10. Hukuk Dairesi 2022/2907 E. , 2024/1866 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/344 E., 2021/149 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyiz edildiği, Dairemizce yapılan ilk incelemede noksan tespit edilen hususların ikmali için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verildikten, noksan ikmal edilerek dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 28.03.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in davalılardan ... Elektrik Temizlik İnş. Güvenlik ... San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde elektrik şebeke tesisatı işçisi olarak çalıştığını, işveren firmanın diğer davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'den Kırklareli Yenibedir köyünde elektrik şebekesi tesisatı ile elektrik direkleri yapım işini üstlendiğini, müvekkilinin 22.11.2002 tarihinde elektrik direği üzerinde işini yaptığı sırada yüksek gerilimli hatta elektriğe çarpılması sonucu iş kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin geçirdiği iş kazası nedeni ile Tekirdağ İş Mahkemesinin 2013/242 Esas numaralı dava dosyasında 117.783,38 TL maddi tazminat alacağı bulunduğu belirlenmekle beraber taleple bağlı 43.362,50 TL'ye hükmedildiğini ve fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulduğunu beyanla o dava kapsamında talep harici kalmış olan 56.759,30 TL maddi tazminat alacağını olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili süresi içerisinde sunduğu 05.05.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; olayda müvekkili Kurumun kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, iş kazası olarak belirtilen olayın 2002 yılında olduğunu iş kazasına bağlı olarak talep edilecek tazminat ve diğer bedellere ilişkin taleplerin zamanaşımına uğradığını, diğer davalı ... Elektrik ile 09.10.2002 tarihinde imzalanan sözleşme ile Lüleburgaz İşletme Müdürlüğü sorumluluk alanında bulunan Celaliye–Umurca–K.Karıştıran-Yenibedir-Müselmim-Kıyıbelli- Karamusul AG+OG Şebeke Tevsii işini yaptığını, sözleşme tarihinden itibaren itibaren müvekkil şirketin söz konusu yerlerde arıza bakım onarım işini yükleniciye bıraktığını, işin tek sorumlusunun yüklenici firma olduğunu, ayrıca sözleşme gereği yüklenicinin zarar ve ziyan oluşmaması için her türlü tedbiri alması gerekmekte olduğunu bu tür çalışmaların yapımında önce yüklenici tarafından en az iki gün önce müvekkili idareye hangi bölde e ne kadar süreli ve hangi tür çalışma yapılacağının bildirilmesi gerektiğini yüklenici firmanın kazanın olduğu gün yapacakları çalışma ile ilgili olarak Lüleburgaz İşletme Müdürlüğüne başvurarak herhangi bir enerji kesintisi talebinde bulunmadığını, dolayısı ile yapılacak çalışmadan müvekkili kurumun bilgisi olmaddan çalışma yapıldığını, orta gerilim hattının kesilmesi için müvekkili şirketten talepte bulunulmadığını, bu kapsamda müvekkili şirkete bildirilmeyen bir husus nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, yüklenici firma ile müvekkil Kurum arasında imzalanan elektrik dağıtım şebekeleri tesis sözleşmesi (köy ve şehir) nin 19. maddesine göre işi yapımı sırasında meydana gelebilecek kaza, hasar, kayıp ve zararların mali, hukuki ve cezai bütün sorumluluğunun yüklenici firmaya ait olduğunu, olayın meydana gelmesinde müvekkili Kurumun herhangi bir kusurunun bulunmadığını, çalıştığı hatta güvenlik tedbirlerini almayan ... ve yüklenici firmanın kusurlarının bulunduğunu, müteveffanın çalışma sırasında güvenlik malzemelerini kullanmaması ve gerekli emniyet tedbirlerini almaması, yüklenici de yapılan çalışmada öncelikle müvekkili Kuruma bildirim yapmaması ve yine üstüne düşen güvenlik tedbirlerini almaması nedeni ile kusurlu oludğunu, diğer davalı ile dava dışı sigorta şirketi arasındaki sigorta poliçesi kapsamında zararın sigorta şirketince karşılanmasının gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ( Tasfiye Halinde) ... Elektrik Temizlik İnş. Güvenlik ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tasfiye memuruna usulüne uygun tebliğ yapılmasına karşın cevap vermediği anlaşılmıştır.
III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI
A) İLK MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.04.2016 tarih ve 2014/240 E.-2016/211 K. sayılı ilk ilamıyla davanın kabulü ile 56.759,30 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 22.11.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacının mirasçıları olan dahili davacılar olan ... ve ...'e ödenmesine karar verilmiştir.
B) İLK BOZMA KARARI
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 29.04.2019 tarih ve 2018/5504 E.- 2019/3144 K. sayılı ilk bozma kararında özetle; somut olayda, davalı (Tasfiye Halinde) ... Elekt. Temizlik İnş. Güv. ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi temsilen tasfiye memuruna dava dilekçesi tebliğ edilip, taraf teşkili sağlanmadan ve savunma hakkı tanınarak ibrazı halinde delillerinin toplanması yoluna gidilmeksizin, davanın esası hakkında karar verilmesinin savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğu belirtilerek anılan davalı şirketin tasfiye memuruna dava dilekçesi tebliğ edilip, yargılamadan usulüne uygun olarak haberdar olması sağlandıktan sonra, iş bu davalının delil ve itirazları dikkate alınmak suretiyle yargılamanın esasına girerek bir karar verilmesine işaret edilmiştir.
IV. BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama doğrultusunda; Yapılan yargılama iddia, savunma, Mahkememizin 2005/45 Esas 2015/144 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; daha önce Mahkememizin 2015/45 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının belirlendiği ve bu tazminat miktarının 117.783,38 TL olduğu, ancak söz konusu dava dosyasında taleple bağlı kalınmak kaydı ile hüküm kurulduğu, daha sonra mahkememizde işbu davanın açılarak mahkememizin 2015/45 esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklendiği, kesinleşmesi beklenen dava dosyasının yargıtay denetiminden onanarak geçmesi ve kesinleşmesi ile daha önceki dava dosyasında maddi tazminat miktarı olarak belirlenen değerden taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda hükme esas alınan değer mahsub edildikten sonra elde edilen miktar üzerinden bu davanın açıldığı belirlenmekle, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş daha önceki dava sonrasında bu davanın açılmasında davacının hukuki yararı olduğu, söz konusu kesinleşen ilam ile davalıların sorumluluklarının netliğe kavuştuğu, ayrıca maluliyet oranının kesinleşmesi itibarı ile davacının talepte bulunabileceği, böylelikle zaman aşımı süresinin de somut olayda gerçekleşmediği, davacının yargılama aşamasında ölmesi ve sonrasında mirasçıları yönünden davaya devam edildiği ve davada haklılık durumunun ispatlandığı sonuç ve kanaati ile davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulması yoluna gidilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasının gerçekleştiği işin anahtar teslim olarak diğer davalıya verilmiş olması nedeniyle asıl işveren sıfat olmadığını, Tekirdağ İş Mahkemesinin 2015/45 Esas sayılı dosyasında davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının belirlendiği ve bu kararın kesinleştiği gerekçesiyle huzurdaki davada bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmasının usule aykırı olduğunu davacının dava devam ederken vefat etmiş ve fakat vefatın tazminat hesabına etkisinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı def'inin değerlendirilmeden ve buna ilişkin gerekçeye kararda yer verilmeden kurulan hükmün, hukuka aykırı olduğunu, esasa ilişkin temyiz nedenleri saklı kalmak ve davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu olayın 22.11.2002 tarihinde meydana gelmiş olup huzurdaki davanın ise zamanaşımı süresi olan 10 yıl geçtikten sonra, 28.03.2014 tarihinde açıldığını, kısmi dava açılmış olmasının da talep edilmeyen kısım yönünden zamanaşımını kesmediğini bu kapsamda davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Mahkemenin davayı ihbarı talebini değerlendirmeden karar verimesinin de hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesi" açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, "Hüküm ve Kapsamı" açısından 6100 sayılı HMK'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ve uygulanma imkanı bulunan 294, 297 ve 298 inci maddeleri, "Tazminat Alacağının Belirlenmesi" açısından kaza tarihi dikkate alınarak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332, 98 delaletiyle 41, 42, 43, 44, 46, 47 maddeleri "Zamanaşımı" açısından aynı Kanun'un 125 inci maddesi, "İş Sağlığı ve Güvenliği" açısından kaza tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci Maddesi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "Usuli Kazanılmış Hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2. İş kazası ve meslek hastalığından işverenin sorumluluğu sözleşmeye aykırılığa dayandığından kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanun’un 125-140 ıncı maddelerinde düzenlenen zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
3. Nitekim 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesine göre “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir”. Yargılama süresinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesinde benzer bir düzenleme ile “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.” hükmü yer almaktadır. Kanun koyucu hem 818 sayılı Kanun’un 125 inci maddesi hem de 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi ile alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresini düzenlemiş olup aksine bir yasal düzenleme olmayan hâllerde on yıllık sürenin uygulanması gerektiği açıktır. İş kazası hâlinde de zamanaşımı süresine yönelik ayrı bir düzenleme bulunmadığından 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı (818 sayılı Kanun md.125) maddesine göre on yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
4. 818 sayılı Borçlar Kanun'un 128 inci maddesi (6098 sayılı TBK'nun 149 uncu maddesi) uyarınca zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle söz konusu anda borç ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir.
5. Gelinen bu noktada iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri yönünden zamanaşımının hangi tarih itibariyle başlayacağının belirlenmesi gerekmekte olup bu hususun tespitinde, zarar ve zararın öğrenilme tarihinin önemi açıktır.
6. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4-470 Esas, 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
7. Hukuka aykırı bir eylem işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için eylem tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise, zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır.
8. Bazı hâllerde, gerek zararı doğuran eylem veya işlemin ne olduğu ve kim tarafından gerçekleştirildiği ve gerekse zararın kapsam ve miktarı aynı anda ve tam bir açıklıkla belirlenebilir. Böyle durumlarda, zarar görenin uğradığı zararın varlığını, zarar verenin kim olduğunu, kapsam ve miktarının neden ibaret bulunduğunu öğrendiği andan itibaren, zarar verenden bunun tazminini isteme hakkının doğacağı ve bu hakkına ilişkin yasal zamanaşımı süresinin de o tarihte başlayacağı açıktır.
9. Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık "gelişen durum" ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır (HGK'nın 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 Esas, 2002/874 Karar sayılı kararı).
10. Nitekim HGK'nun 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10-906 E.- 2024/104 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir."
11. Somut olay incelendiğinde; davacı ... tarafından 22.11.2002 tarihli iş kazası nedeniyle ilk davanın 28.01.2005 tarihinde açıldığı, iş bu dava neticesinde verilen 04.05.2015 tarih ve 2015/45 E.- 2015/144 K. sayılı dosyası kapsamında sürekli iş göremezlik oranının SSK Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet İşleri Daire Başkanlığının 24.02.2006 tarihli raporuyla %51 olarak belirlendiği ve maddi tazminat alacağının anılan kararda 117.783,38 TL olarak tespit edilmekle beraber taleple bağlı 43.362,50 TL maddi tazminata hükmedildiği ve fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına karar verildiği, kararın (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 04.02.2016 tarih ve 2015/20119 E.- 2016/1159 K. ile onanarak kesinleştiği, iş bu davada da o dava kapsamında hüküm altına alınmayan 56.759,30 TL'lik maddi tazminat istemiyle ilgili olarak 28.03.2014 tarihinde dava açıldığı ve davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu iş bu davanın yargılaması sırasında 20.02.2016 tarihinde vefat ettiği ve mirasçılarının davaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
12. Bu açıklamalara göre davacının maddi tazminat alacağının taraflar arasında daha önce kesinleşen kararın gerekçesi kapsamında belirlendiği iş bu davada ise önceki davada tahsiline karar verilmeyen kısımla ilgili olarak dava açılmış olduğu dikkate alındığında, davacının yargılama sırasında vefatının lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıramayacağı açıktır, o halde davalı vekilinin usuli kazanılmış hakkın varlığına rağmen ölüm tarihi gözetilerek yeniden hesap raporu alınmasına yönelik itirazlarının bu gerekçeyle reddi gerekirken yazılı şekilde reddi hatalı olmuştur.
13. Ayrıca sürekli iş göremezlik oranının 24.02.2006 tarihli kurum sağlık raporuyla kesin olarak belirlendiği ve iş bu bakiye maddi tazminat alacağına ilişkin davanın ise bu tarihten itibaren işlemeye başlayan zamanaşımı süresi içerisinde 28.03.2014 tarihinde açılmış olması nedeniyle zamanaşımı def'inin açıkça bu sebepten reddi gerekirken, yazılı şekilde yeterli açıklama içermeyen gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
14. O halde, davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek hüküm bozulmalıdır. Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Tekirdağ 1. İş Mahkemesinin 30.03.2021 tarih ve 2019/344 E.-2021/149 K. sayılı ilamının;
Gerekçesinde yer alan son paragrafın silinerek yerine;
"Tüm dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde; daha önce mahkememizce verilen 04/05/2015 tarih ve 2015/45 E-144 K sayılı ilamda davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının 117.783,38 TL olarak belirlendiği , ancak söz konusu davada taleple bağlı kalınarak 43.362,50 TL' lik maddi tazminat yönünden hüküm kurulduğu ve davacının fazlaya ilişkin talep hakkının saklı tutulmasına karar verildiği, kararın (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 04/02/2016 tarih ve 2015/20119 E- 2016/1159 K ile onanarak kesinleştiği, iş bu davada ise belirlenen maddi tazminat alacağından bakiye 56.759,30 TL'lik kısım için dava açıldığı anlaşılmakla kesinleşen gerekçe kapsamında davacının bakiye alacağa usuli kazanılmış hakkı oluştuktan sonra meydana gelen ölümün davacı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıramayacağı açık olduğundan davalının ölüm tarihi gözetilerek hesap raporu alınmasına yönelik isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili her ne kadar cevap dilekçesi ile davaya karşı zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de; davacının sürekli iş göremezlik oranının SSK Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet İşleri Daire Başkanlığının 24.02.2006 tarihli raporuyla %51 olarak belirlendiği, davaya uygulanacak zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren işlemeye başladığının kabulü gerektiği bu kapsamda davanın açıldığı 28.03.2014 tarihinden itibaren 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. Maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmemiş olması nedeniyle davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş. Vekilinin zamanaşımı def'inin reddine karar vermek gerektiği kanaatine erişilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur." ifadeleri yazılmak suretiyle ve bu ifadelerden sonra devam edecek şekilde gerekçenin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye iadesine,
3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!