10. Hukuk Dairesi 2022/5837 E. , 2024/4285 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3581 E., 2022/112 K.
KARAR : Davacı yönünden esastan ret, davalılar yönünden kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/189 E., 2021/206 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından, temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının 02.07.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin olayda bir kusuru olmadığını, 2 numaralı davalının inşaatında çalışırken meydana gelen bir iş kazasında müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/54 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, haksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini, diğer davalının inşaatında çalışırken meydana gelen bir kazasından ... ... şirketinin sorumlu tutulamayacağını, davalı tarafın iddialarının tamamen asılsız olduğunu ve meydana gelen olayda ... ... Şirketinin kusursuz olduğunu, davacı işçiye gerekli tüm teçhizat ve emniyet kemeri verildiğini, gerekli iş güvenliği eğitimlerinin de verildiğini ifade edilerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara 41. İş Mahkemesi 2018/189 Esas sayılı dava yönünden: davanın kısmen kabulü ile 92.981,28 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Ankara 15. İş Mahkemesi 2021/221 Esas sayılı birleşen dava yönünden: davanın kabulü ile 108.276,62 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dayanak bilirkişi raporlarında Ankara İnşaat Sanatkarları Esnaf Odasınca bildirilen emsal ücretler nazara alınarak yapılan hesaplamalar üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, ancak bildirilen ücretlerin dahi müvekkilinin kaza tarihindeki gerçek ücretinin oldukça altında olduğunu,davacının günlük 50,00 TL/ Net ücret mukabili, Dış Cephe Kaplama/ Prekast Montajı Ustası olarak çalıştığını bu nedenle müvekkilinin alacağının eksik ve hatalı belirlendiğini, davacı işçinin %15 müterafik kusuru bulunduğundan bahisle maddi tazminat tutarı hesaplanmış ise de kazanın meydana gelmesinde müvekkiline atfı kabil bir kusur bulunmadığını, işbu kaza neticesinde bakıma ve yardıma muhtaç hale geldiğini, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının son derece düşük olduğunu, asıl ve birleşen davalar bakımından, davacı tarafından yatırılan harçların iadesi yönünde hüküm kurulmuş olup, davacı yanca yatırılan harç ve yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine hükmedilmesinin gerektiğini beyanla kararı istinaf etmiştir.
2.Davalı ... Mobilya İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece kaldırma gerekçeleri dikkate alınmadan yani gerek kusur raporlarındaki çelişki giderilmeden, gerekse usuli kazanılmış hakları göz ardı eden aktüerya bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkilin kusurunun bulunmadığını, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/54 E. sayılı dosyasında yargılama yapıldığını ve alınan bilirkişi raporunda davacının "şahsi emniyet ve güvenliklerindeki ihmali nedeniyle 1. derecede-asli oranda kusurlu" olduğunun belirtildiğini, davacının aylık gelirinin gerçeğinden yüksek kabul edilerek hüküm kurulduğunu, davacının ücretinin asgari ücret olduğunu ayrıca bilirkişinin ek rapor için dosyayı teslim aldığı tarihte itirazlarının UYAP sisteminden alınıp bilirkişiye ulaştırılmadığını ve usul hatası yapıldığını, aktüerya bilirkişi raporunda, taraflar lehine usulü kazanılmış hakların dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zamanaşımı itirazı konusunda değerlendirme yapılmadığını, dava konusu olayın 02.07.2007 yılında meydana geldiğini, birleşen davanın ise 12.02.2021 tarihinde açıldığını, yani dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış olup, bu nedenle zamanaşımı def'inde bulunduklarını beyanla kararı istinaf etmiştir.
3. Davalı ... İnş. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle: hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmediğini, asgari ücret tutarının üzerinde hesaplanan ücret tutarının taraflarınca kabul edilmediğini, kaldı ki, bilirkişi tarafından da 20.01.2020 tanzim tarihli kök raporunda, istinaf sonrası yapılan emsal ücret araştırmasında Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirlenen nitelikte emsal ücret belirlenemediğini, bu haliyle maddi tazminat hesabı yapılmasının mümkün olmadığını, buna rağmen ek raporda, istinaf öncesi alınan emsal ücret yazısı dikkate alınarak seçenek hesap yapılmasının hukuka ve yasaya uygun olmadığını, asgari ücret oranı üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, davaya konu kazanın, davacı işçinin kendi ihmali ve kusuru nedeniyle meydana geldiğini, kazada müvekkile kusur yüklenilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/54 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacının "şahsi emniyet ve güvenliklerindeki ihmali nedeniyle 1.derecede-asli oranda kusurlu" olduğunun belirtildiğini, davacının tüm talepleri yönünden zamanaşımı def'ini tekrarladıklarını ayrıca birleşen dava yönünden müvekkili lehine usuli kazanılmış hakkın korunmadığını, bu yönüyle usule ve yasaya aykırı ilamın kaldırılması gerektiğini beyanla kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya kapsamından, 02.07.2007 tarihinde davalılardan Soysal Mühendislik tarafından üstlenilen inşaatın yapımı işinde diğer davalı ... işçisi olarak çalışan davacının, üzerinde çalıştığı iskeleden düşerek yaralandığı, celbedilen 18.04.2014 tarihli Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Sağlık Kurulu Kararına göre davacının sürekli iş göremezlik kayıp oranının %13 oranında olduğu, 15.09.2019 tarihli bilirkişi raporu ile olayın meydana gelmesinde, davalı asıl işveren Sosyal Müh. İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.’nin %25, alt işveren ... ... Dekorasyon Mob. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin %40, ... ...’nın %5, ... ...’in %5, ... ...’ın %5, ... Sayın’ın %5 ve davacı işçinin %15 oranında kusurlu oldukları, olayın meydana geliş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında, yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin, müvekkilinin ücretinin günlük 50 TL olduğunu iddia ettiği, davalı vekilinin davacının ücretinin asgari ücret olduğunu iddia ettiği, dosya kapsamında bozma sonrası emsal ücret araştırması için yazılan müzekkerelere olumsuz cevap verildiği, bilirkişi tarafından, brüt asgari ücret tutarının 488,70 TL olduğu 2005/2. ayda dava dışı işyerinden PEK tutarının 600,00 TL olarak bildirildiği, davaya konu iş kazasının ise 2,5 yıl sonra gerçekleştiği dikkate alındığında, Ankara İnşaat Sanatkarları Esnaf Odasının 02.10.2015 tarihli yazı ekinde bildirilen, asgari ücrete ortalama oranı 1,45 olarak belirlenen tutarın gerçek ücret kazancı olduğunun beyan edildiği ve Mahkemece hükme esas alındığı anlaşılmakla, belirlenen ücretin dosya kapsamına uygun olduğunun değerlendirildiği, davacı yararına hükmedilen 25.00,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu, bu nedenle asıl davada davacı için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, davalılar vekillerinin, birleşen dava yönünden zamanaşımı itirazında bulundukları, 02.07.2007 tarihli iş kazası neticesinde, yaralanan davacı bakımından gelişen bir durumun ya da müstakbel (gerçekleşecek-gelecek) bir zararın söz konusu olmadığı tüm dosya içeriğinden ve özellikle davacının maluliyetine ilişkin rapor ve belgelerden açıkça anlaşıldığı, dolayısıyla, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin olay tarihi olduğu, bu açıklamalar doğrultusunda, dava konusu olayın 02.07.2007 yılında meydana geldiği, birleşen davanın ise 12.02.2021 tarihinde açıldığı, yani birleşen davanın, dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde olduğu, Mahkemece zamanaşımı nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun manevi tazminat ve birleşen davada zamaşımı itirazı yönünden kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-b 2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Ankara 41. İş Mahkemesi 2018/189 Esas sayılı dava yönünden: davanın kısmen kabulü ile 92.981,28 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 02.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Ankara 15. İş Mahkemesinin 2021/221 Esas sayılı birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davanın, dava zamanaşımı geçtikten sonra açıldığından bahisle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında TBK'nın 146 ncı maddesi ( BK m 125) hükmü gereğince uygulanacak zamanaşımı süresi 10 yıl ise de zamanaşımının başlangıç tarihinin maluliyetin kesinleştiği tarih olduğunu, kesin maluliyet oranının Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezinin 18.04.2014 tarihli raporu ile belirlendiğinden, zararın öğrenildiği / zamanaşımının başladığı tarihin de bu tarih olarak kabulü gerektiğini, diğer taraftan, dava konusu iş kazasına sebebiyet veren eylemin aynı zamanda suç teşkil etmekte olduğunu, iş kazası tarihinde geçerli olan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60/2 nci ve aynı yöndeki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1 inci maddesine göre uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 146 ilâ 161 nci maddeleri, Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 125 ilâ 140 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İş kazası ve meslek hastalığından işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından 6098 sayılı Kanun’un 146-161 inci (818 sayılı Kanun’un 125-140) maddelerinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
2. Nitekim 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yine 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinde benzer bir düzenleme ile, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi hem de 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımı süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı (818 sayılı Kanun md.125) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
3. Türk Borçlar Kanunu’nun 149 uncu maddesi (818 sayılı Kanun md.128 ) uyarınca ise zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir.
4. Gelinen bu noktada iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır.
5. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4-470 Esas, 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
6. Hukuka aykırı bir ... işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için ... tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır.
7. Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran ... veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.
8. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran ... veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK'nın 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 Esas, 2002/874 Karar sayılı kararı).
9. Nitekim HGK'nın 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10-906 E.- 2024/104 K. sayılı ilamında da "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir." şeklinde belirtilmiştir.
10. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 02.07.2007 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde yaralanan davacının Kocatepe SSGM'nin 18.04.2014 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik oranının %13 olarak tespit edildiğine, yardıma muhtaç olmadığına ve kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği anlaşılmıştır.
11.Bu açıklamalara göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %13 olduğunun Kocatepe SSGM'nin 18.04.2014 tarihli raporu ile tespit edildiği gözetildiğinde, davacının zararının bu tarihte belli olduğu anlaşılmaktadır. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olduğundan zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında açılan birleşen davanın zamanaşımına uğradığından söz etmek mümkün değildir.
12. Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin 12.02.2021 tarihli birleşen davasının zamanaşımına uğradığından bahsedilemeyeceğinden davacının tazminat istemleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
13. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile dikkate alınarak bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!