WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/7576 E.  ,  2023/9144 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/94 E., 2022/23 K.
KARAR : Ret

Taraflar arasında görülen aylık miktarının yanlış hesaplandığı iddiası ile eksik ödenen aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair, karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dilekçesiyle; müvekkilinin 10.06.2009 tarihinden bu yana davalı iş yerinde halıda oymacı olarak çalışmakta iken daha önce olduğu gibi ustabaşı çavuşundan izin istediğini ve mutat olduğu üzere cuma ve cumartesi günleri köyde dayısının oğlunun düğünü sebebiyle iki gün işe gelmediğini, pazartesi işbaşı yaptığını, ancak arkadaşlarının kendisine her zaman olduğu gibi iki gün izinli gittiği halde dört günlük yevmiyesinin kesildiğini söylemeleri üzerine muhasebeye çıktığını, onların da dört günlüğünün kesildiğini bildirmesi nedeniyle bu kere iki gün içinde neden dört yevmiyesinin kesildiğini sorduğunda bundan böyle durumun bu olduğunun, 10.09.2009 tarihinden işine son verildiği 01.11.2014 tarihine kadar sigortasız olarak çalıştığı günlerinin de sigortalı hizmet olarak çalıştığının hüküm altına alınmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıdan tahmiline, davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirkete dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı şirketin iki haftalık yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüş, bu nedenle HMK. 322 nci maddesinin yapmış olduğu atıf nedeniyle HMK. 128 inci maddesi gereğince davalı davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.

Fer'i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının yasal dayanağının 506 sayılı Yasanın mülga 79/8. ve 5510 Sayılı Yasanın 86/9 maddesi olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğinden, işverenin kabulünün tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını, bu davaların 506 Sayılı Yasanın 79/8. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle yapılacak araştırma sonucu saptanan hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren dava tarihine kadar 5 yıl geçmiş ise, davanın hak düşürücü süre yönünden de reddini dilediklerini, davacıyla ilgili kurumları dosyası incelendiğinde davacının diğer davalı adına kayıtlı 1032984 sicil sayılı işyerine 18.10.2012 tarihinde işe girdiğinin, 28.10.2014 tarihinde işten ayrıldığının görüldüğünü, davacının bu tarihler arasında yaptığı çalışmalarının düzenli olarak kuruma bildirildiğini, kuruma bildirilen günlerinin tespitinde hukuki yarar bulunmadığını, kurum kayıtlarının resmi belge olması nedeniyle davacının resmi kayıtlarda görünmeyen hizmetinin varlığını kanıtlamasının ancak aynı güçte deliller ile mümkün olduğunu, bu iddianın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, keza Yargıtay kararları uyarınca da giriş bildirgesinden önce çalışma iddiasının reddedilmesi gerektiğini, diğer taraftan 4447 sayılı yasanın 16. maddesinde de işverenin işe girişi bildirmesinin yanında sigortalıya da işe girdiği tarihi takip eden bir ay zarfında girdiği işi kuruma bildirmek hakkı tanındığını, bu hakkın tanınmasında yasanın amacının kişinin sigortasız çalışmasını önlemek olduğunu, davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin tespitinde resmi belge niteliğinde olması nedeni ile aynı güçte delil ile ispatının gerektiğini, yıllar önce bir işyerinde çalışıp, kaçak çalıştığı hakkında bu güne kadar herhangi bir şikayeti olmayan davacının bu davayı açmasında iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, davacının hizmetlerinin geçtiği dönemde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığının mahkemece araştırılması, eğer bu dönemde sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım almakta ise bu dönemde sigortalı çalışmasının bulunamayacağının göz önüne alınması gerektiğini, davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını, bu itibarla kurum kayıtları ile çelişen davanın reddini dilediklerini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla bil farz dava kısmen de olsa kabul edilse dahi davayı kurumlarının tahrik etmediğinden ve kusuru da bulunmadığından yargılama gideri ve ücreti vekaletle sorumlulu tutulmaması gerektiğini, arz ve izah edilen sebeplerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, ilk bozmadan önceki kararı ile davanın kabulüne dar karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin, 10.11.2014 tarihli ve 2014/15317 Esas, 2014/23308 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda 22.05.1985-13.02.2012 tarihleri arasında kesintili 1479 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesine tabi sigortalılığı bulunan davacının, sigortalık süresinde, basamaklar ve basamakta bekleme sürelerinde taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.

01.01.2000 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'un 39. maddesi ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11 inci maddede, sigortalının aylığının “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlara bağlanacak yaşlılık aylığı;

a)Sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce bulunduğu gelir basamağının aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı ile,

b)Sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de dikkate alınarak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir basamakları üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınmak suretiyle bu Kanunun 36 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre bulunacak aylık bağlama oranı üzerinden hesaplanan aylığın, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarı,” toplamı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Bu yasal düzenlemeye göre; A1 aylığının hesap formülü;

01.01.2000 tarihindeki basamağının (01.07.2003) Gelir tablosu karşılığı

A1 Aylığı = Aylık gelir tutarı x ABO x 1.1.2000 öncesi hizmeti
Toplam hizmetleri

Keza A2 aylığının hesap formülü de;

A2 Aylığı= Ağırlıklı Ortalama x ABO x 1.1.2000 sonrası hizmeti
Toplam Hizmetleri

şeklinde olacaktır.

Aylık hesabında esas alınacak aylık bağlama oranlarının belirlenmesinde ise, 01.01.2000 öncesi için 1479 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddesi yollaması ile mülga 36 ncı maddenin “Yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalılara en son prim ödediği gelir basamağında en az bir tam yıl prim ödemesi koşuluyla bulunduğu basamağın %70'i oranında aylık gelir hesaplanır. Bulunduğu gelir basamak primini bir yıl ödememişse, bir önceki basamak üzerinden aylık gelir hesaplanır. Bu oran 25 yıldan fazla prim ödenmiş olması halinde fazla olan her tam yıl için %1, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşlarından sonra sigortalılığa devamda, fazla olan her tam yaş için de ayrıca %1 artırılır.

35 nci maddenin (c) fıkrasına göre bağlanacak aylıklarda ise primi ödenmemiş 25 yıldan az her tam yıl için %1 indirim yapılır.” hükmü gözetilmeli, 01.01.2000 sonrası aylık bağlama oranının belirlenmesi için ise, 4447 sayılı Kanun'la değişik anılan maddenin “Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5 takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır.” hükmü nazara alınmalıdır.

Bu şekilde belirlenecek aylık bağlama oranları ile hesap edilen A1 ve A2 aylıklarının toplamı, 01.07.2003 tarihi itibarıyla aylık miktarını oluşturur. Bu tutara 2003 yılı Ocak ayından itibaren ödenmesi gereken sosyal destek ödemesi tutarından 2003 yılı Temmuz ayına kadar kümülatif TÜFE oranı kadar düşüldükten sonra kalan miktarın 01.10.2008 tarihine kadar gecen sürelere ilişkin hesaplanacak kısmi tutarı eklenerek 2004 yılı Ocak ödeme döneminden 2007 yılı Temmuz dönemi dahil aylıklara uygulanan artışlar uygulanmak suretiyle (A) aylığı 2008 yılı Ocak dönemine, sonrasında, 2008 yılı dahil olmak üzere tahsis talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak tahsis talep yılının Ocak ayına taşınır.

Bu aşamadan sonra 01.10.2008 sonrası sigortalılık süreleri esas alınarak 5510 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereği aylık hesabı yapılmalıdır. Anılan yasal düzenlemeye göre Aylık= Ortalama Aylık Kazanç x Aylık Bağlama Oranı formülüne göre hesaplanır.

Ortalama Aylık Kazanç ise 2008 yılı Ekim ayı (dahil) ve sonraki her yıla ait prime esas kazancın, ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşecek güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, 2008 yılı Ekim ayı (dahil) sonrası prim ödeme gün sayısına bölünmek suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın 30 katıdır.

Burada prime esas kazanç tutarının belirlenmesi üzerinde durmakta fayda vardır. Bilindiği gibi 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre “4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Aylık prime esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir.

b) Sigortalı aynı zamanda işveren ise aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalıların prime esas günlük kazancının en yükseğinin otuz katından az olamaz. …”. Anılan hüküm çerçevesinde 01.01.2009 tarihi sonrası dönem yönünden sigortalı tarafından beyan edilen günlük kazanç belirlenmeli, beyan bulunmadığı takdirde prime esas günlük kazanç alt sınırı esas alınarak prime esas aylık kazanç tutarı tespit edilmeli, 01.10.2008-01.01.2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise, prime esas kazanç beyan edilmemesi hâlinde, sigortalının daha önce bulunduğu en son gelir basamağına karşılık gelen tutar esas alınarak prime esas kazanç tespit edilmelidir.

Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı %90'ı  geçemez. 30.04.2008 tarihi ve öncesi sigortalılığı bulunup Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Yasanın yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için %3 oranı esas alınır.

Açıklanan yöntemle hesaplanan yaşlılık aylığı; sigortalının fiili çalışma süreleri için prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep yılına ait Ocak ayı itibariyle belirlenen ortalama aylık kazancının %35’inden, sigortalının talep tarihinde bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa %40’ından az olamaz.

Bulunan tutarın 01.10.2008 sonrası prim gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmi aylık (B) hesap edilecektir. Sigortalının aylığı (A) ve (B) kısmi aylıklarının toplamından oluşur. Bu şekilde bulunan tutar, tahsis talep yılının ocak ayındaki aylık tutarıdır. Bulunan miktarın tahsis tarihine göre Ocak ve Temmuz ödeme dönemlerinde uygulanan artış oranları kadar arttırılması sonucu tahsis tarihindeki aylık miktarı belirlenir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yukarıda açıklanan yasal yönteme uygun hesaplama yapılmadığının anlaşılması nedeniyle anılan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle, Kurumdan başlangıçtan itibaren davacıya ay be ay ödenen aylıklarla, bağlanan aylıkta esas alınan tüm verileri içeren davacının tahsis dosyası celp edilmeli, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi " gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilk bozma sonrasındaki kararı ile; "...Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek yargılamaya devam edilmiş ve Kurumdan davacının tahsis dosyası celp edilerek farklı bir bilirkişiden yeniden rapor alınması yoluna gidilmiştir.

Bu doğrultuda alınan bilirkişi raporunda 01.03.2012 tarihinden geçerli olmak üzere davacıya ödenmesi gereken maaşın 958,33 TL olduğu bildirilmiş ve Mahkememizce bu doğrultuda davanın kabulüne; davacıya 01.03.2012 tarihinden geçerli olmak üzere ödenmesi gereken maaşın 958,33 TL olduğunun tespitine dair karar verilmiştir.

C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile; "...Mahkemece, bozma sonrası aldırılan hesap raporunda A1 aylığı bakımından yapılan tespit ve irdelemeler yerinde ise de, A2 ve B aylıkları bakımından davalı Kurum verileri ile karşılaştırma yapılmaksızın ve Kurumdan ayrılma yönleri de belirlenmeksizin hatalı veriler ile yazılı şekle karar verildiği gibi, sosyal destek ödemesinin de kısmileştirmeden aylık miktarının tespiti yoluna gidildiği anlaşılmakta olup, B aylığı bakımından (5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci ve 29 uncu maddelerince belirlenen) esas alınması gereken prime esas kazancın da ne suretle belirlendiği hususunda bilgi bulunmamaktadır.

Bilindiği gibi 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre “4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Aylık prime esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir.

b) Sigortalı aynı zamanda işveren ise aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalıların prime esas günlük kazancının en yükseğinin otuz katından az olamaz. …”. Anılan hüküm çerçevesinde 01.01.2009 tarihi sonrası dönem yönünden sigortalı tarafından beyan edilen günlük kazanç belirlenmeli, beyan bulunmadığı takdirde prime esas günlük kazanç alt sınırı esas alınarak prime esas aylık kazanç tutarı tespit edilmeli, 01.10.2008-01.01.2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise, prime esas kazanç beyan edilmemesi hâlinde, sigortalının daha önce bulunduğu en son gelir basamağına karşılık gelen tutar esas alınarak prime esas kazanç tespit edilmelidir.

Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı %90'ı  geçemez. 30.04.2008 tarihi ve öncesi sigortalılığı bulunup Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Kanun'un yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için %3 oranı esas alınır.

Açıklanan yöntemle hesaplanan yaşlılık aylığı; sigortalının fiili çalışma süreleri için prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep yılına ait Ocak ayı itibariyle belirlenen ortalama aylık kazancının %35’inden, sigortalının talep tarihinde bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa % 40’ından az olamaz.

Bulunan tutarın 01.10.2008 sonrası prim gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmi aylık (B) hesap edilecektir. Sigortalının aylığı (A) ve (B) kısmi aylıklarının toplamından oluşur. Bu şekilde bulunan tutar, tahsis talep yılının ocak ayındaki aylık tutarıdır. Bulunan miktarın tahsis tarihine göre ocak ve temmuz ödeme dönemlerinde uygulanan artış oranları kadar arttırılması sonucu tahsis tarihindeki aylık miktarı belirlenir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında, ilk bozmamız çerçevesinde uygun bir hesap raporu aldırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmekle..." verilen kararın bozulmasına dair karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulması yönünde karar verilerek yargılamaya devam edilmiş ve Kurumdan davacının tahsis dosyası celp edilerek farklı bir bilirkişiden yeniden rapor alınmıştır. Alanında uzman bilirkişiden bozma ilamına uygun ve denetime elverişli raporda, SGK tarafından davacıya 01.03.2012 tarihinden geçerli olarak bağlanan yaşlılık aylığının 853,87 TL olduğu bu miktara bağlanan aylığın %4 tutarı olan 34,16 TL ek ödeme ilave edildiğinde toplam olarak 888,03 TL aylık bağlanması gerektiği hesaplanmış olup, Kurum tarafından hesaplanan miktar da aynı olduğu için davacı alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bu doğrultuda alınan bilirkişi raporunda 01.03.2012 tarihinden geçerli olmak üzere davacıya ödenmesi gereken maaşın 888,03 TL olduğu, davacının davalı Kurumdan herhangi bir alacağı bulunmadığı, Kurum tarafından yapılan hesaplama ve tespitlerde herhangi bir hata olmadığı bildirilmiş ve Mahkememizce bu doğrultuda davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hakkında bağlanan aylığın hatalı olarak hesaplandığını ve eksik ödendiğini, buna göre davanın kabulü yerine reddine dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın kabulü yerine, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı Kurumca bağlanan yaşlılık aylığı miktarının eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ile bağlanan aylık miktarının hatalı olup, olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.