10. Hukuk Dairesi 2022/3815 E. , 2023/7106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/238 E., 2021/26 K.
Birinci Birleşen Dava Dosyası: 22.10.2010
İkinci Birleşen Dava Dosyası: 11.03.2013
KARAR : Davalı S.S. Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Koop.yönünden Açılmamış sayılmasına, Birleşen 2010/505 Esas sayılı davanın Kabulüne, Birleşen 2013/114 Esas sayılı davanın Kısmen Kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi‘nce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava dosyasının açılmamış sayılmasına, birleşen 2010/505 Esas sayılı davanın kabulüne, birleşen 2013/114 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili ile davalı kooperatif ve davalı ...’in ortak vekili tarafından temyiz edilmesi ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek temyiz isteklerinin süresinde olduğu, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.12.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacılar adına Av.Bulut Sana ile davalılardan S.S. Şirinkent Termal Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi ve davalı ... adlarına Av. Berrak İçten geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dosyalarında özetle, davacılar murisi müteveffa sigortalının davalı ...'in başkanı davalı ...'ın kaba inşaatın taşeronu olduğu, davalı SS.Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Kooperatifi'nin İhsaniye ilçesi/Yaylabağı köyünde yaptırdığı konut inşaatında çalışırken 31.10.2003 tarihnde geçirdiği iş kazası sonucu 21.11.2003 tarihinde vefat ettiğinden bahisle asıl dava dosyasının dava dilekçesinde davacılar eş ve çocuklar için 1.000,00'er TL maddi tazminatın tahsilini, birinci birleşen 2010/505 Esas sayılı dava dosyasında eş ve çocuklar için 200,00'er TL maddi tazminatın tahsilini talep ettikten sonra ıslah yoluyla asıl ve birinci birleşen dava dosyasında talep edilen maddi tazminat tutarlarını davacı eş yönünden 103.643,92 TL'ye, davacı çocuk... için 38.480,02 TL'ye, davacı çocuk... için 36.440,58 TL'ye, davacı çocuk ... için 4.802,39 TL'ye, davacı çocuk için Taliha için 744,15 TL'ye arttırdıktan sonra, 2013/114 Esas sayılı ikinci birleşen dava dosyası ile eş için 11.391,43 TL daha maddi, 30.000,00 TL manevi, çocuk... için 2.862,57 TL daha maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk... için 36.440,58 TL daha maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 20.000,00 TL manevi, çocuk için Taliha için 20.000,00 TL manevi, çocuk Salim için 20.000,00 TL manevi, anne ve baba için 30.000,00'er TL manevi, kardeşler için 10.000,00'er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar Halil İbrahim Alptekin ve kooperatif vekili cevap dilekçelerinde özetle; davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davaya konu herhangibir borç bulunmadığını, doğmuş ve doğacak bütün alacakların ödendiğini, taraflar arasında ibraname düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, davacıların manevi zararlarının fahiş olduğunu, zenginleşmeye sebep olacağını beliterek davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... duruşmadaki beyanında; işverenin 5.000,00 TL ödemek istediğini avukatına söylediğini kendisinin de bu parayı aldığına dair belge imzaladığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A.İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2013 Tarih, 2008/399 Esas, 2013/430 Karar Sayılı Kararı
İlk Derece Mahkemesi'nin 11.07.2013 tarih ve 2008/399 Esas, 2013/430 Karar
sayılı kararıyla; asıl ve birinci birleşen (2010/505 E) dava dosyaları açısından, hangi davacı lehine ne miktarda maddi tazminat verildiği belirtilmeksizin toplam 184.111,06 TL maddi tazminatın tüm davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ikinci birleşen (2013/114 E) dava dosyası açısından ise hangi davacı lehine ne miktarda maddi tazminat verildiği belirtilmeksizin toplam 16.934,00 TL maddi tazminat ile eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00'er TL, anne ve baba lehine 20.000,00'er TL, kardeşler lehine 5.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
B.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2013 Tarih, 2013/16738 Esas, 2013/23451 Karar Sayılı Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesi'nin 11.07.2013 tarih ve 2008/399 Esas, 2013/430 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalı kooperatif ve davalı ...’in ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2013 tarih, 2013/16738 Esas, 2013/23451 Karar sayılı kararı ile temyiz yoluna başvuran tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi'nce 23.09.2008 tarihinde dosyanın yetkili Afyonkarahisar İş Mahkemesi'ne gönderildiği, anılan tarihte ve öncesinde dosyanın iş mahkemesine gönderilmesi için taraflarca başvuruda bulunulduğuna ilişkin dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmadığı, öte yandan yetkisizlik kararının en son 27.08.2008 tarihinde kesinleştiği göz önüne alındığında dosyanın yetkili mahkemeye gönderildiği 23.09.2008 tarihi itibarıyla gerek yürürlükten kalkan HUMK 193 üncü maddesindeki 10 gün ve gerekse halen yürürlükte bulunan HMK’nun 20/1 inci maddesindeki iki haftalık başvuru süresinin, somut olayda geçmiş bulunduğu, hal böyle olunca süresi içerisinde görevli mahkemeye başvurulmadığının kabulü ile yetkisizlik kararının konusu olan ve 04.07.2008 tarihli dilekçe ile açılan dava bakımından HMK 20/1 inci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, ... 17. İş Mahkemesi'nin yetkisizlik kararı konusu dava bakımından da işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
C.İlk Derece Mahkemesi'nin 11.05.2016 Tarih, 2014/36 Esas, 2016/284 Karar Sayılı Kararı
İlk Derece Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 11.05.2016 tarih, 2014/36 Esas, 2016/284 Karar sayılı kararla asıl dava dosyası açısından davanın açılmamış sayılmasına, birinci birleşen dava dosyası açısından hangi davacı lehine ne miktarda maddi tazminat verildiği belirtilmeksizin toplam 184.111,06 TL maddi tazminatın tüm davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ikinci birleşen dava dosyası açısından ise hangi davacı lehine ne miktarda maddi tazminat verildiği belirtilmeksizin toplam 16.934,00 TL maddi tazminat ile eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00'er TL, anne ve baba lehine 20.000,00'er TL, kardeşler lehine 5.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi'nin 11.05.2016 tarih, 2014/36 Esas, 2016/284 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalı kooperatif ve davalı ...’in ortak vekili tarafından vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2018 tarih, 2016/16061 Esas, 2018/3140 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi'nin 11.05.2016 tarih, 2014/36 Esas, 2016/284 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalı kooperatif ve davalı ...’in ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 11.05.2016 tarih, 2014/36 Esas, 2016/284 Karar sayılı kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları reddedilmiş ancak somut olayda, 13.11.2012 tarihli asıl hesap raporu ile ilgili olarak verilen 20.12.2012 tarihli dilekçede davacılar vekilinin "Sayın bilirkişice düzenlenen rapor gerek dosya içeriği gerekse yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile uyumlu olup hükme esas alınacak nitelikte olduğundan davalı vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü tüm itirazları yersizdir." şeklinde beyanda bulunması üzerine oluşan usuli kazanılmış hak gereğince 13.11.2012 tarihli asıl hesap raporunun hükme esas alınması gerekirken 06.02.2013 tarihli ek hesap raporuna göre karar verilmesinin isabetsiz olduğu, her iki birleşen dava dosyasında davacılardan hangisi lehine ne miktarda maddi tazminata hükmedildiği açıklanmaksızın toplam tutarlar üzerinden maddi tazminatlara hükmedilmesi hatalı olduğu, davadan önce ölmüş baba lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 02.04.2018 Tarih, 2016/16061 Esas, 2018/3140 Karar sayılı bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 12.01.2021 tarih, 2018/238 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararla asıl dava dosyasının HMK’nın 20/1 inci maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, birinci birleşen dava dosyası açısından bu birinci birleşen dava dosyasının davacıları eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, ikinci birleşen dava dosyası açısından ise davacılar eş ve çocuklar... ve...’nın maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı babanın manevi tazminat istemi yönünden açılan davanın adı geçen davacının dava tarihinden önce vefat etmesi nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00'er TL, anne lehine 20.000,00 TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesi'nin temyiz incelemesine konu 12.01.2021 tarih, 2018/238 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı kooperatif ve davalı ...’in ortak vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, gönderme dilekçesinin verildiğinin UYAP kayıtları ile kanıtlandığını, bozma gerekçesinin maddi hatadan kaynaklandığını, yerel mahkeme bozma kararına uymuş ise de maddi hatadan kaynaklı bozma kararlarına uyulmasının bu hatadan her zaman dönülmesi mümkün olduğundan karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğurmayacağından önceki bozma kararının maddi hatadan kaynaklandığı gözetilerek yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, bozmadan sonra alınan ve müteveffa sigortalıyı %30 kusurlu bulan raporlara itibar edilmesinin hatalı olduğunu, usuli kazanılmış hakkın söz konusu olmadığını, kök hesap raporuna karşı beyanlarının asgari ücret değişikliklerinden yararlanma hakklarını ortadan kaldırmasının mümkün olmadığını, asgari ücret değişikliklerinin kamu düzenine ilişkin olup doğrudan gözetilecek bir husus olduğunu, özellikle 2016 yılında asgari ücretin geçmiş yıllara oranla çok fazla arttığı dikkate alınırsa, hesap raporunun güncellenmemesinin davacıların zararına neden olduğunu, hesap bilirkişi raporunda sadece esnaf odası tarafından bildirilen ücretin esas alındığını, oysa mahkemenin ticaret odasından da ücret bilgisi sormuş ve esnaf odasına göre farklı ücret bildirildiğini, hesaba esas alınan ücretin gerçek ücretin oldukça altında olduğunu, her iki meslek kuruluşunun bildirdiği ücretlerin ortalaması alınmış olsa idi, beyan ettikleri gerçek ücrete yakın bir ücretin ortaya çıkacağını, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, vekalet ücreti belirlenirken hata yapıldığını ileri sürmüştür.
Davalı kooperatif ve davalı ...’in ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, hak düşürücü süre ve zamanaşımının söz konusu olduğunu, kusurun oran ve aidiyetinde çelişki olduğunu, davacı çocuklar ..., ... ve... için vekâletname olmadan yargılamaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, davacı çocuklardan Taliha ile dava dışı çocuk Dilek'in doğum tarihlerinin fiili imkansızlık taşıdığını, müteveffanın yılın 365 günü çalıştığından hareketle hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, ücretin hatalı tespit edildiğini, müteveffanın usta olmadığını, hizmet cetveline göre istikrarlı bir çalışma hayatının olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, hem 2013 yılı ücretine göre hesap yapıp hem de 2003 yılından faiz uygulanmasının doğru olmadığını, pasif dönemin muhtemel emeklilik tarihi tespit edilerek buna göre hesaplanması gerektiğini, pasif dönem hesabının hatalı olduğunu yeniden hesap yapılması gerektiğini, davacı eşin evlenme ihtimalinin dikkate alınmadığını, davacılara teslim edilen 5.000,00 TL paranın mahsup edilmediğini, ibra ve feragat söz konusu olduğunu, Kurum ödemeleri tenzilatının doğru yapılmadığını, 6098 sayılı TBK'nın Yürürlük Kanunu'nun 1 inci maddesinin dikkate alınmadığını, Kurumun rücu ettiği rakamın eksik hesaplandığını, kararın gerekçesinin tatmin edici olmadığını, müvekkili davalılar bakımından illiyet bağının kesildiğini, keşif yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararda teselsül durumu ve miktarlarının belirtilmediğini, mahkeme kararının açık ve anlaşılabilir olmadığını, müteveffanın ölüm sebebinin tespit edilmediğini, ölümün kazadan çok sonra gerçekleştiğini, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda asıl dava ortadan kalktığına göre ek ve fer'i davaların da ortadan kalkacağının dikkate alınmadığını, aslı olmayan davanın birleşeni de olmayacağını, son Yargıtay bozması sonrası gerekli araştırmaların yapılmadığını, talepleri hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, itirazlarımız doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bozmaya uyulmasına rağmen yerel mahkemece bozmanın gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davalı kooperatifin tam ticaret unvanı Tasfiye Halinde S.S. Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Koop. olmasına karşın gerekçeli karar başlığında ticaret unvanının eksik gösterildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi gerekçeli karar başlığında yer alan tüm "S.S. Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Koop." sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzerine "Tasfiye Halinde S.S. Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Koop." sözcüklerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Davacılar avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılardan Tasfiye Halinde S.S. Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Koop., ...'e yükletilmesine,
Davalılar Tasfiye Halinde S.S. Şirinkent Termal Arsa Konut Yapı Koop., ... avukatları yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!