WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/4294 E.  ,  2024/4114 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2399 E., 2021/1940 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/277 E., 2021/316 K.

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 08.12.2012 tarihinden itibaren 1.750 TL aylık maaşla inşaat kalfası-çavuş olarak çalışmaya başladığını, 07.02.2013 tarihinde davalıya ait işyerinin ...-Alibeyköy Baraj Yolunda aydınlatma direği dikmek için yapılan kazı çalışmaları esnasında iş kazası geçirdiğini, dava dışı işçiler Sebahattin ... ve ... ...'nın saldırısına uğradığını, işçilerden Sebahattin ...'nın çalışma sırasında iş sahasında bulunan kürekle müvekkili işçinin başına vurmak suretiyle müvekkilini ağır şekilde yaraladığını, müvekkilinin söz konusu saldırı sonucunda İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine görüldüğünü ve ameliyata alındığını, saldırıyı gerçekleştiren işçiler hakkında İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/74 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ve yargılamanın devam ettiğini, Cumhuriyet Savcılığı kanalı ile Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporda, müvekkili işçide beyin kanaması ve çökme kırığına neden olan yaralama meydana geldiğinin, söz konusu yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğunun, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının, kişide saptanan kırığın hayat fonksiyonlarının ağır ( 4 ) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun tespit edildiğini ve rapor altına alındığını, söz konusu olayın iş kazası olduğunun aşikar olduğunu, bahse konu iş kazasının meydana gelmesinden dolayı işverenin kusurlu olduğunu, işverenin gerekli önlemleri almadığını mevzuatta yer alan işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davrandığını, inşaat alanında iş sağlığı ve güvenliği için herhangi bir önlem alınmadan çalışmalar yapıldığını, işverenin çalışan işçilere iş güvenliği için gerekli olan kask, eldiven gibi araçlar vermediğini, iş yerinde güvenlik önlemlerinin de alınmadığını beyanla maddi ve manevi tazminat talebinin kaza tarihi olan 07.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işveren tarafından yürütülen bir iş dolayısıyla yaralanmadığını, işçiler arasında çıkan kavganın ne müvekkili işveren ile ne de yaptıkları iş nedeniyle ortaya çıktığını, bu nedenle olayın iş kazası sayılamayacağını, müvekkili şirket hakkında da herhangi bir ceza soruşturması da başlatılmadığını, SGK'nın da tahkikat yapmadığını, davacının yaralanmasında müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını, davacının zararının işyeri koşullarından veya işletmeye özgü tehlikeden doğmadığını, davacının dava dışı Sebahattin ile yaptığı kavgada küfür hakaret vs edip etmediği dolayısıyla kusuru olup olmadığı hususunda ceza davasının sonucunun beklenmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin işyerinde işsağlığı ve güvenliğiyle ilgili tüm önlemleri aldığını, davacının müvekkili şirketi geçmişe dönük olarak ibra ettiğini bu nedenle müvekkili hakkında dava açmasının haksız olduğunu, tüm açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Mahkeme kararının gerekçesinin yanlış olduğunu, olayın davalı işverenin bir başka personeli tarafından gerçekleştirildiğini, ancak Mahkemenin ise haksız fiili gerçekleştiren personeli, ilgisiz 3 üncü kişi olarak değerlendirdiğini, mağdur olan davacının ağır kusurlu olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, davacının Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ilk ifadesinde, Mahkemede dinlenen tanık beyanlarından davacının herhangi bir kusuru bulunmadığının sabit olduğunu, davacının eylemi gerçekleştiren personellerin daha öncede saldırısına uğradığı, akabinde işverene bildirdiği ancak buna rağmen herhangi bir tedbir almadığını bu nedenle illiyet bağının kesildiğinden bahsedilemeyeceğini istinaf kararı gereğince ceza dosyası neticesine göre kusur ve hesap raporu alınması gerektiğinin belirtildiği halde bu eksiklik giderilmeden karar verildiğini, Mahkemece davacının ceza yargılamasında kolluk, savcılık ve Mahkeme önündeki ilk ifadeleri yerine, sonradan değiştirilen ifadesine itibarla sonuca gidilmesinin kabul edilemeyeceğini, davalı işverenin, işyerinde iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almadığını, koruyucu donanımların baret vs. verilmediğini, baret olsa idi, bu ağırlıkta yaralanmayacağını, dava dışı personellere eğitim verilmediğini, davacının olay öncesi dava dışı personeller tarafından saldırıya uğradığı ve husumet beslendiğini, bu durumun davalı ile paylaşılmasına rağmen herhangi bir önlem almamış olması karşısında, salt işveren olarak kusurunun irdelenmemesi ve eksik inceleme ile karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının iş verene ait işyerinde çalıştığı esnada, diğer işçilerin saldırısına maruz kaldığı ve ağır şekilde yaralandığı, olayın meydana gelmesinde işverenin ağır kusurunun bulunduğunu, baret/kask verilmemesi nedeniyle başından aldığı darbede kafatasının kırılıp, çukur oluştuğu ve ağır şekilde yaralandığı, bundan işverenin kusurlu olduğunu, daha önce ... ... ve ... ...'nın işyerinde kalfa olduğunu, daha sonra davacının kalfa yapılması ile, bu işçilerin gurur meselesi yapılıp, davacıya husumet besledikleri, davacının, bu kişilerin davranışlarından rahatsız olup, işverene tedbirleri alması için defalarca talepte bulunduğu, işverenin davacıyı geçiştirdiği, gerekli tedbirleri almadığı ve davaya konu iş kazasının meydana geldiğini bunun işçiyi koruma ve gözetme borcuna aykırı olduğunu, işverenin basiretsizce davranarak bu olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, tanık beyanları ile de doğrulandığını, işverenin İş Kanun'un 77 nci madde yükümlülüklerine uymadığını, bu nedenlerle davalı kusurunun irdelenmesi gerektiğini, davacının ceza mahkemesi önünde sonradan değiştirdiği ifadesinin hükme esas alınmışsa da, davacıya arkadan küreğin çelik başlığı ile ... ...'nın vurduğu, olayın davacı tarafından başlatılmadığı gibi, ağır kusurlu olmadığının da ortada olduğu, Mahkemece alınan 16.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı ... ...'nın davaya konu iş kazasında %50 kusurlu olduğu ve davalı işverenin çalıştırdığı dava dışı ... ...'nın kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun belirtildiği, SGK'nın da raporunda dava dışı ... ...'nın %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği, işvereninde bu kusurdan, müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalının TBK. 55 inci maddede düzenlenen kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince yanında adam çalıştıran sıfatı ile işçisi ... ...'nın %50 kusurundan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, mahkemenin bunu görmezden geldiğini hatalı karar verildiğini, davacının Adli Tıp Raporu ile %32 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve ağır şekilde yaralandığı, Mahkemece hesap raporu alınarak karar verilmesi gerekirken usul ve kanuna aykırı şekilde red kararı verilmesinin fahiş derecede hatalı olduğu itirazında bulunmuştur.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Kanunda yapılmış bir tanımı bulunmamakla birlikte "adam çalıştıran; bir kimseyi kendisine ait bir işte, emir ve talimatları doğrultusunda çalıştırmak suretiyle, onun hizmetinden kendi menfaati için yararlanan kişidir." (..., ...; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 647). Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmadığı için sorumluluk, kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlâliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir (..., ...; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 643). Bütün bunlar yanında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk başlıklı 116 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıranın sorumluluğunun düzenlendiği 66 ncı madde ile yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu düzenleyen 116 ncı madde arasında bir kimsenin, kendi kusuru aranmaksızın, üçüncü bir kişinin fiili sonucunda sorumlu olması bakımından benzerlik bulunsa da bu iki sorumluluk hali birbirlerinden oldukça farklı kurumlardır. Adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna ilişkin 66 ncı maddenin uygulama alanı bulabilmesi için çalışanın üçüncü kişiye sözleşme dışı sorumluluk çerçevesinde zarar vermesi gerekmektedir. Başka bir deyişle zarar gören üçüncü kişi ile adam çalıştıran arasında hiçbir hukuki, özellikle de sözleşmeye dayalı ilişki bulunmamalıdır. Somut olayda zararlandırıcı olay nedeniyle yaralanan sigortalının davalı işveren yönünden 66 ncı maddede belirtilen "başkaları" terimi kapsamında olmadığı, bilakis sigortalının davalı işverenle sözleşmesel bir ilişki içerisinde olduğunun açık olması ve davaya konu ... bazında illiyeti kesen herhangi bir etkenin bulunmaması karşısında, davalı işverenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk başlıklı 116 ncı maddesi kapsamında bir sorumluluğu bulunup bulunmadığını irdeleyip değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmekteyken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve anılan hususlar bozmayı gerektirir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.