10. Hukuk Dairesi 2022/4896 E. , 2023/8703 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3622 E., 2022/471 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/312 E., 2017/98 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 3201 sayılı Kanun Kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 10.06.2014 tarihli tahsis talebine istinaden sigortalılık başlangıcının Fransa'da ilk işe giriş tarihi olan 15.01.1975 tarihi olarak tespitinin istendiğini ve Kurum tarafından kabul edildiğini, 3600 günlük emeklilik işleminin 15.01.1975 olan işe başlangıç tarihi olarak yapılmadığını, geriye doğru gidilerek maaş hesabı yapıldığını, bu doğrultuda davacının hak etmiş olduğu emekli maaşının hesaplanmasında hata yapıldığını, emsallerine göre yapılan ödemelerin altında bir ödeme olduğunun aşikar olduğunu, kurumla şifaen yapılan görüşmelerde bir sonuç alınamadığını, emekli maaşındaki eksikliklerin davacının mağduriyetine neden olduğunu, açıklanan nedenlerle yurtdışı borçlanması sonucu Kurumca belirlenen ilk işe giriş başlangıç tarihinin 15.01.1975 olarak düzeltilmesiyle bu başlangıç tarihi dikkate alınarak hesaplanacak yeni maaşının davacıya bağlanmasını ve eksik ödenen maaş farklarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın haksız ve yersiz açılmış bir dava olup, reddinin gerektiğini, davacının Türkiye’de geçen 1400 günü ile 3201 sayılı Kanun'a göre yapmış olduğu yurtdışı hizmet borçlanmasının birleştirilerek toplam 3600 gün üzerinden, elde ettiği prime esas kazançlar dikkate alınarak 01.07.2014 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlandığını, kurum işleminin davacı tarafın iddialarının aksine kanuna uygun olarak hesaplandığını, kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiş, açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 25.04.2017 tarihli kararı ile "...Celp ve tetkik edilen dosyalar, gelen müzekkere cevapları, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, davacının toplam 3600 günlük borçlanmasının, ilk işe giriş başlangıç tarihi 15.01.1975 tarihi olarak düzeltilmesi ve aylığının bu tarih baz alınarak hesaplanması, buna göre yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti ve yaşlılık aylığında oluşacak farkın faizi ile ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkin olduğu, somut olayda davacının 26.08.2013 tarihli dilekçe ile yurtdışında geçen çalışmalarını 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca düzenlenen borçlanma tahakkuk cetveli neticesinde, 11.10.2013 tarih ve 15509786 sayılı yazıyla 2289 gün karşılığı 24.940,94 TL’nin ödenmesi ve ödeme dekontunun müdürlüğe ibrazının gerektiğinin davacıya bildirildiği, davacının 24.10.2013 tarihinde kurum hesabına söz konusu meblağı yatırdığı, davacının 10.06.2014 tarihli elden dilekçesiyle tahsis talebinde bulunduğu, talep neticesinde Türkiye’de geçen 1400 gün ile 3201 sayılı Kanun'a göre davacının yapmış olduğu yurtdışı hizmet borçlanması birleştirilerek toplam 3600 gün üzerinden davacının elde ettiği prime esas kazançların dikkate alındığı ve 01.07.2014 tarihinden geçerli olmak üzere davacıya yaşlılık aylığı bağlandığını anlaşılmış, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre Kurumca yapılan borçlanma tahakkuk işleminin yerinde olduğu, Kurumca düzenlenen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödendiği, bu konuda Yargıtay 21. Hukuk D.'nin 03.10.2016 tarih ve 2016/13577 Esas-2016/12013 Karar sayılı ilamı ve benzer yerleşik içtihatlarınında doğrultusunda, davanın esastan reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, davacı hakkında SGK vekili, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/1503 Esas, 2017/1921 Karar Sayılı kararı ile, "....her ne kadar davacının yurtdışı çalışmasından önce Türkiye'de sigortalı çalışmaları ve dolayısıyla sigorta başlangıcı mevcut ise de, yurtdışı çalışmalarını borçlanmış olduğundan artık borçlanılan sürelerin Türkiye'de geçmiş süreler gibi değerlendirilmesi gerekir. Diğer yandan; davacının kısmi borçlanmasının borçlanma tarihinden öncesine geriye doğru gidilerek mal edilmesine yönelik bir talebi bulunmamaktadır. Yaşlılık aylığı tutarının sigortalının borçlandığı döneme göre farklılık arz etmesi nedeni ile davalı Kurum tarafından sigortalıyı bu yönde bilgilendirme yükümlülüğü de yerine getirilmemiş, aylık tutarını artıracak olan uygulamayı seçip seçmeme imkanı tanınmamıştır.
Bu nedenle; davacının, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmasının, Türkiye'de geçmiş süreler gibi yurtdışı çalışma tarihinden itibaren mal edilmesi halinde tahsis başlangıcı itibariyle alması gereken çıplak aylığı dosya re'sen seçilen bilirkişiye tevdi edilerek hesaplanmış; aylık miktarında artış olduğunun bildirilmesi üzerine hesap raporu taraflara tebliğ edilerek beyanları da alınmak üzere duruşma açılmıştır.
Sonuç olarak; davacının, davalı Kurum tarafından bağlanandan daha fazla yaşlılık aylığına hak kazandığını belirleyen bilirkişi hesap raporu, maddi ve hukuki olgularla tespit edilen verilere uygun olmakla, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 ve devamı maddelerine göre İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile; Davacının borçlandığı hizmetler Fransa çalışma başlangıcı 01.01.1987 'den itibaren ileriye doğru mal edildiğinde davacıya bağlanacak ilk aylığın Temmuz/2014 zam tutarı dahil 30 gün için çıplak 1.234,62 TL olarak tespitine...", karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ve 2017/1503 Esas, 2017/1921 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, 26.11.2019 tarihli ve 2017/6030 Esas, 2019/9073 Karar sayılı kararında; "...davacının borçlandığı ve Kurumca yapılan tahakkuka konu olan sürenin, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci madde hükümlerine uygun şekilde mal edilmesi gereği ile uyuşmazlık konusu husus yeniden usulünce incelenip, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi..." gereklerine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/2743 Esas, 2020/322 Karar sayılı kararı ile;."...3201 sayılı Kanun'un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır.
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.
Açıklamalar itibariyle, davacının borçlandığı ve Kurumca yapılan tahakkuka konu olan sürenin, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci madde hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmakla.. "Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, ... 4. İş Mahkemesinin 2016/312 Esas 2017/98 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine," dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 04.02.2020 tarihli ve 2019/2743 Esas, 2020/322 Karar Sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile;..."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Bozmaya uyma veya direnme başlığı altında 373 üncü maddesinin birinci fıkrasında ''Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilir'' hükmü, ikinci fıkrasında ise ''Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtay’ca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.'' hükmü düzenlenmiştir....
Yukarıda belirtilen hükümlere göre bölge adliye mahkemesince davanın esasına ilişkin olarak verilen iki tür kararı Yargıtay'ın temyiz incelemesine konu olabilir. Birincisi, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtay'ın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere ilk derece mahkemesine gönderilir.
İkincisi ise, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararlarıdır. Bu durumda Yargıtay'ın bozma kararı vermesi halinde dosya karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilir. Zira bozulan karar, ilk derece mahkemesi kararı değil dosyanın esasına girerek dosyanın esası hakkında yeniden verilen bölge adliye mahkemesi kararıdır. Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay’ın bozma kararına uyulması halinde bozma ilamındaki açıklamaları dikkate alarak ve HMK’nın 359. Maddesi hükümlerine göre ve 360 ıncı maddesinde yer alan, “(1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, Ilk Derece Mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, Bölge Adliye Mahkemesinde de uygulanır.” hükmü gereğince, bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanarak işin esası hakkında ve uyuşmazlığı bitirecek şekilde bir karar verilmek üzere yargılama yapılması gerekecektir.
Eldeki dosyada ise, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esastan kabulüne dair kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 26.11.2019 günlü ve 2017/6030 E., 2019/9073 K. sayılı ilamı ile kararın bozulduğu ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği gözetildiğinde, uyuşmazlığın esası hakkında HMK’nun 359 uncu maddesi hükümlerine uygun şekilde bir karar verilmesi gerekirken, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Denilerek karar 2. kez bozulmuştur.
D. Bölge Adliye Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup; yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, yasanın 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi; giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.
Açıklamalar itibariyle, davacının borçlandığı ve Kurumca yapılan tahakkuka konu olan sürenin, 3201 sayılı Kanun'un 5 inci madde hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine, dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin hatalı olduğunu isteminin kabulünün gerektiğini, aksi halde yasaların yanlış uygulanarak hak kayıplarına yol açılacağını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi ile 506 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!