WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/3449 E.  ,  2023/6903 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/287 E., 2022/4 K.
DAVA TARİHİ : 04.05.2011
KARAR : Kabul

Taraflar arasında görülen Kurumca tahakkuk ettirilen fark işçilik ve prim borcunun iptali, ihtirazi kayıtla ödenen borcun iadesi ile menfi tespit davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece yapılan inceleme sonunda bozulmuş ve Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece yapılan inceleme sonucunda karar yeniden bozulmuştur.

Mahkemece bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. Dava
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı İş Ortaklığının, İSKİ Genel Müdürlüğünün Muhtelif Havzalarda İçme Suyu Tesisleri-Hizmet Yapıları Proje Hazırlama ve Müşavirlik Hizmetleri - 8 işini üstlendiğini, davacının Proje ve Müşavirlik hizmeti verdiğini, ihale tarihinin 23.05.2006, sözleşme tarihinin 18.07.2006 olduğunu, ancak işin sözleşmede öngörülen 31.12.2007 tarihinde bitirilememesi nedeniyle süre uzatımlarıyla birlikte son hak ediş raporunun 05.04.2010 tarihinde yapılıp bu hak edişin 10.04.2010 tarihinde onaylandığını, 10.04.2010 tarihi itibariyle İş Ortaklığının faaliyetinin sona erip kaydının terkin edildiğini, işçilerin işten ayrılmasını takiben davalı Kuruma 01.03.2010 tarihinde 28.02.2010 tarihi itibariyle işyeri dosyasının kapatılması için bildirim yapıldığını, davacı aleyhine 5510 sayılı Kanun'un 83/2 ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 117/1-2 nci maddeleri uyarınca yeterli işçilik bildirilmediğinden bahisle 31.828,66-TL fark işçilik üzerinden 10.821,74-TL asıl ve 5.838,86-TL gecikme cezası olmak üzere toplam 16.660,60-TL borç tahakkuk ettirdiğini belirterek, bu sigorta prim borcundan dolayı davacının, davalı Kuruma borcu olmadığının tesbitiyle borcun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. Cevap
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; İhale Makamı olan İski Genel Müdürlüğünün Kuruma İşin bitim tarihini 31.12.2007 olarak bildirdiğini, bu tarihin esas alındığını, 5510 sayılı Kanun'un 85/2 nci ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 117/1-2 nci maddeleri uyarınca yapılan incelemede yeterli işçilik bildirilmediğinin tesbit edildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 22.11.2012 tarihli ve 2011/438 Esas, 2012/1492 Esas ve Karar sayılı kararıyla; "Davanın kabulü ile, davacının davalı kurumca kesilen 10.821,14-TL asıl ve 5.838,86-TL gecikme zammı olmak üzere toplam 16.660,60-TL sigorta primi borcundan dolayı davalı kuruma borcu olmadığının tesbitine," karar verilmiştir.

IV. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 26.05.2014 tarih ve 2014/5023 Esas, 2014/12723 Karar sayılı ilamı ile, "eldeki davada; davacı şirketlerin ortak girişim yolu ile davadışı İSKİ’den muhtelif havzalarda içme suyu tesisleri-hizmet Yapıları Projelerinin hazırlanması ve müşavirlik hizmetlerine ilişkin aldıkları ihaleli işle ilgili olarak aslen bu işi 10.04.2010 tarihinde bitirmelerine rağmen Kurumca ihale belgeleri arasında, 31.12.2007 tarihli kesin kabul nedeniyle bu tarihte bitirildiğinin kabul edildiği ve aslen bu tarihten sonra yapılan işçilik bildirimlerinin de bu işle ilgili olmasına rağmen, bu tutarların dikkate alınmaması nedeniyle hakedişle yapılan karşılaştırmaya dayalı olarak fark işçilik prim borcu çıkartılması üzerine yasal süresi içerisinde eldeki davanın açıldığı ve mahkemece Kurumca yapılan tespitin doğru olmadığı, aslen davacı şirketlerin ihale konusu işi, 01.08.2006–10.04.2010 tarihleri arasında yapıp bitirdiği kabul edilerek Kuruma karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi olup uyuşmazlık konusu olan husus bu ihaleli işin ne zaman bitirildiği noktasında toplanmakatadır.

Mahkemece işin bitim tarihinin başka bir deyişle davacı şirketlerin ihaleli işten hangi tarih itibari ile el çektiklerinin belirlenmesi açısından, 11483880 sayılı işyerine ilişkin Kurum tescil dosyası getirtilmeli, plan proje bürosu olarak faaliyet gösterdiği anlaşılan bu işyerinin kapsam ve niteliği araştırılmalı, sırf İSKİ’den alınan ihaleli iş nedeniyle ve bu iş için açılıp açılmadığı araştırılmalı, vergi dairaesinden muhatasarbeyannamelerinin olup olmadığı, ihale konusunda çalışan işçilerin ihale belgelerinde adlarının geçip geçmediği, yapılan sözleşmede bu iş için kaç işçinin görevlendirildiğine dair şartların varlığı, ayrıca ihale makamında çalıştırılacak işçilerin isimleri bulunuyor ise bu isimlerin hangi tarihe kadar bildirimlerinin devem ettiği ve özellikle 2006–2010 yılları arasında başkaca ihaleli iş yapılıp yapılmadığı, başka işler nedeniyle davacı şlirketlerden fatura kesilip kesilmediği, şirketlerin göstereceği deliller de dikkate alınarak araştırılmalı ve bu işin bitim tarihi belirlendikten sonra eksik bildirim olup olmadığı hususunda sosyal güvenlik uzmanı, yeminli mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden dfenetime elverişli şekilde rapor alınarak, bu raporu dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek, bilirkişilerin SSK müfettişinden farklı sonuca ulaşmaları halinde bunun neden ve dayanakları açıklattırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
" şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Bozma İlamı Sonrası Mahkeme Kararı
Mahkemenin 21.04.2016 tarih ve 2014/1160 - 2016/308 Esas ve Karar sayılı kararı ile "1-davanın kabulü ile, 2-Davacının, davalı kurumca kesilen 10.821,14 TL asıl ve 5.838,86 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 16.660,60 TL sigorta prim borcundan dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, "
karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairenin 18.04.2017 tarih ve 2016/16543-2017/3392 Esas ve Karar sayılı ilamı ile " Eldeki davada mahkemece ilk kez verilen 22.11.2012 tarihli karar Dairemizin bozma ilamı ile “davacı şirketlerin ihaleli işten hangi tarih itibari ile el çektiklerinin belirlenmesi açısından, 11483880 sayılı işyerine ilişkin Kurum tescil dosyası getirtilmeli, plan proje bürosu olarak faaliyet gösterdiği anlaşılan bu işyerinin kapsam ve niteliği araştırılmalı, sırf İSKİ’den alınan ihaleli iş nedeniyle ve bu iş için açılıp açılmadığı araştırılmalı, vergi dairesinden muhatasar beyannamelerinin olup olmadığı, ihale konusunda çalışan işçilerin ihale belgelerinde adlarının geçip geçmediği, yapılan sözleşmede bu iş için kaç işçinin görevlendirildiğine dair şartların varlığı, ayrıca ihale makamında çalıştırılacak işçilerin isimleri bulunuyor ise bu isimlerin hangi tarihe kadar bildirimlerinin devem ettiği ve özellikle 2006–2010 yılları arasında başkaca ihaleli iş yapılıp yapılmadığı, başka işler nedeniyle davacı şlirketlerden fatura kesilip kesilmediği, şirketlerin göstereceği deliller de dikkate alınarak araştırılmalı ve bu işin bitim tarihi belirlendikten sonra eksik bildirim olup olmadığı hususunda sosyal güvenlik uzmanı, yeminli mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden dfenetime elverişli şekilde rapor alınarak, bu raporu dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek, bilirkişilerin SSK müfettişinden farklı sonuca ulaşmaları halinde bunun neden ve dayanakları açıklattırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi,
mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada da Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararlarına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, özellikle davacı şirketin aldığı hakediş tutarlarından ilk 9’unun 31.12.2007 tarihi öncesine ait olup da 10’uncu hakediş ödemesinin neden 10.04.2010 tarihli olduğu hususunun İSKİ’den sorulması ile hangi neden/nedenlerle gecikmeli olarak hakediş ödemelerinin yapıldığı, bu ödemenin 31.12.2007 tarihinden önce mi yoksa sonra mı bitirilmiş işlere dair olup olmadığı hususu irdelenmeli, davacı ortak girişimin ihaleye konu olan projelendirme işine dair belgeleri hangi tarih itibari ile davadışı İSKİ’ye teslim ettiği gibi hususlar da araştırılmak suretiyle özellikle hakediş ödemesinin gecikme sebebi de belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
O halde, davalı kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları nazara alınmalı ve hüküm bozulmalıdır.
" şeklindeki gerekçe ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Eldeki davada mahkemece ilk kez verilen 22.11.2012 tarihli karar Dairemizin bozma ilamı ile “davacı şirketlerin ihaleli işten hangi tarih itibari ile el çektiklerinin belirlenmesi açısından, 11483880 sayılı işyerine ilişkin Kurum tescil dosyası getirtilmeli, plan proje bürosu olarak faaliyet gösterdiği anlaşılan bu işyerinin kapsam ve niteliği araştırılmalı, sırf İSKİ’den alınan ihaleli iş nedeniyle ve bu iş için açılıp açılmadığı araştırılmalı, vergi dairesinden muhatasar beyannamelerinin olup olmadığı, ihale konusunda çalışan işçilerin ihale belgelerinde adlarının geçip geçmediği, yapılan sözleşmede bu iş için kaç işçinin görevlendirildiğine dair şartların varlığı, ayrıca ihale makamında çalıştırılacak işçilerin isimleri bulunuyor ise bu isimlerin hangi tarihe kadar bildirimlerinin devem ettiği ve özellikle 2006–2010 yılları arasında başkaca ihaleli iş yapılıp yapılmadığı, başka işler nedeniyle davacı şlirketlerden fatura kesilip kesilmediği, şirketlerin göstereceği deliller de dikkate alınarak araştırılmalı ve bu işin bitim tarihi belirlendikten sonra eksik bildirim olup olmadığı hususunda sosyal güvenlik uzmanı, yeminli mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden dfenetime elverişli şekilde rapor alınarak, bu raporu dosyadaki tüm bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek, bilirkişilerin SSK müfettişinden farklı sonuca ulaşmaları halinde bunun neden ve dayanakları açıklattırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaret edilerek bozulmuştur.

Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)

Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

Eldeki davada da Mahkemece Dairemizce verilen bozma kararlarına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, özellikle davacı şirketin aldığı hakediş tutarlarından ilk 9 unun 31.12.2007 tarihi öncesine ait olup da 10 uncu hakediş ödemesinin neden 10.04.2010 tarihli olduğu hususunun İSKİ’den sorulması ile hangi neden/nedenlerle gecikmeli olarak hakediş ödemelerinin yapıldığı, bu ödemenin 31.12.2007 tarihinden önce mi yoksa sonra mı bitirilmiş işlere dair olup olmadığı hususu irdelenmeli, davacı ortak girişimin ihaleye konu olan projelendirme işine dair belgeleri hangi tarih itibari ile davadışı İSKİ’ye teslim ettiği gibi hususlar da araştırılmak suretiyle özellikle hakediş ödemesinin gecikme sebebi de belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.

O halde, davalı kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları nazara alınmalı ve hüküm bozulmalıdır. "şeklindeki gerekçe ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı kuruma bildirmiş olduğu asgari işçilik prim bedelinin, davalı kurum tarafından hesaplanan asgari işçilik prim bedelinden daha fazla olduğu, bu nedenle davacı iş ortaklığı tarafından davalı SGK'ya herhangi bir eksik ödemenin söz konusu olmadığı ve borcunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla, davanın kabulü ile, davacının davalı kurumca kesilen 10.821,14 TL asıl ve 5.838,86 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 16.660,60 TL sigorta priminden dolayı davalı kuruma borcu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz başvuru dilekçesinde; Kurumun yaptığı işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının soyut beyanıyla verilen kararın hatalı ve yanlış olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asgari işçilik uygulaması sonucu belirlenen fark prim ve gecikme zammından sorumlu olunmadığının tespiti, aksi Kurum işleminin iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen borcun yasal faizi ile birlikte iadesi istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 506 sayılı Kanun'un 79 uncu ve 84 üncü maddeleri,

3. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 nci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.