WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAIRESI

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/3081 E.  ,  2023/10910 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/819 E., 2021/2091 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/630 E., 2020/68 K.

Taraflar arasındaki eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesiyle, davacının 07.02.1984-10.10.1987 tarihleri arasında ve 22.10.2003 tarihinde itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunu arasında kalan dönemlerde ise SSK ve Emekli Sandığı kapsamında hizmetlerinin bulunduğu, 19.11.2004 tarihinde hizmetlerini birleştirdiğini, 29.11.2010 tarihinde aldığı hizmet cetvelinde 4188 gün SSK, 240 gün Emekli Sandığı hizmeti olduğunu ve basamağının 15 olduğunun belirtildiğini, 22.10.2003 tarihinde tekrardan Bağ-Kur sigortalısı olurken 14. basamaktan prim ödemeye başladığını, son basamak yükseltilmesi işleminin 23.08.2005 tarihli dilekçesi ile 15.basamağa yükseltilmek suretiyle yapıldığını, emeklilik işlemleri için müracaat ettiğinde çakışma nedeniyle basamağının 13’e düşürüldüğünü öğrendiğini ve yaşlılık aylığının da 13.basamaktan bağlandığını ileri sürerek, emeklilik aylığının Bağ-Kur 15.basamak esas alınmak suretiyle hesaplanmasına, emeklilik işlemlerinin buna göre düzeltilmesine ve fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydı ile 100,00-TL alacağın kurumda tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Birleşen Ankara 25.İş Mahkemesinin 2018/63 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının bütün primlerini süresinde ödeyerek 15. Basamaktan emeklilik işlemlerin başlattığını, ancak daha sonra basamağının düşürüldüğünü ve kendisinden haksız yere yapılandırmanın bozulmaması adına 3.424,52-TL prim tahsil edildiğini, Ankara 20. İş Mahkemesinde görülen dava sonrasında Bölge Adliye Mahkemesinin kurum işlemlerini haksız bularak kararı kaldırdığım ileri sürerek 3.424,52-TL nin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi, aylık miktarı ve primlerle ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının basamak değerinin 08.10.2014 tarihli hizmet cetveline göre 13, 29/11/2010 tarihli hizmet cetveline göre ise 15 olduğunun belirtildiği, davacıya 01.04.2014 tarihinden itibaren 13. Basamaktan aylık bağlandığı, davacının sonrasında basamak yükseltim talebinde bulunduğu, bu talebin üzerine kurumca işlem yapılmadığı, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 16.10.2018 tarihli rapor ve 20.11.2019 tarihli ek raporların alındığı, davacının ödediği primler, basamak seyri ve aldığı maaşlar incelendiğinde; davacının basamak tayininde hata olmadığı, davacının emeklilik maaş basamağından dolayı herhangi bir fark alacağının bulunmadığı anlaşılmış olmakla, bu talep yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, birleştirilen Ankara 25.İş Mahkemesinin 2018/63 Esas sayılı dosyasında davacının bütün primleri süresinde ödeyerek 15. Basamaktan emeklilik işleminin başlatıldığını, ancak daha sonra basamağının düşürüldüğünü ve kendisinden haksız yere yapılandırmanın bozulmaması adına 3.424,52 TL prim tahsil edildiğini, kurumun bu işleminin haksız olduğunu, ödediği miktarın kendisine yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ettiği, dosya incelendiğinde, davacıya 01.04.2014 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak davacının hizmet süresinin yükseltilmesi nedeniyle basamak seyri değişse de hizmet süresinin 13 yıl 2 ay 8 günden, 19 yıl 10 ay 6 güne yükseltilmesi sonucu borç tahakkuku yapıldığı ve buna göre tahsil edilen 2.309,54 TL 'nin 1.155,59 TL 'nin prim aslı, 1.053,95 TL'nin gecikme zammı olduğu, bu ödemenin davacının sigortalılık hizmet süresinin artmasından kaynaklı zorunlu prim ödemesi ve gecikme zammı olduğu anlaşılmış olmakla, davacının bu talebinin de reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, kurumun hatalı aylık hesaplayarak ödeme yaptığını, buna göre, davasının da kabul edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine, dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Kurum işlemlerinde hata olduğunu aylık hesabına dair rapor aldırılmadığını hesap dahi yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya bağlanan aylığın eksik ödenip ödenmediği ile davalı Kurum hesap yönteminin davacının aylık miktarına etkisinin bulunup bulunmadığı ile davacının bu nedenle fark aylık alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1479 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında, “Ancak diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra Bağ-Kur kapsamına girenler geldikleri sosyal güvenlik kurumundaki prime esas ücretin veya keseneğe esas derecelerin en yakın olduğu basamağı seçmiş sayılırlar.” hükmüne yer verilmiş iken, anılan hüküm 14.04.1982 tarih ve 2654 sayılı Kanun'un ile “Ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi işte çalıştıktan sonra Bağ-Kur kapsamına girenler, İş Kanununa göre tespit edilmiş ve tescil tarihinde geçerli asgari günlük ücretin aylık tutarının karşılığı olan basamaktan daha düşük basamak seçemezler.” şeklinde, 20.06.1987 tarihli ve 3396 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile yapılan değişiklik ile de, “Ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra Bağ-Kur kapsamına girenler, bu Kanunun 50 nci maddesinde belirtilen aylık gelir basamaklarından, diğer sosyal güvenlik kurumlarında geçirdiği süre intibak ettirilmek suretiyle en yakın basamaktan aşağısını, onikinci basamaktan yukarısını seçemezler.” şeklinde değiştirilmiş, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile anılan maddede yapılan değişiklikle, ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirleneceği hüküm altına alınmış, Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile 619 sayılı KHK’nın iptali sonrası 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik anılan fıkrada, “Ancak, diğer sosyal güvenlik kanunlarına tâbi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

1479 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında ise, “Gerek Bağ-Kur ve gerekse diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamından çıkarak yeniden Bağ-Kur Kanunu kapsamına girenlerin evvelce Bağ-Kur’a fiilen prim ödemiş oldukları son basamak üzerinden sigortalılıkları devam eder.” hükmüne yer verilmiş iken, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile anılan maddede yapılan değişiklikle, bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile 619 sayılı KHK’nın iptali sonrası 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik anılan fıkrada, “Bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.

5458 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ve 01.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 27. madde hükmünde, anılan Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların 31.12.2007 tarihine kadar sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmek zorunda oldukları, bu tarihten sonra bilgi ve belge ibraz edenlerin hizmet süreleri saklı kalmak kaydıyla, ibraz ettikleri bilgi ve belgelerin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı, anılan tarihe kadar söz konusu bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespitinin yapılarak ve geriye dönük prim borçlarının hesaplanacağı belirtilmiş, 5724 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi ile bu maddedeki başvuru süresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Geçici 27 nci madde hükmünü göz önüne aldığımızda, 01.10.2008 tarihine kadar sigortalılar tarafından belgelerin ibraz edilmemesi halinde, geçmişteki farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi sigortalılık sürelerinin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı sonucuna varılmaktadır. Anılan maddede, “bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespiti yapılır ve geriye dönük prim borçları hesaplanır.” hükmüne yer verilmiş ise de, farklı sosyal güvenlik kurumlarının Geçici 27 nci maddenin yürürlüğünden sonra 20.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5502 sayılı Kanun ile birleştirilmiş olması ve bu hali ile Geçici 27 nci madde metninde geçen “Kurum” tabirinden 1479 ve 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalıları kapsayan Bağ-Kur’un anlaşılmasının gerektiği açık olup bu halde aynı Kurum bünyesinde bulunan 2926 ve 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalıların sigortalılık sürelerinin basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmekte, farklı sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılık sürelerinin (506, 5434,2925 sayılı Kanunlar) ise, Geçici 27 nci maddenin yürürlük tarihi olan 01.04.2006 tarihine kadar Bağ-Kur kayıtlarına geçmiş olması yada anılan maddede öngörülen son başvuru tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar sigortalı tarafından Kuruma bildirilmiş olması halinde basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Burada intibakı sınırlandıran 5510 sayılı Kanun'un Ek 8. maddesi hükmünü de göz önünde bulundurmak gerekir. 6385 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen ve 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren, “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalıların basamak tespiti” başlığını taşıyan Ek 8. maddede “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında 01.10.2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez. Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir.

Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz.” hükmü öngörülmüş olup anılan hükmün gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, intibak sonucu oluşan prim borcu nedeni ile af, tecil, taksitlendirme ve yapılandırma uygulamalarından yararlanan sigortalıların mağdur olmalarını engelleme amacı ile getirilmiştir.

Yukarıda zikredilen her iki Kanun maddesi birlikte değerlendirildiğinde ise, 01.10.2008 tarihi sonrasında kesinleşen mahkeme kararı ve benzeri sebeplerle Kurum kayıtlarına geçen anılan tarih öncesi sigortalılık sürelerinin basamak tespitinde nazara alınamayacağı sonucuna varılmaktadır.

Buraya kadar basamak intibakında değerlendirilmesi gereken sürelere yönelik yapılan açıklamalardan sonra, basamakların tespitinde esas alınması gereken ilkeler üzerinde de durmakta fayda vardır.

04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile yapılan değişiklikle basamak sayısı 24’e çıkarılarak basamakta yükselme için Sigortalının ilk oniki basamakta bekleme süresinin bir onüçüncü basamaktan itibaren her basamakta bekleme süresinin ise iki yıl olduğu, ilk onbir basamakta sıra itibarıyla basamak yükseltilmesi, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılacağı, onikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için, sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki dönem sonu itibarıyla prim ve diğer borçlarını ödemiş olmasının şart olduğu belirtilmiş, anılan KHK’nın 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile iptal edilmesi sonrası ise de 28.01.2004 tarihinde yayınlanarak 08.08.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanun ile aynı yönde düzenlemeler yapılarak bu düzenlemelerin yürürlüğü bütçe kanunları ile 01.10.2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Bilindiği üzere kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme olmadığı gibi, kural olarak, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir.

Belirtilmelidir ki Geçici 27 nci madde metninde geçen “Kurum” tabirinden 1479 ve 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalıları kapsayan Bağ-Kur’un anlaşılmasının gerektiği açık olup bu halde aynı Kurum bünyesinde bulunan 2926 ve 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların sigortalılık sürelerinin anlaşılması ve ek 8 inci maddenin 2926 ve 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılık süresinin söz konusu olduğu durumlarda uygulanamayacağı, ne var ki farklı sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılık sürelerinin (506, 5434,2925 sayılı Kanunlar) bulunması durumunda uygulanması gerektiği dikkate alınmalıdır.

Diğer taraftan, 4447 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesiyle, aylık hesabında ilk defa “ağırlıklı ortalama” kavramı getirilmiş, aynı Yasa ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 11 inci maddesine göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.01.2000 tarihinden önce sigortalı olup da, bu yasa döneminde halen sigortalılıkları devam edenlerin aylık hesabının ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; A aylığı, sigortalının, aylık başlangıç tarihindeki toplam sigortalılık süresi esas alınarak, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce (01.01.2000) basamak satın alma sonucu yükseldiği basamaktan geçmişe yönelik intibak yapılarak bulunduğu gelir basamağının 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki değeri üzerinden, bu Yasanın yürürlük tarihinden önceki hükümlere göre hesaplanan aylığının, bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı olarak hesaplanan tutarının hesap edilmesi gerekir. Bu durumda, A aylığının hesap formülü şu şekilde olacaktır:
01.07.2003 tarihli gelir tablosu
kaşılığı Aylık gelir tutarı x ABO x 01.01.2000 öncesi hizmeti
Toplam Hizmetleri
B aylığının belirlenmesinde dikkate alınması gereken "Ağırlıklı Ortalama" hesabında ise; öncelikle, 01.01.2000 tarihi ile yaşlılık aylığı talep tarihi arasında sigortalı olarak fiilen bulunulan basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek, böylece fiilen geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama bulunmalı; bilahare, satın alınan basamaklar ve bu basamaklardaki bekleme süreleri üzerinden, yine 01.07.2003 tarihli gelir tablosundaki karşılığı tutarlar gözetilerek, böylece basamak yükseltilerek geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama belirlenmeli; bulunan her iki ağırlıklı ortalama (yani fiilen geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama ve basamak yükseltilerek geçen sürelere ilişkin ağırlıklı ortalama) toplanarak B aylığı hesabına esas "Ağırlıklı Ortalama" belirlenmelidir. Aylık hesabında esas alınacak aylık bağlama oranlarının belirlenmesinde ise, 01.01.2000 öncesi için 1479 sayılı Kanun'un geçici 11 inci maddesi yollaması ile mülga 36 ncı maddenin “Yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalılara en son prim ödediği gelir basamağında en az bir tam yıl prim ödemesi koşuluyla bulunduğu basamağın % 70'i oranında aylık gelir hesaplanır. Bulunduğu gelir basamak primini bir yıl ödememişse, bir önceki basamak üzerinden aylık gelir hesaplanır. Bu oran 25 yıldan fazla prim ödenmiş olması halinde fazla olan her tam yıl için % 1, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşlarından sonra sigortalılığa devamda, fazla olan her tam yaş için de ayrıca % 1 artırılır.” hükmü gözetilmeli, 01.01.2000 sonrası aylık bağlama oranının belirlenmesi için ise, 4447 sayılı Kanunla değişik anılan maddenin “Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için %3,5 takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için %2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl için %1,5 oranlarının toplamıdır.” hükmü nazara alınmalı ve sair aylık hesap doneleri de dikkate alınarak B aylığı saptanmalıdır.

A ve B aylıklarının toplanması suretiyle elde edilen tutara, ilgili yasal düzenlemelerde öngörülen sosyal destek ödemesi de ilave edilip; 01.01.2004 tarihinden itibaren güncelleştirme denilen, ilgili artış yasalarıyla (5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanunlar gibi) gösterilen artış oranları uygulanarak, yaşlılık aylığı talep tarihi itibarıyla, sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı belirlenmelidir. Ancak her halde, tahsis talep tarihi itibariyle sigortalıya bağlanacak yaşlılık aylığı miktarının, basamak satın almayan ve sigortalının basamak satın alma sonucu intibak ettirilerek elde ettiği basamaklarda fiilen bulunan (basamaklarda bekleme süreleri de aynı olan) sigortalılara bağlanacak aylık tutarını geçemeyeceği gözetilmelidir.

Eldeki davada ise, 2004 yılında yapılan intibak işlemi ile, davacının tüm hizmetlerinin birleştirildiği anlaşılmakta ise de, tahsis talep tarihi öncesinde 07.02.1984-06.11.1987 ile 22.10.2003-05.03.2013 tarihleri arasında kalan dönemde sigortalı kabul edilerek basamak seyri belirlenmiş olan davacı hakkında tahsis talebinden sonra tüm hizmetleri yeniden güncellenmiş ve 27.01.1998 tarihinden itibaren başlayan Limited Şirket ortaklığı nedeniyle, bu tarih sonrasında çakışan 506 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerin yerine 27.01.1998 tarihinden itibaren 05.03.2013 tarihine kadar 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın kabul edildiği, ne var ki davalı kurumca bu sigortalılığın esas alınarak davacıya tahsis yaptığı, tahsis işlemleri sırasında 27.01.1998 tarihi öncesinde 506 dışındaki sigortalılığı nedeniyle gelen 6 yıl 5 ay 5 günlük sigortalılığın basamak intibakında değerlendirilmediği, uyuşmazlığın da bu noktadan kaynaklandığı anlaşılmakta olup, davacı hakkında 2013 yılında yapılan bu işlemler dikkate alındığında, 27.01.1998 tarihi öncesi intibaka esas tüm sigortalılık süreleri dikkate alınarak davacının bu tarih sonrasında üst basamağa atladığı 01.06.1998 tarihi itibari ile olması gereken basamağın davalı kurumdan sorularak belirlenmesi ve buna göre davacı hakkında intibakın yapılması ile gerçekleşecek fark prim borcunun tespit edilerek, davacıya verilecek süre sonrasında ödemeyi takip eden aybaşından itibaren davacının aylığının yükseltilmesi sağlanması, davalı kurumdan intibak sonrası olması gereken aylık miktarı bakımından davacının itirazının bulunmaması halinde bu tutarın esas alınması, itirazın varlığı halinde ise, açıklanan ilkeler çerçevesinde gerek 01.06.1998 itibari ile olması gereken basamak ve gerekse de aylık miktarı yönünden hesap bilirkişisinden aylık hesabına dair denetlenebilir bir rapor aldırılmak suretiyle bir karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.