WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/13730 E.  ,  2024/3758 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/571 E., 2022/1896 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eşme Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2015/265 E., 2020/388 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekileri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iş yerinde mekanik bakım işçisi olarak çalışmakta iken 12.01.2015 tarihi saat 16:30 sularında geçirdiği iş kazası sonucu sağ elini prese kaptırdığını, mühürleme kalınına sıkışıp yandığını, elinin sinirlerinde tendonlarının koptuğunu, bu olay nedeniyle müvekkilinin aylarca hastanede yattığını, çalışamadığını, halen daha iş göremez halde olduğunu, bu olay nedeniyle sakat kaldığını, yara yerlerinin en görünen yerde, el üstünde olduğu için gerek müvekkilinde gerek el sıkıştığı, el uzattığı herkeste en başta ailesinde tiksinti ve utanç yarattığını, müvekkili iki ameliyat daha geçirmek zorunda kalacağını, ayrıca yara yerlerini ve yanık izlerini yok edilebilmesi için estetik ameliyat geçirmek zorunda kalacağını, müvekkilinin bahse konu kazanın olduğu tarihte net aylık ortalama 1.700,00 TL brüt olarak da aylık brüt 2.250,00 TL ücret aldığını, davalı işverenin ücreti asgari ücretin biraz üstünde göstermekte ve bankaya asgari ücretin az fazlasını yatırmakta olduğunu, aradaki farkı müvekkiline elden verdiğini, olayda iş güvenliği ve işçi sağlığı kanunu ve tüzüğü hükümlerine göre alınması gereken tedbirleri almayan ve işin hiç kimsenin zarar görmeden yürütülmesi için gerekli tedbirleri almayan makinenin sensörlerini daha fazla üretim yapabilmek için söken, söktüren yada sensörleri olmayan emniyet tedbirleri olmayan makinelerle aylardır çalışılmasına göz yuman, üretimin hiç bir kimseye zarar gelmeden gerçekleşmesi için bilim ve teknolojinin ön gördüğü en son tedbirleri almayan davalı işverenin kusurlu olduğunu, müvekkiline SGK tarafından bağlanan daimi bir iş göremezlik geliri dava tarihi itibariyle mevcut olmadığını, müvekkilinin iş kazası nedeniyle meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, kendisine SGK tarafından henüz bir gelir bağlanmadığını, zararının kapsam ve boyutunun dava açıldığı andaki verilerle belirlenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olduğunu, müvekkili 18.06.2015 tarihinde iş veren tarafından işten çıkarıldığını, bu konuda Eşme noterliğinin 19.06.2015 tarih ve 2980 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle işverene ihtar çekildiğini, iş yerinden müvekkilinin çalıştığı tarihlere ilişkin davacıya ödenen tüm nakdi ve ayni ödemelerin liste halinde istenilmesi ile sonraki dönemlerin asgari ücret artışlarına uyarlanarak hesaplama yapılarak meslekte kazanma gününün kaybı karşılığı istenebilecek maddi tazminat tutarının belirsiz alacak davası yolu ile tespitine ve fazlaya ilişkin tüm isteklerinin saklı kalmak üzere 119.427,27 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Eşme Asliye Ceza Mahkemesinde taksirle yaralama sebebiyet vermek suçundan dosyalarının bulunduğunu, ceza yargılaması sonucunda tespit olunan maddi olguların hukuk hakimi için bağlayıcı nitelikte olduğunu, bu nedenle de öncelikle ceza davasının iş bu dava yönünden bekletici mesele sayılması gerektiğini, davacı vekilinin kaza sonucunda müvekkilinin uğradığı olayların ve mağduriyetleri ile ilgili anlatımlarının abartılı olduğu, manevi tazminat tutarının belirlenmesi yönünden mahkemeyi ikna etmeye yönelik olduğunu, el üzerindeki yanık izinin boyut ve görünümü itibariyle ne bir tiksini ne de estetik kaygı doğuran yanının olmadığını, davacı ...'nın meydana gelen iş kazasının oluşumunda asli kusurlu olup, müvekkil şirketin iş sağlığı ve güvenliği yönünden gerekli önlemleri almamış olmasından kaynaklanan bir kaza sonucunda olayın gerçekleşmediğini, davacının kendi özensizliği ve aşırı güveni sebebiyle yaralandığını, manevi tazminatın belirlenmesi her olayın özelliğine, kusur durumuna tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, yaralanmanın niteliğine, ağırlığına bağlı olarak değiştiğini, ancak gerek uygulamada gerekse Türk Hukuk Öğretisinde hakim görüş manevi tazminatların zenginleşme aracı sayılmaması olduğunu, davacının estetik ameliyat geçirmesinin kaçınılmazlığı ve pek çok mesleği yapamayacağına ilişkin düşüncelerine katılmanın mümkün olmadığını, müvekkil şirketin kendisine yeniden işinin başına dönmesi için çağrı yaptığı halde gelmediğini, davacının mevcut yaralanması çalışmasına engel olmadığı gibi el üzerindeki iyileşebilecek bir skar izinin mevcudiyeti de manevi tazminat isteminin kapsamının genişletilmesini haklı kılar nitelikte olmadığını, burada ayrıca vurgulanması gereken bir diğer hususunda manevi tazminat taleplerinin kısmi ya da belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı olduğunu, açılan davanın niteliği, kapsamı davacı ve davalının ekonomik durumları nazara alındığından da ihtiyati tedbir talebinin haklı olmadığının açık olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacının % 30, davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu ve davacının davaya konu iş kazası nedeni ile % 10 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilerek 119.427,27 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmolunan manevi tazminat miktarının manevi tazminat ilkeleri ile bağdaşmadığını, caydırıcılık unsuru, tatmin duygusu uyandırma duygusu bulunmadığını, netice itibariyle hükmolunan manevi tazminat miktarının az olduğunu, tam kabulü gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının hatalı olduğunu, aynı mahkemede görülen işçinin iş akdinin feshi 2015/264 Esas - 2020/28 Karar sayılı alacak dosyasında işçinin asgari ücretle çalıştığı ve buradan hesap yapıldığı halde bu davada fazla ücret alacağı ortaya atıldığını, ceza yargılamasında almış olduğu kusur raporlarında davacının kusurlu olduğunu, davacının bakım ustası değil, düz işçi olduğunu, tazminatların kusur oranına göre verilmesi gerektiğini, kararın bozulması gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"...Dosya kapsamı, dosyadaki yazı, bilgi ve belgeler, kanuni gerektirici sebepler, İş Sağlığı ve Güvenliğine yönelik Yasa ve Yönetmelik Hükümleri, dosyadaki delil durumu ile itirazların yerinde olmadığı, yine davacıya ilişkin işçi alacağına yönelik açılan davaya ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2020/2730 Esas - 2022/826 Karar sayılı kesin ilamında belirlenen ücret miktarı ile de bu yöndeki itirazların yerinde olmadığı, tarafların kusur durumları, kaza tarihi, %10.0 maluliyet oranı, tüm dosya içeriği ile İlk Derece Mahkemesince belirlenen manevi tazminat miktarına yönelik itirazlar da yerinde olmayıp..." gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri sunmuş oldukları temyiz dilekçeleri ile istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi

3. Değerlendirme
A) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu , temyize konu ilk derece mahkemesi kararında davalı şirket aleyhine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının 15.000,00 TL reddine karar verilen miktarın 5.000,00 TL olduğu , Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verdiği gözetildiğinde, kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR :
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.