10. Hukuk Dairesi 2022/14079 E. , 2024/4273 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2807 E., 2022/1391 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/48 E., 2022/454 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 09.06.2011
tarihinde davalıya ait taşocağında silocu olarak çalışmaya başladığını, 16.09.2013 tarihinde işyerinde
manevra yapmakta olan kepçenin lastik tekerleklerinin altında kaldığını, iki ayağının ayak ve topuk
kemiklerinin parçalanarak kırıldığını, %13 oranında malul olduğunun tespit edildiğini , olay tarihinde aylık net 1.830,00-TL ücret aldığını, işyerinde 2 öğün
yemek ve 200,00-TL yol ücreti verildiğini, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamının işverende olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00TL
maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalıdan
tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 13.09.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 274.981,88 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının mıcırlı yolda ayağının kayması sonucu yere düştüğünü ve o
sırada hareket eden iş makinesinin altında kaldığını, davacının kaza tarihinden önce yaklaşık 2 yıl kadar
işyerinde çalıştığını, yeterli donanım ve tecrübeye sahip olduğunu, aldığı iş güvenliği
eğitimleri ile çalışan iş makinesinin yanına gidemeyeceğini, iş makinesinin
merdivenlerinden çıkamayacağını bilmesi gerektiğini, davacının ağır kusurlu
olduğunu,
işyerinde iş sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbirin alındığını, davacının kaza tarihinde en son 1.570,00
TL ücret aldığını, 1 öğün yemek ve 100,00 TL yol ücreti verildiğini beyan ederek davanın reddini
savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı nezdinde çalışmakta iken 16.09.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, kusur oranlarına dair alınan bilirkişi raporu ile davalının %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, raporun mahiyeti itibari ile itibar edilebilir nitelikte olduğu, davacının maluliyetinin ATK raporu ile %15,2 olarak belirlendiği, dosyada aktüerya bilirkişiden THR 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanan rapor alındığı, raporda davacıya yapılan ödemelerin mahsubunun değerlendirildiği, tarafların kusur oranı ve davacının maluliyetine göre davacının maddi zararının 434.151,52 TL olduğunun hesaplandığı, dosya kapsamına göre ve davacının maluliyet haline göre davacının dava konusunu haksız ... sebebi ile manevi yıkıma uğradığının anlaşıldığı, buna göre manevi tazminata hak kazandığı gerekçesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kabulü ile 274.981,88 TL maddi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00 TL maddi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, dosyaya sunulan raporların kriterlere uygun olmadığı, davalıya atfedilen kusur oranının haksız ve fahiş olduğu, davacının kusurunun % 30 oranından fazla olması gerektiğinin teftiş raporu, tutanak ve tanık anlatımları ile ortada olduğu, davacının son ücretinin 1.570 TL olduğu, 1 öğün yemek verildiği, 100 TL de yol parası verildiği, davacının SGK beyanında da 1 öğün yemekten bahsettiği, müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı olduğu, fahiş oranda maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme dayanak alınan kusur bilirkişi raporu olay tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığından kusur raporundaki değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu kanaatine varıldığı ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurularının reddine karar verildiği, kazanın oluşumundaki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü ile davacı kazalı işçide meydana gelen maluliyet oranı gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince hükmedilen 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi de dikkate alındığında fahiş olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle, davalı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kabulüne, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davanın kısmen kabulü ile 274.981,88 TL maddi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın 16.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, davacının kusursuz olduğunu, davalı işverenin %100 kusurlu olduğunu, davacının 1.830,00 TL ücret aldığını, ayda 200 TL yol parası ve iki öğün yemekten yararlandığını, hesaplamaların bu miktarlar üzerinden yapılması gerektiğini, Mahkeme kararının manevi tazminat yönünden davacı lehine bozulmasını, asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, dosyanın kesinleştiği gündeki asgari ücretin hesaplamada esas alınarak hüküm kurulması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili, davalıya %70 gibi haksız ve fahiş kusur oranı atfedilerek ve bu rapor esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, olaydan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan inceleme raporunda davalının %50 kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacının iddia edildiği gibi 1.830,00 TL maaş almadığını, davacının en son ücretinin 1.570,00 TL olduğunu, ayrıca işyerinde 1 öğün yemek verildiğini, davacıya ayda 100 TL de yol parası verildiğini, hükmedilen manevi tazminatın hukuka aykırı olduğunu, davalının kusuru olmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerekirken fahiş maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51, 52, 54, 55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri .
3. Değerlendirme
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait işyerinde silocu olarak çalıştığı, 16.09.2013 tarihinde davalıya ait işyerinde iş makinesi operatörü olarak görev yapan ... ... ...'ı arayarak silo civarındaki mıcırların iş makinesi ile alınmasını söylediği, ...'in iş makinesi ile siloya geldiği, davacının iş makinesinin merdivenine çıkarak ...'e yapması gerekenleri anlattığı, sonrasında davacının iş makinesinden inerek orada bulunan rampadan yukarı doğru çıkmaya başladığı, bu sırada davacının ayağının yerdeki mıcırdan dolayı kaydığı ve hareket eden iş makinesinin tekerinin altında kalarak yaralandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olduğunun kabul edildiği denetim raporunda, işveren ... Madencilik Şirketinin %50, üçüncü kişi olarak ... ... ...'ın %20, davacının ise %30 kusurlu olduğunun kabul edildiği, Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 2017/166 Esas sayılı dosyasında aynı kaza nedeniyle rücuan tazminat istemi ile açılan davada, davalı işveren ... Madencilik ve İnş. San. A.Ş.'nin %65 oranında kusurlu, davalı ... 'ın %5 oranında kusurlu, kazalı işçi ...'in ise % 30 oranında kusurlu olduğu yönündeki kusur raporu esas alınarak karar verildiği, iş bu dosyada 3 kişilik makine mühendisi ve endüstri mühendisi bilirkişi heyetinden alınan ve hükme dayanak kılınan 23.02.2018 tarihli kusur raporunda davalının %70 oranında, davacının %30 oranında kusurlu bulunduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
a)Davacı vekilinin kusur oranı ve hesaba esas alınan ücrete yönelik temyiz itirazlarının ve davalı vekilinin ücrete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekili tarafından kusur ve ücrete yönelik temyiz itirazlarının daha önce istinafa konu edilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin kusur oranı ve ücret bakımından kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığı; davalının tazminat hesabına esas alınan ücret yönünden temyiz itirazının incelenmesinde ise, hükme dayanak hesap raporunda ücretin davalının iddiası gibi, kaza tarihindeki net ücretin 1.570 TL -asgari ücretin 2,15 katı olarak esas alınması ve 1 öğün yemek ile yol bedeli eklenmesi suretiyle belirlendiğinin anlaşılması nedeniyle davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazında hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir.
b)Davalı vekilinin kusur oranı ve aidiyeti yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücu dava dosyasını celp etmek, işbu dosyadaki kusur oranlarını da değerlendirmek suretiyle, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine tarafların olayın meydana gelmesindeki kusur oranını belirlettirmek, iş bu kusur oranını Mahkemece hükme esas alınan 05.05.2022 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas alarak ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden tarafların maddi ve manevi tazminatlara ilişkin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!