WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/13654 E.  ,  2024/3326 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1429 E., 2022/1808 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gerede Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2015/329 E., 2022/121 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Endüstri Meslek Lisesi mezunu olup, okul bitiminde 2001 yılında davalı işyeri olan deri imalathanesinde çalışmaya başladığını, Askerlik ve kısa bir süre haricinde 2012 yılına kadar aynı iş yerinde çalıştığını, Müvekkilinin iş yerindeki görevi iş kazasının meydana geldiği 16.04.2007 yılına kadar kalfa yardımcılığı olduğunu, iş kazasından sonra ise iş yerinde imalat dışı çalıştırıldığını, iş kazasının meydana geldiği tarihte günlük 29 TL yevmiye ile 2012 yılında 50 TL yevmiye ile çalıştığını, iş kazası geçirdiğinde biz senin arkandayız, her türlü destek olacağız denmesine rağmen iş veren tarafından verim alınamadığı gerekçesiyle iş akdine son verildiğini, iş kazasının sebebi asit bulunan iki adet 32 kg ağırlığındaki kovayı ağzı 2.5 metre yukarıda bulunan imalat makinesinin içerisinde merdiven ile dökmeye çalışırken kovanın merdivene çarpması sonucu kova içerisindeki asidin çalkalanarak müvekkilinin yüzüne sıçraması neticesinde gerçekleştiğini ve SGK tarafından iş kazası olarak tespit olduğunu, iş güvenliği tüzüğünde belirtilen güvenlik önlemlerini almayan gerekli ekipmanları sağlamayan işverenin kusurlu bulunduğunu, müvekkili iş kazası sonucu yüzüne ve gözüne asit sıçradığını ve her iki gözünde de hasar meydana geldiğini, müvekkilinin %50 oranı üzerinde malul kaldığını, müvekkiline SGK tarafından kısmi oranda iş kazası maluliyet maaşı bağlandığını, iş kazası nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, insan için çok önemli olan göz organının malul olması sebebiyle psikolojisinin olumsuz yönde etkilendiğini, ve kendi iş alanında iş bulamadığını, ağır ekonomik sıkıntılar yaşadığını beyanla davalarının kabulü ile 530.667,23 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kazadan 8 yıl sonra açıldığını ve bu nedenle zamanaşımına uğradığını, kaza öncelikle davacının kendi dikkatsizliği ve ihmali sonucu meydana geldiğini, davacı bu hususu kendi ifadelerinde de zikrettiğini, ve müvekkilinden şikayetçi ve davacı olmadığını, Müvekkili bulunduğu iş yerinin gereken tüm güvenlik önlemlerini ve tedbirlerini almasına gerekli kurs ve denetimleri yapmasına rağmen davacı işçiye vermiş oldukları eldiven kask ve gözlüğü takmadığını ve dikkatsizce iş yapmasına mütevellit bu kazanın meydana geldiğini, davacı dilekçesinde belirtilen ücretleri alan bir işçi olmadığını, vasıfsız deri çalışanı olduğunu, Kalifiyeli bir usta olmadığını, müvekkil şirketin davacıyı kazadan sonra sahiplendiğini tüm hastane giderlerini ödediğini, davacı ve ailesinin tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, kazadan sonra daha kolay işlerde çalıştırıldığını, davacının işi bırakıncaya dek müvekkilinin yanında çalıştığını, işi bırakınca Sedaş a işe girdiğini, bu kaza çalışmasına engel olmayıp bilakis özürlü kadrosundan sedaş bolu işletmesinde işe girmesine vesile olduğunu, kazadan sonra da müvekkili bulunduğu şirket maliklerinin davacıya kaza sebebiyle değişik tarihlerde ve şahitler huzurunda 10.000 USD ve 15.000 TL verdiklerini, karşı tarafın manevi yaralarının sarılması ve davacının evliliği öncesindeki harcamaları müvekkili bulunduğu şirket tarafından yapıldığını, daha önce 2009/87 Esas sayılı dosyası gereği 25.000 TL ödendiğini, SGK ardından maluliyet oranının arttığını iddia ederek müvekkili bulunduğu şirketten 44.251 TL daha istendiği, bunca süre geçtikten sonra ve kendine ek gelir bağlattığı halde işbu dava ile tarafımızlarında tazminat istenilmesi hak ve nezafete aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davacının % 30, davalı işverenin % 70 oranında kusurlu olduğu ve davacının davaya konu iş kazası nedeni ile % 52 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davacının davasının kabulü ile 530.667,23 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ıslah talebinin zaman aşımına uğradığını, maluliyetin ilerleyen bir maluliyet olduğuna ilişkin gerekçenin soyut olduğunu, davacının maluliyetini bildiğinin YSK kararı ile de sabit olduğunu, ilerleyen maluliyetin olmadığının ATK 2. İhtisas Kurulu raporuyla da sabit olduğunu, davacının halen aracını kendisinin kullandığını, dolayısıyla görme engeli nedeniyle oluşan maluliyeti olması halinde ehliyet alamayacağının sabit olduğunu, emniyetten ehliyete ilişkin bilgilerinin istenmesi gerektiğini, davacının %47 olan maluliyetini 2009 tarihi itibariyle bildiğinin sağlık kurulu kararıyla da sabit olduğunu, ıslaha karşı zaman aşımı nedeniyle %47 oranındaki maluliyetine karşılık gelen kısmının zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, iş kazası nedeniyle oluşan maluliyetine karşılık ödenen 10000 USD'nin maddi tazminattan mahsubunun gerektiğini, buna ilişkin belgelerin celp edilmesi gerektiğini, ödenen bu miktarın davacıya kıdem tazminatına karşılık ödendiğine ilişkin kabulün yerinde olmadığını, zire davacıya işten çıkışının verildiğinde kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin ödemenin yapıldığı banka dekontunun sunulduğunu, davacının 10000 USD'yi aldığının davacının beyanı ve tanık ...'un beyanıyla da sabit olduğunu, 10000 USD'ye ilişkin senedin de dosyaya sunulduğunu, senedin 3. Kişi borçlu İsmail Yaman tarafından şirket yetkilisi lehtar İsmail Yaman'a düzenlenerek verildiğini, şirket yetkilisi İsmali Yaman'ın da iş kazasına mahsuben davacıya verdiğini, bu senede ilişkin ödemenin kıdem ve ihbar tazminatı ödemesinden sonra olduğunu, tanık beyanıyla da bu ödemenin iş kazasına mahsuben yapıldığının sabit olduğunu, davacıya ödenmiş olan bu miktarın yasal faiziyle birlikte mahsubunun gerektiğini, Bilirkişi raporunda davacının askerlik dönemine denk gelen meblağın hesaplanmadığını, maddi zarar miktarından düşülmediğini, farklı gelir bağlama kararlarıyla farklı tarihlerde bağlanmış olan gelirlerin peşin sermaye değerlerinin ve son peşin sermaye değeri celp edilmeden ve hesaplanmış olan maddi zarardan davacının kusuruna isabet oran düşülmeden hesaplama yapıldığını, alınan hesap raporunun bu yönleriyle de hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının geçirdiği kaza nedeniyle ödeme yapıldığını, yine davacının düğününde yardım yapıldığını belirterek; Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi

3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre temyize konu İlk Derece Mahkemesi kararında davalı şirket aleyhine hükmolunan manevi tazminat miktarlarının 100.000,00 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verdiği gözetildiğinde, kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.

B) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR :
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.