10. Hukuk Dairesi 2022/5568 E. , 2024/6050 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2609 E., 2022/182 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/496 E., 2021/180 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının asıl ve birleşen maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları ile manevi tazminat talep etme hakkı saklı kalmak kaydı 100,00 TL maddi tazminatı kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili, 21.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 198.481,63 TL ye artırdıklarını, öte yandan mahkemenin 27.03.2019 tarihli ara kararı ile davacı lehine hükmedilen 70.000 TL geçici ödemenin, icra takibi yoluyla davalıdan 26.04.2019 tarihine kadar işlemiş yasal faiziyle tahsil edilmiş olduğundan yapılan 70.000 TL geçici ödemenin artırılan maddi tazminat tutarından mahsubu ile bakiye 28.481,63 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 70.000 TL geçici ödemenin ise 27.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinde bulunmuştur.
3.Davacı vekili 20.10.2020 tarihli birleşen dava ile 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacının çalışanı olmadığını bu nedenle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosyada alınan 12/07/2016 tarihli kusur bilirkişi heyeti raporuna göre, iş kazasının meydana gelmesinde davalı ...'ın % 30, diğer davalı ... İnşaat Otom. Tic. Ltd. Şti.'nin % 70 oranında kusurlu olduklarını, davacı işçinin ise kusurunun bulunmadığını belirtmişlerdir. Düzenlenen rapor ayrıntılı ve gerekçeli olup, dosya kapsamına uygun düşmekle hükme esas alınmıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, İstanbul Kurum Sağlık Kurulu'nun 24.10.2019 tarih ve 41008664 karar sayılı kararı ile davacının maluliyet oranının % 42 olarak belirlendiği ve kontrol muayenesinin gerekmediğine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 29.03.2019 tarihli ara kararı ile "Davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kabulü ile takdiren 70.000,00 TL(yetmiş bin tl) geçici ödeme bedelinin kaza tarihi olan 11/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... İnşaat otomotiv ve Tic. A.Ş ve ... İnşaat -Dilber ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Hükmedilen 70.000,00 TL geçici ödeme bedelinin davalılar tarafından davacıya ödendiği takdirde davanın davacı lehine sonuçlanması durumunda hükmedilecek tazminattan mahsubuna," karar verilmiştir. Bu kapsamda aktüerya uzmanı bilirkişi Avukat Arzu Aksoy tarafından düzenlenen raporda, 2.alternatif hesaplama ile davacının ücreti TÜİK kaydına göre belirlenerek talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 198.481,63 TL olduğu bildirilmiştir. Düzenlenen rapor ayrıntılı ve gerekçeli olup, dosya kapsamına uygun düşmekle hükme esas alınmıştır. Yargıtayın içtihatlarında belirlendiği gibi manevi tazminatın sınırı tazminatın amacına göre özel hal ve şartlar dikkate alınarak öbjektif ölçüler kullanılmak suretiyle belirlenmelidir. Davacının kaza tarihinde 36 yaşında olduğu, olay sonucu % 42 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmıştır. Davacı yararına B.K. 56 ncı maddesi ve 1966 tarih, 7/7 sayılı İ.B.K. şartları oluşmuştur. Tarafların mali içtimai durumu, paranın alım gücü, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki rayiçler, davacının yaşı, kusur durumu, manevi tazminatın niteliği dikkate alınarak hakkaniyete uygun, takdiren 90.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle,
Asıl davanın kabulü ile 128.481,63 TL maddi tazminatın 11.08.2012 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Birleşen davanın kısmen kabulüne,
Birleşen dosya yönünden 90.000,00 TL manevi tazminatın 11.08.2012 iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama konusu iş kazası nedeniyle müvekkili davacının %42 oranında malul olduğu tespit edilmesine rağmen talep ettikleri bedelin büyük bir oranının reddine gidildiğini,
Davalı işverenlerin tam kusurlu bulunmasına rağmen manevi tazminat bedelinde bu hususun dikkate alınmadığını,
37 yaşında geçirdiği iş kazası neticesinde değneklere bağımlı durumda hayatını geçirmek zorunda kaldığını, eşi ve çocuklarına gerekli desteği sağlayamadan bir yaşam sürmesinin manevi dünyasında telafisi mümkün olmayan ağır sonuçlar meydana getirdiğini, müvekkili davacının zararının bir nebze de olsa karşılanması amacıyla davanın açıldığı ancak "kısmen reddi" şeklinde karar verildiğini, iş kazasının oluş şekli, kusur oranları, müvekkili davacının yaşı ve bilirkişi raporlarının dikkate alınmaması, yerel mahkemece eksik inceleme ve delillerin yanlış değerlendirilmesi neticesinde kararın tesis edildiğini manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesi gerekliliğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde.bilirkişi raporunda müvekkili davalının %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı halde, hükmedilen tazminatın tamamından sorumlu tutularak belirtilen tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verildiğini,
- Müvekkili davalı ile herhangi bir hukuki bağı bulunmayan işçilerin yaptıkları işlerle ilgili olarak, inşaatta iş güvenliğini temin etme sorumluluğu, diğer davalı ... İnşaat'a ait olduğunu,
-Farklı alanlarda çalışan farklı firmalara ait işçiler bulunduğunu ve kendi planları doğrultusunda ilerlediklerinden yaptıkları tüm eylemlerin taraflarınca bilinmesinin mümkün olmadığını, tazminat sorumluluğunun doğmayacağını,
-Mahkemece hükmedilen tazminat miktarlarının çok fazla ve ölçü olmadığını, yeniden esas hakkında karar verilmesini veya kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekliliğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
3.Davalı ... İnşat vekili istinaf dilekçesinde, dosyada bulunan SGK kayıtlarından görüldüğü üzere, davacı tarafın müvekkili bu şirketin çalışanı olmadığını, ... İnşaat'ın çalışanı olduğunu, ancak bu durumun bilirkişi raporunda ve kararda dikkate alınmadığını,
-Müvekkili şirketle ... İnşaat arasında imzalanan sözleşme de anahtar teslim ve götürü bedel üzerinden anlaştıları, taşeronun kendi işçilerinin maruz kaldığı iş kazası sonucu meydana gelen tüm zararlardan sorumlu olacağının belirtildiği, müvekkili şirketin bu sebeple sorumlu bulunmadığını,
-Davacının müvekkili şirketle iş akdinin bulunmadığı için işe alma ve işten çıkarma yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini,
-Müvekkil şirket yönünden sorumluluk doğacaksa bile ... Sigorta şirketi tarafından all risk sigortası bulunduğundan, sorumluluk doğacaksa da bu sigorta şirketine ait olacağını,
-Davacının kendi kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğini, bu durumun davacı tanıklarının çelişkili beyanlarında da bulunduğunu,
-Davacı işçinin kazadan sonra bir özrü bulunmadığını, tedavi edildiğini, buna rağmen Yerel Mahkemece hatalı bilirkişi raporlarına göre fahiş derece de maddi ve zenginleşmesine sebep olacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesine yönelik verilen karar ve ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, davacı ile davalıların kusur durumlarının tespiti için alınan kusur bilirkişi raporunun ehil ve konusunda uzman bilirkişiler tarafından tanzim edildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, davalılara izafe edilen kusur oranının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği, bilirkişi raporunun tarafların görev ve sorumlulukları ile kusur oranlarının belirlenmesi açısından dosya kapsamı ile örtüştüğü, bu nedenle ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin 12.07.2016 tarihli rapora itibar edilerek karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. İşçinin geliri, iş görebilirlik çağı, iş görmezlik ve karşılık kusur oranları, Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan ilk peşin sermaye değeri gibi tüm verilere göre yapılan maddi tazminat hesaplamasında hata bulunmadığı, 60 yaş sonrası için yapılan hesaplama ile SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin rücu edilebilecek miktarın tazminattan mahsup edilmesinde hata bulunmadığı, hesaplamanın daha önce bu tür davalara bakan Yargıtay Dairesinin içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun olduğu, taraflarca açıkça uygulanacak yaşam tablosuna itiraz olmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince hesap bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış, bilirkişi tarafından belirlenen tazminat miktarından davacıya yapılan 70.000 TL geçici ödemenin mahsup edilerek hüküm kurulduğu belirlenmiştir. Ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarında hata bulunmamaktadır... " gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ile davalı ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13,16,18 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Dava, 11.08.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, SGK'da 11079.12.41 sicil no.lu dosyada asıl işveren olarak işlem gören davalılardan.... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. aynı Kurum dosyasında anılan sicil no.lu işyerinin 025 aracı kodu ile alt işveren olarak kayıtlı bulunan diğer davalı ..., sözkonusu... Konutları inşaatı işinde inşaatın Blok 8 in sıva ve boya işlerini üstlenmiş olup kazalı davacı zemin +3. katta havalandırma boşluğu şaft bölümünde alçı sıva işini yaparken üst katlarda kalıp sökümü yapan işiçilerin 10x10 cm ebadındaki tahtanın davacının üzerinde bulunduğu kalasa çarpması sonucu kalasın ikiye bölünmesiyle birlikte kazalı bulunduğu kattan zemine düşerek %42 oranında sürekli iş göremezliğe girecek şekilde yaralanmış olup mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davalı asıl işveren ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş.'nin %70, kazalının işvereni ve alt işveren Dilber ...'ın %30, kazalının kusursuz bulunduğu şeklinde belirlenen kusur dağılımına göre hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
2.İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğudur.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, hükme esas alınan kusur raporunun, İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, beyin kanamasında kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının da bedensel faktörler olarak etkili olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği ve bu durumun olayın uygun illiyet bağını oluşturabileceği ve kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
3.Buna göre somut olayda, mahkemece alınan kusur raporunun kazanın oluşuna uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Raporda, kazanın meydana gelmesinde,davacı kazalının sıva yaptığı sırada üst katlarda kalıp söküm yapan işçilerin düşürdüğü tahta parçalarının neden olduğu böylelikle söküm işi yapan ve kalıpları düşürerek kazaya sebebiyet veren kişilerin kusur durumları tartışılmadığı gibi davacıya emniyet kemeri kullandırmayan, bir darbe sonucu çöken iskeleyi sağlam malzemelerden kurmayan alt işverenin de takdir edilenden fazla kusurlu olduğu gözetilmemesi de hatalıdır.
4.Tüm yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa maddeleri doğrultusunda, mahkemece yapılacak iş; anılan kazaya ilişkin ceza ve rücu dosyalarının olup olmadığı araştırılarak varsa bu dosyalar celbedilmeli, anılan dosyalarda alınan kusur oranları da irdelenerek, verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, (gerçek kişi davalılar hakkındaki ceza kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılması suretiyle sonuçlanması gözetilip olaya ilişkin şahıs kusurları bu çerçevede irdelenerek), kazanın meydana geldiği iş kolunda uzman farklı bir bilirkişi heyetinden; dosyada mevcut rapor ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasında varsa çelişkileri giderecek ve yukarıda anılan hususları da irdeleyerek kazanın oluşuna uygun bir rapor alarak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
5.O halde, davacı vekili ile davalı ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz edenlerin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ve davalı ... İnşaat Otomotiv ve Tic. A.Ş. vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!