10. Hukuk Dairesi 2022/3338 E. , 2023/10556 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1481 E., 2021/2109 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/341 E., 2019/186 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket nezdinde çalışmakta iken 02.07.1997 tarihinde kaza geçirdiğini, ... 4.İş Mahkemesinin 2008/325-2015/153 Karar sayılı dosyasında maddi kazanç kaybının 90.417,37 TL olarak tespit edildiğini, bu doğrultuda dava değerinin ıslah edildiğini, ... 4.İş Mahkemesinin tazminat bedelini hüküm altına aldığını, Yargıtay 21.Hukuk Dairesi'nin 2015/22349-2016/11780 sayılı kararı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kararı ile kararın bozulduğunu, bozma sonrasında ... 4.İş Mahkemesinin 2016/637-528 sayılı kararı ile davacının %18 meslekte kazanma gücünü kaybettiğine dair Adli Tıp Genel Kurulunun 12.04.2012 tarihli raporu ile kesinlik kazandığının tespiti ile fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiğini, dosyanın halen Yargıtay incelemesinde olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2002 tarih 2002/4/470 Esas ve 2002/477 Karar sayılı kararlarından da görüleceği üzere zararın öğrenme tarihinin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinin maluliyet oranının tespitine ilişkin tarihten başlatılması gerektiğini, Yargıtay bozma ilamlarında ne yapılması gerektiğinin açıkça izah edildiğini, iş göremezlik oranının Adli Tıp Kurumuna gönderilerek belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, 10.04.2012 tarihli rapor alınarak bozma ilamındaki eksikliklerin tamamlandığını beyan ederek saklı tutulan 89.417,35 TL'nin faizi ile davalıdan alınmasını talep etmiştir
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, ... 4.İş Mahkemesi'nin 2000/332 Esas sayılı dosyasında zararın SSK tarafından karşılandığının tespit edildiğini, verilen kararın Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 07.06.2005 tarihli kararı ile maddi tazminat hesaplaması ve olayın ağırlığına göre manevi tazminatın tümüne hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılamada davacının maluliyetinin %28 olduğunun ve maddi zararının tamamının karşılandığının belirlendiğini, davacının maddi tazminat talebini ıslah ettiğini, verilen kararın Yargıtay 21.Hukuk Dairesi tarafından beden güç kayıp oranının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğunu, bozma sonrası Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile meslekte kazanma güç kaybının %18 olarak tespit edildiğini ve SSK tarafından karşılanmayan kazanç kaybının olmadığının belirlendiğini, 01.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile maddi kazanç kaybının 90.417,35TL olarak tespit edildiğini, davacının bu rapor doğrultusunda ıslah dilekçesi verdiğini, talebini 89.417,35 TL arttırdığını, verilen bu kararında Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2015/22349-2016/11780 sayılı kararı ile sürekli iş göremezlik nedeni ile uğranılan zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, her iki ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat istemlerinin zamanaşımına uğradığı, süresi içinde davalı vekili tarafından zamanaşımı definin mahkemece kabul edilerek ıslah edilen maddi tazminat istemlerinin zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, ikinci ıslah ve bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi ile bozulduğunu, yerel mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 1.000,00 TL tazminatın hüküm altına alındığını, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulduğunu, kaza tarihi gözönünde bulundurulduğunda dava tarihinde talep edilmeyen zararın zamanaşımına uğradığını, gerek ilk ıslah tarihi, gerekse ikinci ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 4.İş Mahkemesinin 2019/5-47 karar sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 02.07.1997 tarihinde geçirdiği kaza nedeni ile 1.000,00 TL maddi tazminatın hüküm altına alındığı, bozma sonrası yaptığı ıslah işlemlerinin geçersiz olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin talebinin reddedildiği, verilen kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği değerlendirildiğinde; dava konusu edilen maddi tazminat talebinin kaza tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğramadığını beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere, yasaya uygun nedenlere, İlk Derece Mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmamasına, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere göre karar verildiği, özellikle dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olduğu anlaşılmakla, davacı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu, kaza tarihinin 1997 yılında olduğu ve yargılamanın 25 yıldır devam ettiği dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin zamanaşımına ilişkin kararı nazara alındığında; zamanaşımını ıslah eden miktar için olay tarihi değil, davacı müvekkilin maluliyet oranının tespit edildiği tarih olduğunu, bu nedenle somut olayda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu tarafından dosyaya sunulan maluliyet oranını tespitine ilişkin rapor tarihinin 12.04.2012 olduğundan somut olayda zamanaşımı olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının tazminat isteminin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, taraflar arasında kesinleşen kararın iş bu davada kesin hüküm teşkil edip etmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında temyiz incelemesinin kapsamı 370.maddesinde onama kararları ve 371 inci maddesinde ise bozma sebepleri düzenleme altına alınmıştır.
Aynı Kanun'un 303/1 inci maddesinde "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." düzenlemesi yer almaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere özellikle; davaya konu 02.07.1997 tarihli iş kazası nedeniyle 12.04.2000 tarihinde ... 4. İş Mahkemesinde açılan davada 07.11.2016 tarihinde 2016/637 E. - 2016/528 K. sayıyla verilen kararında da davacının aynı davalıya karşı (iş bu temyize konu davada bakiyesi talep edilen) 90.417,35TL maddi tazminat alacağının bulunduğu gerekçede belirtilmekle beraber taleple bağlı "1.000,00 TL maddi tazminatın 02.07.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının bozma sonrası yaptığı ıslah işlemlerinin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının fazlaya ilişkin haklarının talep ettiği üzere saklı tutulmasına" karar verilmiş ise de Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 07.12.2018 tarih ve 2017/339 E.- 2018/9035 K. sayılı kararıyla "dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL'nin üzerindeki ıslah edilen maddi tazminat istemlerinin zamanaşımı nedeniyle reddine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazlaya dair istemin saklı tutulmasının hüküm tesisi doğru olmadığına işaretle kararın bozulduğu, bozma kararı neticesinde anılan mahkeme tarafından iş bu karara uyularak aynı mahkemenin 2019/5 E.- 2019/47 K. sayılı ilamıyla "1.000,00TL maddi tazminatın 02.07.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının bozma sonrası yaptığı ıslah işlemlerinin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine," karar verildiği ve iş bu kararın 20.03.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla iş bu temyiz incelemesi yapılan kararda dava konusu edilen tutarın taraflar arasında yargılama sırasında ret ile kesin hükme bağlanan isteme ilişkin olduğu, iş bu davada da davalı tarafın süresi içerisinde zaman aşımı def'inde bulunduğu anlaşılmakla mahkemece verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!