WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/6046 E.  ,  2023/5997 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1537 E., 2022/420 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/285 E., 2019/303 K.

Taraflar arasındaki davacının davalı yanında 15.08.1993-01.12.1995 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespiti ile beraber 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında geçtiğinin tespiti ve buna göre itibari hizmet sürelerinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalı işyerinde 15.08.1993-23.08.2002 tarihleri arasında sırasıyla muhabir ve haber müdürü olarak çalıştığını, 15.08.1993-01.12.1995 tarihleri arasındaki çalışmalarının SGK'ya bildirilmediğini, davacının gazeteci olması nedeniyle 5953 sayılı Basın İş Kanunu'na tabi olması gerekirken davalı işyerinde 4857 sayılı İş Kanunu'na göre çalıştırıldığını, itibari hizmet süresinin hesaplanması gerektiğini beyanla davacının davalı işyerinde 15.08.1993-01.12.1995 tarihleri arasında çalıştığının tespitini ve tescilini, tespit talep edilen dönemde dahil olmak üzere davacının davalıya ait işyerinde 5953 sayılı Kanuna tabi olarak çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, kurum kayıtlarının aksinin eşdeğer nitelikte yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini, tanık anlatımlarına dayanarak davanın ispatlanma olgusunun kabul edilemez olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı işveren cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesince, "....15.08.1993-01.12.1995 tarihleri arasında primi ödenecek gün sayısı 825 gündür. 506 sayılı Kanun'a 11.08.1977 tarih ve 2098 sayılı Kanun ile eklenen 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanun ile değişik ek 5 inci madde IV bendi’ne göre her tam yılı için, hizalarında gösterilen 90 gün, sigortalılık süresi olarak eklenir. Buna göre davacının itibari hizmet süresi (çalışılan gün x 0,25) formülü ile (825 gün x 0,25)=206,25 gün =206 gündür.

Davacıya ait hizmet cetvelinde, davacının 01.01.1996-2000/2. dönem arasındaki çalışmaları davalı işyerinden, 2000/2.dönem-31.08.2002 tarihleri arasındaki çalışmaları ise ... işyerinden 2 (basın) olarak SGK’ya bildirilmiştir. Dosyada mübrez ticaret sicil kaydına göre, ...’in davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olup davalı şirket ile arasında organik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, davacının davalı ve davalıyla arasında organik bağ bulunduğu anlaşılan dava dışı ... işyerinde 01.01.1996-31.08.2002 tarihleri arasında geçen ve primi ödemiş 6 yıl, 8 ay (2160 gün+240)= 2400 günü dikkate alınarak itibari hizmet süresi aşağıda hesaplanarak sayın mahkemenin takdirlerine sunulacaktır.

Buna göre itibari hizmet süresi (2400 gün x 0,25)=600 gündür.Tüm dosya kapsamından, toplanan delillerden, dinlenen tanık beyanlarından, dosya kapsamıyla uyumlu bilirkişi raporundan, davacının hizmet sözleşmesi içeriğinden, sarı basın kartı beyannamesinde belirtilen tariflerden Cumhurbaşkanlığı, İletişim Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin mahkememize göndermiş olduğu 17.06.2019 tarihli yazı cevabı ve eklerinden, davacının 15.08.1993 - 01.12.1995 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet aktiyle çalıştığına mahkememizce kanaat edinildiğinden davacının davasının kabulüne, 15.08.1993-01.09.1994 tarihleri arasında 376 gün günlük 83,250 TL ücretle, 01.09.1994-01.09.1995 tarihleri arasında 360 gün günlük 139,125 TL ücretle, 01.09.1995-01.11.1995 tarihleri arasında 60 gün günlük 271,542 TL ücretle, 01.11.1995-01.12.1995 tarihleri arasında 30 gün günlük 277,120 TL ücretle hizmet akdi ile davalı işveren nezdinde çalıştığının tespitine, davacının 15.08.1993-01.12.1995 tarihleri arasında geçen çalışmaları nedeniyle 206 gün itibari hizmet süresinin olduğunun tespitine, bu hususun davacı emeklilik talebinde bulunduğunda kurum tarafından dikkate alınmasına dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, kayıtlı tanıkların dinlenmesi gerektiğini, Kurumun fer'i müdahil olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kurumun istinaf isteminin reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davanın eksik araştırmaya dayalı olarak karar verildiğini belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında hizmet tespiti istemi ile beraber iddiaya konu tüm hizmetlerin 5953 sayılı Basın İş kanunu Kapsamında geçip geçmediği hususu ile bu nedenle davacının itibari hizmet süresinden faydalanma hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu maddesi ile beraber ek 5 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2.506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79/10 uncu maddesinde; “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır” hükmü yer almaktadır.

3.506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Yukarıda sayılan belgelerin ve bu kapsamda işe giriş bildirgesinin süresi içerisinde kuruma verilmesinden önceki döneme ilişkin dönemler hak düşürücü süreye tabi olur ise de, sonraki süreler bakımından hak düşürücü süre söz konusu olmayacaktır.

4.Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21 - 43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını yada kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez.

5.Anılan maddenin yorumunda Yargıtay uygulamasına göre, sigortalının çalıştığı işyerinden askerlik nedeniyle ayrılıp terhisini müteakip aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi durumunda, davacıya ödenen ücretten sigorta priminin kesildiği hallerde, Kurumun denetim elemanlarınca davacının çalışmasının tespit edildiği durumlarda hak düşürücü süreden bahsedilemez. Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2003 gün ve 2003/10-7 E., 2//353 K.; 27.04.2011 gün ve 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı ilamlarında da, benimsenmiştir.

6.Eldeki davada ise, davacının 01.01.1996 tarihi itibari ile bildirimlerinin davalı iş yerinden yapılmaya başlandığı, organik bağlı olduğu kabul edilen ...'e ait iş yerinden en son 31.08.2002 tarihine kadar bildirimlerin devam ettiği ve davacının da davasını 16.10.2018 tarihi itibari ile açtığı dikkate alınarak, davacının istemi bakımından hak düşürücü süre irdelenmeli ve oluşacak sonuca göre yeniden bir karar verilmelidir.

O hâlde, davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.