10. Hukuk Dairesi 2022/14028 E. , 2024/3890 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1267 E., 2022/2218 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/115 E., 2022/71 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babaları ...'nın 17.02.2017 günü iş kazası geçirerek hayatını kaybettiğini, davalı işverenlerin gerekli önlemleri almaması nedeni ile iş kazasının meydana geldiğini, davacı ...'nın müteveffanın eşi olduğunu, diğer davacıların müteveffanın çocukları olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi tazminat ve ... için 200.000 TL, çocuklardan Sercan için 100.000 TL, ... için 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 30.4.2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebi eş ... için 150.805,49-TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... Tab. İns. Teks. ve Bilg. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirket ile ... arasında ana kanalın bakım ve onarımı için personel çalıştırılması hizmet alım sözleşmesinin 03.02.2017 tarihinde imzalandığını, mevcut kazanın 17.02.2017 tarihinde meydana geldiğini, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, ... ve kepçe operatörü ... Mudu'nun Akçay Sağ Sahil Sulama Birliğinin daimi işçileri olduklarını, yalnızca ihaleyi alan alt işverenlerden sigortalı gösterildiklerini, müvekkiline isnat edilecek herhangi bir kusur yahut sorumluluk bulunmadığını, işçilerin ve iş makinelerinin diğer davalıya ait olduğunu beyanla açılan davanın reddini talep etmişlerdir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddialarının somut bir olguya dayanmadığını, kazanın işçinin kendi kusur ve dikkatsizliğinden kaynaklandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'nın eşi ...'nın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinde davalı ... Tabldot İnş. Tekstil ve Bil. San. Tic. Şti. adlı işyerinde çalışmakta olduğu, davalı ... ile diğer davalı ... Tabldot İnş. Teks. Bil. San. Tic. Ltd. Şti. ile Birlik Ana Kanal ve Yedek Kanallarının Bakım Onarımı için Personel Çalıştırılması Hizmet Alımı Sözleşmesi imzalandığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/3188 Soruşturma numaralı dosyasından alının bilirkişi raporuna göre Sulama Birliği Başkanının %50 asli kusurlu, ... ...'nın %10 oranında, ...'nun %40 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/625 E. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporuna göre Sulama Birliği Başkanı Recai Yağcının %70, kepçe operatörü ...'nun %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, iş bu dosyadan alınan 17.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda; alt işveren davalı ... Hiz. Tab. İnş. Teks. Bilg. San. Tic. Ltd. Şti.'nin %30 oranında, asıl işveren davalı ... Birliğinin %50 oranında kusurlu olduğu, iş makinesi operatörü ...'nun %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği 02.09.2021 tarihli kusur raporunda; 17.02.2017 günü saat 09:30 sıralarında ... İşletiminde bulunan Serçeköy Mahallesi Katrancı Mevkiindeki sulama kanalının tamir edilmesi çalışmaları esnasında vinç operatörü ...'nun vinç ile zeminde yatay şekilde duran beton su kanalını yerden yukarıya yükseğe doğru kaldırdığı sırada vinç bomunun aniden dibinden koparak kepçenin yanında durmakta olan Sebahattin Sarı'nın üzerine düşen vinç bomunun altında kalması sonucu ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede vefat etmesi şeklinde meydana olayda, asıl işveren ...’nin kazanın meydana gelmesinde doğrudan etkili % 50 oranında kusurlu olduğu, alt işveren ... Hizmet Tab. İnş. Teks. Bilg. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kazanın meydana gelmesinde kısmen etkili % 30 oranında kusurlu olduğu, dava dışı iş makinesi operatörü ...’nun kazanın meydana gelmesinde kısmen etkili % 10 oranında kusurlu olduğu, kazazede ...’nın kaza olayının meydana gelmesinde kısmen etkili % 10 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği maddi tazminat talebi yönünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, 19.04.2019 tarihli hesap raporu hükme esas alınarak karar verildiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olay nedeniyle manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiği hususları dikkate alınarak manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle,
1-Davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 150.805.49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2- Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine,
3- Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4- Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müteveffanın kaza esnasında vincin bom telinden kopması ve vincin altında kalması neticesinde vefat ettiğini, bundan kaçınmanın mümkün olmadığını, müteveffaya kusur izafe edilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, maddi tazminat miktarının bilirkişi raporunun güncellenmesiyle arttığını, ıslah hakkını kullanmak üzere süre verilmediğini, eksik maddi tazminata hükmedildiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kazaya ilişkin alınan tüm kusur raporlarının birbirinden farklı olup çelişkinin giderilemediğini, kusur raporunun eksik ve hatalı olduğunu, rapora yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini bildirerek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ... Başkanlığı bünyesinde yürütülen su kanallarının bakım ve onarım işinde alt işveren ... Hizmetleri Tabldot Ltd. Şti. işçisi olarak çalışan ...'nın kanal içinde temizlik yaptığı sırada aynı alanda ...'nun sevk ve idaresindeki davalı ... birliğine ait 09 RA 152 plaka numaralı traktör kepçeli vinç şeklindeki iş makinesinin yaklaşık 800 Kg ağırlığındaki kanaleti kaldırmaya çalıştığı sırada iş makinesinin bomunun kırıldığı, o sırada vincin alt tarafında çalışmakta olan davacıların murisinin üzerine düşerek vefat ettiği, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, hükme esas alınan heyet raporuna göre vincin yük kaldırdığı esnada tehlikeli çalışma alanı çerçevesinden uzak durmayan ve tedbirsiz ve dikkatsiz davranan kazazede işçinin %10, asıl işveren davalı ...'nin %50, dava dışı alt işveren ... Hizmet Ltd. Şti.'nin %30, dava dışı iş makinesi oparatörü ...'nun %10 oranında kusurlu oldukları (davalı asıl işveren ile dava dışı kişiler arasındaki kusur dağılımının ileride açılması muhtemelen rücu dosyasında belirlenebileceği), kusur raporunun İş Kanunu, İşçi Sağlığı ve İş Sağlığı Tüzüğü'ne uygun olduğu, kusura yönelik itirazların yerinde olmadığı, hükme esas alınan hesap raporunda hata bulunmadığı gibi davacının 30.04.2019 tarihli talep arttırım dilekçesi sebebiyle ilk raporda belirlenen maddi tazminat miktarının davalı lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 13.08.2018 tarih 2018/749-6322 Esas-Karar sayılı ilamı, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2021 tarih 2021/771-16357 Esas - Karar sayılı ilamı) anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, manevi tazminata yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu, somut delil durumu ile davacı eş ve çocuklar lehine hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.06.2004 tarih, 13/291-370 kararındaki ilkelere göre az olduğu anlaşılmakla davacı eş lehine 100.000,00-TL, her bir çocuk lehine ayrı ayrı 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi hakkaniyete uygun olacağından davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf itirazları yerinde görüldiğü gerekçesiyle ,davalı vekilinin, istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
1-Davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 150.805.49 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2- Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine,
3- Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine,
4- Davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, müteveffaya atfedilen kusur oranının fazla olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, davacıların maddi zararının bilirkişi raporunun güncellenmesi ile birlikte arttığını, ıslah hakkını kullanmak istediği için süre verilmesini talep etmiş ise de ek dava ile kalan kısımın talep edilebileceği gerekçesi ile ıslah için süre verilmediğini, kararın düzeltilerek fazlaya ilişkin hakların saklı kalması gerektiğini, aktüer raporunda da maddi tazminat yönünden eksik hesaplama yapıldığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, hesap konusunda uzman olmayan bilirkişi tarafından düzenlenen hesap raporuna karşı yapmış olduğu itirazların da Mahkemece değerlendirilmediğini, karara dayanak yapılan rapor ile istinaf incelemesi öncesi verilmiş olan karara dayanak yapılan hesap raporlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davacılar vekili ve davalı ... vekilinin kusura yönelik temyizi yönünden yapılan incelemede;
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Somut olayda, Mahkemece itibar edilen kusur raporunun oluşa uygun olmadığı, olaydaki sorumluluk ve kusur durumunun yeterince incelenmediği ve açıklanmadığı, rücu dosyası, ceza dosyası ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediği anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının ve iş bu dosya kapsamında aldırılan kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle ile A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesi'nin 25.09.2019 tarihli 2017/94 Esas 2019/463 Karar sayılı kararına dayanak kılınan raporla belirlenen maddi tazminat tutarının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmemesi, davacılar vekilinin sadece manevi tazminat miktarı yönünden istinaf yoluna başvurmuş olması nedeniyle, davalı ... lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek davacı eşin maddi zararının bu tutarla sınırlı kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, söz konusu usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası alınan kusur raporunda davacıların murisine de %10 kusur verildiği hususu dikkate alınmaksızın davalıların %100 kusur oranına göre belirlenen ilk hesap raporuna itibar edilerek ve kusur tenzili yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi temyiz eden ... aleyhine sonuç yaratmış olmakla Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar ve davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!