirlerini temizlemeye çalışması nedeniyle kolunu yaralaması şeklinde meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacıya gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini verdiğini, davacının maluliyeti bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 10.06.2017 tarihinde davalı işyerinde kurutma makinasında çalışırken kumaş kalıntılarını temizlemek için makinayı durdurmadan müdahale etmesi sonucu sağ kolununu silindire kaptırması sonucunda yaralanması şeklinde iş kazası meydana geldiği ,iş kazasından dolayı tarafların kusur durumunun tespiti için alınan ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuna göre, davalı işverenin % 80, davacı işçinin de % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve kusur oranlarının, yapılacak hesaplamada gözönünde bulundurulduğu, davacının Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından meslekte kazanma gücü kayıp oranının %0 (maluliyet gerekmez) olarak tespit edildiği, yine SGK Yüksek Sağlık Kurulunca da davacının malululiyet oranının % 0 (maluliyet gerekmez) olarak belirlendiği, bu orana davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu 3.ihtisas kuruluna gönderildiği ve Adli Tıp Kurumu tarafından ''maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı'' şeklinde rapor düzenlendiği, davacı tarafça Adli Tıp Raporuna da itiraz edildiği, dosyanın ATK Genel Kuruluna sevkinin sağlanması istenmiş ise de, SGK Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu raporlarının aynı olması ve birbirini teyit etmesinden dolayı davacı vekilinin bu itirazı yerinde görülmediği, YSK raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında bir çelişkinin olmadığı ve birbirini teyit ettiği anlaşıldığından, davacının maluliyet oranının %0 (maluliyet gerekmez) olduğunun değerlendirildiği, tespit edilen kusur oranı ve maluliyet oranına göre davacının gerçek zararının tespiti için dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, davacının maluliyetinin bulunmadığı, davacıya sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmadığı, SGK tarafından davacıya toplam 11.460,20 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığı, davalı şirket tarafından davacının tedavi giderleri için toplam 4.393,00 TL ödendiği, davacının iş kazasından kaynaklı geçici iş göremezlik zararının 788,82 TL olduğu, davacının tedavi giderleri için ödediği 4.393,00 TL'den davacının alacağından mahsubu sonucu davacının maddi zararının bulunmadığı sonucuna varıldığı, manevi tazminatın ise olayın oluş şekline, kusur oranlarına, maluliyet oranına, davacının duyduğu elem ve ızdırabın derecesine, paranın alım gücü, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtadı birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi ile hak ve nesafet kurallarına göre takdir edildiği gerekçesi ile birleşen dosya yönünden; davacının, manevi tazminat talebinin kısmen kabülü ile, 3.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 10.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl dosya yönünden; davacının, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, mahkemece tespit edilen maluliyet oranının hukuka aykırı olduğunu, kusur raporunun hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükme esas alınan 17.04.2019 tarihli kusur raporunun, iş kazasının meydana geldiği alandan seçilen ve aynı zamanda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı olan bilirkişiler tarafından ve kaza tarihi itibarıyla uygulanması gerekli 6331 sayılı Kanun ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlendikleri, gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli oldukları, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından mahkemece “kazanın meydana gelmesinde davacının % 20, davalı işverenin % 80 oranında kusurlu bulunduklarının kabulünde isabetsizlik görülmediği, maddi tazminat miktarının tespiti için alınan 09.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun, yasal düzenlemeler ile yerleşik yargısal kararlara uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, işgöremezlik oranı, olay tarihi dikkate alındığında yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının muayenesinin bizzat Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesince yapılmamış olması neticesinde, eksik ve gerçeğe aykırı meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespitine dayalı olarak hesap bilirkişisi tarafından yapılan tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, işverenin kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
C.A Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre davacı lehine manevi tazminatın 3.000 TL olarak hüküm altına alındığı, bu tazminat hükmünün Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davacı vekilinin, reddedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istemi yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!