WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/4018 E.  ,  2024/7502 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2242 E., 2022/79 K
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/363 E., 2019/282 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; 07.05.1986 tarihinden 16.10.1991 tarihine kadar geçici köy korucusu olarak geçen hizmetinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde; 02.06.2007 tarihli ve 26540 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 27.05.2007 kabul tarihli Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 5673 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin sondan bir evvelki fıkrasında; “ Geçici Köy Korucusu olarak çalıştırılanlar, bu çalışmalarından dolayı 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar” düzenlemesi nedeniyle davacının sigortalı sayılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5673 sayılı Kanunla 442 sayılı Köy Kanunun 74 üncü maddesine yapılan değişiklik ile "Geçici köy korucusu olarak çalıştırılanlar, bu çalışmalarından dolayı 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar." hükmü ile geçici köy korucularının bu statü dışında bırakıldıklarının açıkça ifade edildiği, geçici köy koruyuculuğu sisteminin 1985 yılında kabul edilip yürürlüğe giren 3175 sayılı Kanunla ihdas edilmiş bulunduğu, geçici köy korucularının, kanun koyucu tarafından bilinçli bir seçimle, ülkemizde örgütlenmiş sosyal güvenlik kurumları ve kabul edilmiş sosyal güvenlik kanunları kapsamı dışında bırakıldığı, anılan kişilere farklı ve özel statü tanınarak özlük ve benzeri haklarının 442 sayılı Köy Kanunu ile bu Kanunun yollamada bulunduğu Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 sayılı Kanun ve Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında 3816 sayılı Kanun hükümlerinde düzenlenmiş olduğu, buna göre, valinin önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile görevlendirilerek, bir anlamda ataması yapılan geçici köy korucularının sigortalılık için aranan koşulları taşımamaları karşısında 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyecekleri, istihdam edildikleri İçişleri Bakanlığı ile aralarında hizmet akdi ilişkisinin kurulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı asıl, fiili çalışmasının mevcut olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca 10.12.1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 22 nci maddesinin, "Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır." hükmü, Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan, "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir." düzenlemesi, 5510 sayılı Kanun'un 92/1 maddesinde yer alan, "Kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olması zorunludur. Bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir." içerikli düzenleme ve 5510 sayılı Kanun ile düzenlemeleri büyük oranda yürürlükten kaldırılmış olan 17.07.1964 tarih, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 6 ncı maddesinde yer alan, "Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden sigortalı olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz." ifadesiyle, sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve yararlanılması zorunlu bir insan hakkı olduğunun açıkça belirtildiği, yukarıda sıralanan ulusal ve uluslararası düzenlemeler bir tarafa bırakıldığında dahi, 5673 sayılı Kanunla 442 sayılı Köy Kanunun 74 üncü maddesine yapılan değişiklik ile getirilen “Geçici köy korucusu olarak çalıştırılanlar, bu çalışmalarından dolayı 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar.” içerikli düzenlemenin 17.04.2017 tarihli 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 48. maddesiyle 5510 sayılı Yasaya eklenen Ek 15 inci maddede, "442 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince güvenlik korucusu olarak görevlendirilenler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır... düzenlemesine yer verildiği, ilk derece mahkemesince hükme dayanak alınan yasal düzenleme ortadan kaldırıldığı gibi, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 15 inci maddesindeki düzenleme ile, davacının da içinde bulunduğu köy korucusu konumunda çalışan kişilerin, hizmet akdine tabi çalışan konumunda kabul edilerek 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olarak nitelendirileceklerinin kabul edildiği, çalışma süresi çekişmesiz bulunan davacının çalışması 5510 sayılı Kanun'un Geçici 15 inci Maddesinin yürürlük tarihi öncesinde son bulmasına karşın, çalışmasının niteliğini belirleyen düzenlemeden yararlanmasını önleyici bir hüküm mevcut olmayıp; anılan maddenin altıncı fıkrasının maddenin sağladığı haklardan yararlanma konumuna bağlı olarak işveren ve ... yönünden getirilen yükümlülükler konusunda düzenleme içerdiği, maddenin 5 inci fıkrasındaki düzenlemede, davacı ile aynı tarihte çalışmaya başlamış olan bir kişinin maddenin yürürlüğe girdiği tarihte çalışmasına devam ediyor olması halinde sigortalılık tescil ve prim ödemesi yönünde işlemlerin gerçekleştirilmesini, maddenin yürürlük tarihi öncesi son bulan çalışmanın ise farklı nitelikte olduğunu öngörmesinin Anayasal eşitlik kuralı ve hukukun genel ilkeleri ile bağdaşan bir yaklaşım olarak kabul edilemeyeceği, davacının çalışmasının son bulduğu tarih gözetildiğinde, sigortalılık süresinin tespiti konusundaki dava için öngörülen hükdüşürücü sürenin geçirildiğinden söz edilebilir ise de; davacının sigortalılık süresinin tespitine ilişkin dava açması önündeki yasal engelin ortadan kalktığı tarihin hakdüşürücü süre yönünden başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, hizmet akdinin unsurlarını içeren bağımlılık ilişkisi içerisinde geçmiş olan hizmet süresine yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yürürlükten kalkmış bulunan Yasa hükmüne dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının davalıya bağımlı olarak 07.05.1986-16.10.1991 tarihleri arası dönemde geçici köy korucusu konumunda geçen çalışma süresinin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi (506 sayılı Kanun) kapsamında zorunlu sigortalı sayılmayı gerektirir konumda gerçekleştiği ve çalışma dönemindeki prime esas kazancının asgari ücret düzeyinde olduğunun tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Bakanlığı vekili, 690 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 48 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15 inci maddesindeki düzenlemenin bu Kanunun yürürlük tarihi olan 29.04.2017 tarihinde davacı ... korucusu olarak görev yapmadığından davacı hakkında uygulanamayacağını ve davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olamayacağı açıkça ortada olduğundan davanın hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının 07.05.1986 ile 16.10.1991 çalışma devresinin yasal mevzuat gereği sigortalılıktan sayılmasının mümkün olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

Feri müdahil Kurum vekili, Kanunda görevinden ayrılmış olanlar ile ilgili açık düzenleme getirildiğini, davacının 26 yıl önce görevden ayrılmış olup yasa kapsamına girdiğinin kabul edilemeyeceğini, geçici köy korucularının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabul edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 07.05.1986 ile 16.10.1991 tarihleri arasında geçici köy korucusu olarak geçen çalışmasının 506 sayılı Kanun kapsamında olduğunun kabul edilip edilemeyeceği, 690 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 48 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15 inci maddedeki düzenlemenin somut olayda uygulanma imkanı bulunup bulunmadığı hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74/2 maddesidir.

3. Değerlendirme
Köy Kanununun 13 üncü maddesinde, köye korucu tutma, köylünün zorunlu işleri arasında sayılmış; 16 ncı maddesinde, köy gelirleri, köy işlerini gören köyün aylıklı adamlarının aylık ve yıllıklarını karşılamaya yetmediği takdirde herkesin hal ve vaktine göre köy ihtiyar meclisi kararıyla köyde oturanlara ve köyde maddi ilgisi bulunanlara salma salınacağı belirtilmiş; 17 nci maddesinde, geliri yetişmeyen köylerde korucu gibi köy adamlarının aylıkları için salınacak para veya ürünlerin “köy parası” içinde yer aldığı açıklanmış; 19’uncu maddesinde, köylünün isteğine bağlı olmayarak harcanacak paralar sayılırken köy işine bakacak adamların aylığına yer verilmiştir. Kanunun “Köy Korucuları Ve Göreceği İşler” başlığını taşıyan sekizinci faslı ise 68 – 82 nci (dahil) maddelerini içermektedir. 68’inci maddede, köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy korucuları bulundurulacağı; 69 uncu maddede, her köyde en az bir tane korucu bulunacağı; 70 inci maddede, korucuların ihtiyar meclisi tarafından tutulacağı ve köy muhtarının vereceği haber üzerine kaymakamın emri ile işe başlayacakları; 72 nci maddede, korucuların köy muhtarının emri altında olduğu ve resmi işlerde onun emirlerine uymak zorunda bulundukları; 73 üncü maddede, korucuların silahlı oldukları ve kendilerine karşı gelenlerin jandarmaya karşı gelmiş gibi cezalandırılacakları; 75 inci maddede, koruculara verilecek silah ve cephanelerin Hükümet tarafından ihtiyar meclisine mazbata karşılığında demirbaş olarak teslim edileceği; 78 inci maddede, korucuların kıyafet ve silahlarının şeklinin İçişleri Bakanlığı tarafından belirleneceği, elbise paralarının köy gelirinden yılda bir kez karşılanacağı, kendilerine teslim edilen koruculuk cüzdanını sürekli üzerlerinde bulunduracakları; 80 inci maddede, görevinde kayıtsızlığı ve tembelliği görülen veya 81 inci maddede yazılı yasak işleri yapan koruculara ihtiyar meclisince önce uyarma, ikincisinde kınama cezası verileceği, üçüncüsünde ise işten çıkarılacakları; 82 nci maddede, silahını ve cephanesini kayıtsızlığı yüzünden kaybeden veya isteğiyle bir başkasının eline geçmesine sebep olan korucunun da işten çıkarılacağı açıklanmıştır.

Kanun koyucu, anılan maddelerle “köy korucusu” kavramını benimseyip buna ilişkin düzenleme yaptıktan sonra 74 üncü maddede, bu kez belirli durum ve koşullarda, bunlara yardım ve destek amacıyla “gönüllü korucu” adı altında bazı kişilerin görev yapabileceğini belirtmiştir. Maddede; ürün zamanlarında eşkıya ve çapulcuların türemesi durumunda, köy halkını yağmadan korumak için, köy muhtarı ve ihtiyar meclisince, eli silah tutan köylüler arasından gerektiği kadarının “gönüllü korucu” olarak ayrılıp, bu kişilerin adlarının kaymakama bildirileceği, kaymakamın izin vermesi durumunda bunların asıl korucularla birlikte eşkıya ve yağmacılara karşı köyü ve köylüyü koruyacakları hüküm altına alınmıştır.

Bu konudaki diğer düzenleme; 442 sayılı Kanuna dayanılarak İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve amacı, sözü edilen Kanunun 70 inci maddesine göre ihtiyar meclisince tutulan köy korucularının işe alınması, görev alanlarının belirlenmesi, görevleri, sorumlulukları, eğitimleri ve işten çıkarılmaları ve diğer özlük hakları ile ilgili esas ve yöntemleri düzenlemek olan Köy Korucuları Yönetmeliği’dir. Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde, ihtiyar meclisince belirlenen korucuların adlarının muhtar tarafından kaymakama bildirileceği ve kaymakam onayı ile işe alınma işleminin tamamlanacağı, işe alınan koruculara kaymakamlıkça düzenlenen kimlik cüzdanı verileceği; 7 nci maddesinde, işe alınma işlemi tamamlanan köy korucusuna, ihtiyar meclisince silah, mühimmat ve teçhizat, elbise, araç, gereç ve diğer eşyaların zimmetle teslim edilerek göreve başlatılacakları; 8 inci maddesinde, köy korucularının görevli oldukları köyün sınırları içinde kalan bölgede görev alanına sahip oldukları, gerektiğinde mülki amir tarafından, bu sınır dışında da, görev alanlarının genişletilebileceği; 11 inci maddesinde, köy korucularının idari bakımdan köy muhtarına bağlı olup, onun gözetim ve denetimine tabi oldukları, mesleki yönden ise görev yaptıkları köyün bağlı olduğu Jandarma Komutanının emir ve komutası altında bulundukları, İlçe Jandarma Komutanının köy korucuları teşkilatının eğitim ve özlük haklarını yürütmek, görevlerini etkin bir biçimde yapmalarını sağlamak ve denetlemekle mülki amir adına sorumlu olduğu; 12 nci maddesinde, köy korucularının taşıyacakları silah, mühimmat ve teçhizatın temin giderlerinin İçişleri Bakanlığı bütçesinden, bu silahların bakım ve onarım giderlerinin ise köy bütçesinden karşılanacağı; 13 üncü maddesinde, köy korucularına, hizmetin devamı süresince ödenecek ücretin, o köy ihtiyar meclisince belirlenip köy bütçesinden karşılanacağı, görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri durumunda 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı; 14 üncü maddesinde, köy korucularının kıyafet ve silahlarının şeklinin İçişleri Bakanlığınca belirleneceği, elbise paralarının köy gelirinden yılda bir kez verileceği, ellerine verilen koruculuk kimlik kartını sürekli üzerlerinde bulunduracakları; 15 inci maddesinde, köy korucularına otuz gün yıllık izin dışında, mazeretleri nedeniyle yılda toplam on beş günü geçmemek üzere ilgili köy muhtarının onayı ile izin verileceği; 17 inci maddesinde, görevinde kayıtsızlığı ve tembelliği görülen veya yönetmeliğin 16’ncı maddesinde sayılan yasak işleri yapan koruculara, ihtiyar meclisi tarafından önce uyarma, ikincisinde kınama cezası verilip, üçüncü defasında işten çıkarılacakları, ayrıca izinsiz veya özürsüz olarak görev yerine iki günden fazla gelmeyen veya görev yerini terk edenlerin, silahını ve cephanesini kayıtsızlığı yüzünden kaybeden veya isteğiyle başkasının eline geçmesine neden olanların da işten çıkarılacakları belirtilmiştir.

Şu durumda açıklanan düzenlemeler karşısında; 442 sayılı Köy Kanunu ve ilgili Yönetmeliğin yukarıda ayrıntıları ile belirtilen maddelerine dayanılarak çalıştırılan köy korucularının işvereninin, görev yaptıkları köy tüzel kişiliği olduğu, taraflar arasında hizmet akdi ilişkisinin kurulduğu ve giderek köy korucularının hukuki statülerinin “506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı” olarak tanımlanması gerektiği, dolayısıyla, köy korucuları tarafından yetkili iş mahkemelerine, 506 sayılı Kanunun 79’uncu madde hükmü gereğince, işveren konumundaki ilgili köy tüzel kişiliği ve hak alanını ilgilendirdiğinden ... Başkanlığı (devredilen Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı) aleyhine husumet yöneltilerek, sigortalı hizmetlerin saptanmasına yönelik dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır.

Bununla birlikte “köy korucuları”na ilişkin yapılan bu saptama ve varılan sonucun yanında, söz konusu yasal düzenlemelerde karşımıza bir başka kavram daha çıkmaktadır ve bunun da kuşkusuz irdelenmesi zorunludur.

Yasama organı, ülkemizde terör eylemlerinin yoğunluk kazanması üzerine özellikle güvenlik güçlerinden ve jandarma karakollarından uzak yerleşim birimlerinde yaşamını sürdüren bireylerin mal ve can güvenliğinin korunmasında güvenlik güçlerine destek ve yardımcı olmak ve anında müdahaleyi gerçekleştirmek amacıyla 26.03.1985 gün ve 3175 sayılı Kanunu kabul ederek 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine iki fıkra eklemiştir. Buna göre eklenen ilk fıkra (ki maddenin yeni şekline göre teselsül nedeniyle ikinci fıkraya karşılık gelmektedir), “Bakanlar Kurulunca tespit edilecek illerde; olağanüstü hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya her ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması hallerinde de, valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yeteri kadar Geçici Köy Korucusu görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilen geçici köy korucularına görevleri süresince ödenecek ücret ile hizmetin bitiminde verilecek tazminat miktarı ile giyim bedelleri İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit edilir ve Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesine ilgili transfer harcamaları bölümünden İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılacak ödenekten bu Bakanlıkça karşılanır.” hükmünü taşımakta, ikinci fıkrada (maddenin yeni şekline göre teselsül nedeniyle üçüncü fıkraya karşılık gelmektedir) ise “Köy Korucuları ve Geçici Köy Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri halinde "2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun" hükümleri uygulanır.” yönünde düzenleme yer almaktadır. Anlaşılacağı üzere kanun koyucu “köy korucusu” ve “gönüllü korucu” kavramlarından farklı olarak, anılan kişileri kapsamına almayan, değişik amaçla “geçici köy koruculuğu” kurumunu ihdas ederek hukuk düzeninde yaşama geçirmiş, yürütme organı olan Bakanlar Kurulu’nca da 27.06.1985 gün ve 9632 sayılı kararla geçici köy korucularının çalıştırılacağı iller saptanarak ilk olarak on üç ilde eylemli olarak uygulamaya geçilmiştir. Belirtilmelidir ki amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların bu görevlerinden dolayı veya görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları durumunda ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi olan 2330 sayılı Kanunda ilgililere ödenecek “nakdi tazminat” ile bağlanacak “görev malûllüğü aylığı” konusunda hükümler yer almaktadır.
442 sayılı Köy Kanunun ek 16, ek 17, ve ek 18 inci maddeleri, geçici köy korucularının haklarında uygulanacak diğer yasal düzenlemeleri içermektedir.

Yine, 5673 sayılı Kanunla 442 sayılı Köy Kanunun 74 üncü maddesine yapılan değişiklik ile “Geçici köy korucusu olarak çalıştırılanlar, bu çalışmalarından dolayı 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun uygulanmasında kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar.” hükmü ile geçici köy korucularının bu statü dışında bırakıldıkları açıkça ifade edilmiştir.

Bu belirlemeler ışığında geçici köy koruyuculuğu sistemine bakıldığında, bu sistemin 1985 yılında kabul edilip yürürlüğe giren 3175 sayılı Kanunla ihdas edilmiş bulunduğu, geçici köy korucularının, kanun koyucu tarafından bilinçli bir seçimle, ülkemizde örgütlenmiş sosyal güvenlik kurumları ve kabul edilmiş sosyal güvenlik kanunları kapsamı dışında bırakıldığı, anılan kişilere farklı ve özel statü tanınarak özlük ve benzeri haklarının 442 sayılı Köy Kanunu ile bu Kanunun yollamada bulunduğu Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 sayılı Kanun ve Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında 3816 sayılı Kanun hükümlerinde düzenlenmiş olup, buna göre, valinin önerisi ve İçişleri Bakanının onayı ile görevlendirilerek, bir anlamda ataması yapılan geçici köy korucularının sigortalılık için aranan koşulları taşımamaları karşısında 506 ve 5510 sayılı Kanunlar kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyecekleri, istihdam edildikleri İçişleri Bakanlığı ile aralarında hizmet akdi ilişkisinin kurulmadığı belirgindir.

Anayasa Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli 2015/67 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararı ile ".. kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmayacakları öngörülerek geçici köy korucusu olarak çalıştırılanların bu çalışmalarından dolayı mükerrer sosyal güvencelere sahip olmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, itiraz konusu kural geçici köy korucuları için öngörülen özel sosyal güvenlik düzenlemeleri kapsamında getirildiğinden, diğer bir ifadeyle geçici köy korucularının sosyal güvenlik hakkını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya değil özel durumlarını düzenlemeye yönelik olduğundan, Anayasa'nın 2 nci ve 60 ncı maddelerine aykırılık oluşturmadığı" gerekçesiyle 18.3.1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu'nun 74 üncü maddesine, 27.5.2007 tarihli ve 5673 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle eklenen yedinci fıkrada yer alan "kısa ve uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmazlar." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.

Son olarak, 29.04.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 48 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15'inci maddesinde de; " 442 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince güvenlik korucusu olarak görevlendirilenler, 5510 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır.

Güvenlik korucusu olarak göreve başlayanlar ile görevleri sona erenlerin sigortalı işe giriş ve sigortalı işten ayrılış bildirgeleri, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde ilgili valiliklere verilir. Bunların prime esas günlük kazançları bu Kanunun 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırıdır. İlgili primlerin sigortalı ve işveren hissesinin tamamı valiliklerce ödenir.
Güvenlik korucularının veya valiliğin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayandığı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen güvenlik korucuları malul sayılır.

Güvenlik korucusu olarak görev yapmakta iken 55 yaşını dolduranlardan en az 15 yıl bu görevde bulunmuş olanlara yaşlılık aylığı bağlanır. Bu fıkra kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için ayrıca terör suçlarından hüküm giymemiş olmak şarttır. Hüküm giymeden önce aylık bağlanmış olması halinde ise bağlanan aylık kesilir .

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle güvenlik korucusu olarak görevde bulunanların valiliklerin talebi üzerine güvenlik korucusu olarak geçen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadığı süreleri için müracaat tarihinde geçerli olan prime esas kazanç alt sınırı ve % 32,5 oranı üzerinden hesaplanacak prim tutarları, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde valiliklerce ödenir . Bu süre içinde sigorta primlerinin ödenmemesi halinde bu Kanunun 89 uncu maddesi hükümleri uygulanarak primler tahsil olunur.

Bu maddenin yürürlük tarihinden önce görevi sona erenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle bu Kanun kapsamında emekli, yaşlılık veya malullük aylığı ya da 442 sayılı Kanun'un mülga ek 16 ncı maddesi veya 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmış olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.

Bu madde kapsamındaki sigortalılarla ilgili olarak bu madde de aksine hüküm bulunmaması kaydıyla bu Kanunun ilgili hükümleri uygulanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye Kurum yetkilidir . " düzenlemesi yer almıştır .

5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15 inci maddeyle maddenin yürürlük tarihi olan 29.04.2017 tarihi itibariyle güvenlik koruculuğu yapanlar ile bu tarihten sonra güvenlik korucusu olarak göreve başlayanlar 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmış ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.

Buna göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihte halen çalışmakta olanların geçmişe yönelik primlerinin tahsil edilebileceği, bu hal dışında, görevi maddenin yürürlük tarihinden önce sona eren ya da kendilerine bu kanun veya diğer özel kanunlar kapsamında aylık ve gelir bağlanmış olanlar hakkında 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 48 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 15 inci maddedeki yasal düzenlemenin uygulanmayacağı gibi aynı zamanda anılan maddenin geçmişe de etkili olmayacağının yasa metninde açıkça ifade edilmiş olması karşısında, 16.10.1991 itibariyle geçici köy koruculuğu görevi son bulmuş olan davacının 506 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.