WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2022/13248 E.  ,  2023/5306 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2715 E., 2022/2054 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mucur Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/280 E., 2022/164 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair karar verilmiştir.

Kararın, davacı vekili, fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ile birlikte, feri müdahil ve davalı vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile beraber, feri müdahil SGK vekili ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 15.05.2008-08.09.2016 tarihleri arasında sadece Mucur Belediyesi bünyesinde çalıştığını, ancak davalı ... Başkanlığının davacının sürekli ve kesintisiz çalışmalarını SGK'ya bildirmediğini, davalı ... Başkanlığının davacı 2008-2009 yılı çalışmalarını SGK'ya hiç bildirmediğini, 2010 yılı 6.ayında İş-kur bünyesinde çalışıyormuş gibi gösterdiği, yine bu yılda ve 2011 yılında Mucur ilçesinde Müteahhitlik Yapan ... ve Has Gümüşler çalışmaları gösterilmiş lakin diğer çalışmaları Hizmet Dökümünde Hiç yer almadığı, ancak çalıştığı, başkacada hiçbir işvereni olmadığı, davalı ... Başkanlığının bildirimde bulunmaması nedeniyle davacının çok büyük zararlarının olduğunu, bu nedenlerle 15.05.2008-08.09.2016 tarihleri arasında davacının sürekli ve kesintisiz olarak davalı ... bünyesinde çalışmış olduğunun tespitine, tüm masraflar ile ücretin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davacının müvekkil kurumda 12.07.2011 giriş-28.12.2011 çıkış, 16.01.2012 giriş- 12.07.2012 çıkış, 19.10.2012 giriş -28.12.2012 çıkış, 20.01.2014 giriş-14.07.2014 çıkış, 17.03.2015 giriş-14.09.2015 çıkış, 18.01.2016 giriş-14.07.2016 çıkış tarihleri arasında dönemlik olarak çalıştıkları, iş bu sebeplerle haksız davanın reddi gerektiğini, davalı kurum resmi kurum olup sigortasız şekliyle işçi çalıştırılmasının mümkün olmadığının, bu sebeple davacının haksız davasının reddini ile lehine masraf ve vekalet ücretinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

2.Fer'i müdahil SGK vekili tarafından verilen 05.11.2015 tarihli cevap dilekçesinde; davacı tarafın ... tarafından 29.11.2011 tarihinden 26.01.2015 tarihine kadar sürekli ve kesintisiz olarak işçi sıfatıyla çalıştırılmış olmasına rağmen, davalı ... tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna sigortalılık tescil işleminin bildirilmediğini iddia ettiğini, ancak kurum kayıtlarının incelendiğinde davacının iddia ettiği tarihlerde Mucur belediyesi bünyesinde hiç bir çalışmasına rastlanılmadığı, davacı elinde nöbet fişleri, perakende fişleri olduğunu iddia ettiği, fakat her nedense 3 yıldan fazla davalı ... yanında çalışmış olduğunu söylemesine rağmen bu sürenin sonunda sigortasız olduğunu farkedip bu davayı açması sebebi ile kötü niyetli olduğunu, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendiren davalılar olduğundan davacının sigorta bildirimi yapılmış olsa dahi bildirimin yapılmış olmasının yeterli olmadığı, çünkü işçinin o işyerinde fiilen çalıştığının mahkeme tarafından da resen araştırılması ve kanıtlanması gerektiği, bu nedenle haksız açılan davanını reddine, her türlü yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini, müdahillik taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesince, "...Bordro tanıklarından 2006-2011 yılları arasında yazı işleri müdürlüğü görevini yapan ... mahkememizce alınan "...2006-2011 yılları arasında yazı işleri müdürlüğü yaptım daha sonra da ve hali hazırda belediyede basın müdürü olarak görev yaparım. Davacıyı tanırım. Ben müdürlük yaptığım dönemden beri davacının belediyede çarşı çöp işlerinde çalıştığını bilirim, müdürlükten ayrıldıktan sonra ben basında çalışırken de davacı belediyenin çöp işlerinde çalışıyordu, mevsimlik işçi değildi, kesintisiz sürekli çalışırdı..."şeklindeki beyanı ile davacının kendisinin müdürlük yaptığı dönemde ve sonrasındaki dönemde de çarşıdaki çöp işlerinde kesintisiz ve sürekli şekilde çalıştığını bildiğini, davacının mevsimlik işçi olmadığını beyan etmiş, yine belediyede temizlik işçisi olarak görev yapan bordro tanıklarından ... duruşmada alınan beyanlarında "...Ben davalı belediyede 1986 yılında temizlik işçisi olarak işe başladım, 2011 yılında emekli oldum, davacı ben emekli olmadan önce 2008 yılında belediyede çarşı çöplerini toplama işinde işe başladı. Ben davacının sürekli çalıştığını gördüm, kesintisiz çalışırdı. Yani mevsimlik işçi değildi..." şeklindeki beyanları ile davacının 2008-2011 yıllarında çarşı temizlik işçilerinde sürekli olarak çalıştığını gördüğünü mevsimlik işçi olarak çalışmadığını beyan etmiştir. Davalı belediyede 2002-2013 tarihlerinde muhasebe müdürlüğü yapan ve belediyece ismi mahkememize bildirilen bordro tanığı ... "2002 yılından 2013 yılına kadar muhasebe müdürlüğü yaptım. Davacının Mucur Belediye Başkanlığında hangi yıllar arasında çalıştığını hatırlamıyorum ancak çöp toplama işinde çalıştığını biliyorum. Ben emekli olalı 8 yıl oldu. Davacı 5/29 çalıştı yani mevsimlik işçi olarak çalıştı, ancak sigortasız olarak çalıştırıldığını biliyorum, çünkü davacı parkta çalıştığı için eve gelip giderken orada 1 tam yıl boyunca birfiil çalıştığını görüyordum ancak kaç yıl çalıştı hangi yıllar sigortasız çalıştırıldı tarihlerini bilmiyorum, ne zaman işten çıktığını da bilmiyorum, zaten ben 2014 yılında emekli oldum..." şeklindeki beyanı ile davacının resmi olarak 5/29 olarak çalıştığını ancak sigortasız olarak çalıştırıldığını çünkü çalıştığı dönemde yıl boyunca bir fiil çalıştığını gördüğünü ve bildiğini beyan etmiştir.Davalı belediyede 1986-2011 yıllarında zabıtalık yapan bordro tanığı ... "...Ben davalı belediyede 1986 yılında zabıta olarak işe başladım, 2011 yılında emekli oldum, davacı 2008 yılında belediyede çarşı çöplerini toplama işinde işe başladı. Ben davacının sürekli çalıştığını gördüm, kesintisiz çalışırdı. Yani mevsimlik işçi değildi, ben 2011 yılında emekli olana kadar çalıştığını biliyorum, ben emekli olduktan sonra da çarşıda yine davalı belediyenin işlerinde çalıştığını görürdüm..." şeklindeki beyanı ile davacının 2008 yılında çarşıda çöp toplama işinde işe başladığını kesintisiz sürekli olarak çalıştığını gördüğünü beyan etmiştir.

Yine davalı kurum ile dava dışı şirket Has Gümüşler Ltd. Şti. ile 24.12.2010-24.05.2011 tarihleri arasında hizmet alımı sözleşmesi imzalandığı sözleşmenin bir örneğinin dosyaya celp edildiği anlaşılmıştır. Kırşehir SGK kontrol memuru tarafından davalı belediyede yapılan denetim sonucu düzenlenen ve dosyada mevcut 12.07.2010 tarihli denetim raporunda davacının belediyeye ait gerekçeler ile ilçe caddesinde fiilen temizlik işi yaptığının tespit edildiği kontrol raporu ekindeki tabloda davacının da imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı ... tarafından verilen cevap dilekçesinde davacının işe giriş tarihinin 12.07.2011 tarihi olduğu savunulmuş ise de belediyede kadrolu işçi/memur statüsünde çalışan bordro tanıklarının bizzat bilgi ve görgüye dayalı beyanları, özellikle de belediye nezdinde 2002 yılından 2013 yılına kadar muhasebe müdürlüğü görevi yapmış tanığın davacının sigortasız çalıştırıldığına ve yıl boyunca kesintisiz çalıştığına dair beyanları ile 2006-2011 yılları arasında yazı işleri müdürlüğü görevini yapan tanığın davacının kesintisiz bir fiil çalıştığına, mevsimlik işçi olmadığına dair bizzat bilgi ve görgüye dayalı beyanları doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda kuruma yapılan bildirimler de dışlanmak suretiyle davacının tespit edilen hizmet süresine mahkememizce de itibar edilmiş olup; davacının davalı ...'nda 15.05.2008-06.07.2010, 08.07.2010-16.07.2010, 25.05.2011-11.07.2011, 29.12.2011-15.01.2012, 13.07.2012-18.10.2012, 29.12.2012-19.01.2014, 15.07.2014-16.03.2015, 15.09.2015-17.01.2016, 15.07.2016-08.09.2016 tarihleri arasında hizmet aktine bağlı olarak çalıştığının tespitine fazlaya ilişin talebin reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı tüm taraflarca istinaf isteminde bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu dönem boyunca tek bir işverene bağlı olarak çalıştığını, bildirilen sürelerin dışlanmasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; resmi kurumlarda asıl olanın yazılı delil olduğunu, tanık beyanlarına dayanılarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

3.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik araştırma ile tanık beyanlarına dayanılarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ile dosya kapsamına göre, davacının 12.07.2010 tarihli Kontrol Raporuna göre 07.07.2010 tarihinde 1 gün davalı ... iş yerinden, 17.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında ...'e ait 1009660 sicil numaralı iş yerinden, 24.12.2010-24.05.2011 tarihleri arasında Hasgümüşler İnş. San. Ltd. Şti.'ye ait ... sicil numaralı iş yerinden, 12.07.2011-14.07.2016 tarihleri arasında davacının giriş ve çıkışlarla davalı Belediyeye ait iş yerinden hizmet bildirimlerinin yapıldığı, Kontrol Raporunda Mucur Belediye Başkanı... ile yapılan görüşmede, işyerinde yapılan tespitte çalıştığı belirlenen 2010/5. ay Aylık Prim ve Hizmet Belgesinde isimleri bulunmayan ..., ...ve ...'nın Mucur Belediyesi bünyesinde çalışmadıklarının, haftanın belirli günleri Mucur esnafının katkıları ile çalıştıklarının, ihtiyaç malzemelerinin ise Mucur Belediyesi tarafından temin edildiğinin, bu kişilere Mucur Belediyesi tarafından herhangi bir ücret verilmeyerek, bu kişilerin ücretlerinin Mucur esnafı tarafından karşılandığının belirtildiği, davacıya ait tüm ücret bordroları ile ücret ödeme belgelerinin getirtildiği, ayrıca muhasebeci bilirkişi vasıtasıyla yerinde inceleme yaptırılarak ücret ödeme belgeleri ile ilgili araştırma yapıldığı, Belediye kayıtlarında bulunan ücret ödemelerinin davacının bildirimi yapılan sürelere ilişkin olduğu, Belediyede yazı işleri müdürü, muhasebe müdürü, mali hizmetler müdürü olarak çalışan tanıklar ile bordro tanıklarının davacının dava konusu dönemde Belediyede geçen çalışmalarını doğruladıkları, davacının bildirilen sürelerinin hüküm kurulurken dikkate alındığı, davacının mahkemece kabul edilen dönemde davalı iş yerinde çalıştığı kanaatine varıldığından kurulan hükme ilişkin mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin, davalı vekilinin ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı işveren vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Feri müdahil Kurum vekili, davacının çalışmalarının kurum kayıtlarında görüldüğü gibi olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece dinlenen tanıklar beyanı ile ispatının kabul edilemeyeceğini, tanıkların Yargıtay'ın aradığı nitelikte olmadığını, çalışmanın basın iş kapsamında olmadığını, kurumun fer'i müdahil olup aleyhine vekalet ücreti yargılama giderine hükmedilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

2.Davalı vekili, sigortasız çalışma iddiasının tam olarak araştırılmadığını ve bu nedenle ispatlanamadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

3.Davacı vekili ise, davasının tamamen kabul edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddeleri hükümleridir.

Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu) maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.

Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

Diğer taraftan, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taraf ehliyeti” başlığını taşıyan 50 inci maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Medeni hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28 inci maddesinde ise, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Kanun'un tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3 üncü maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve ya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada, davacının hizmet döküm cetvelinde yer alan ve davacı adına hizmet bildirimi yapıldığı anlaşılan dava dışı ..., ve Has Gümüşler İnşaat Limited Şirketinin de HMK’nın 124. maddesi gereğince husumetin yöneltilmesi ile davaya dahil edilmesi, davalı ... ile bu kimseler arasında ne gibi bir ilişkinin olduğu ve aralarında organik bağın varlığının tespit edilmesi bu bildirimlere konu olan çalışmaların fiili olup olmadığı, bildirimlere konu iş yerleri ve davalı ... nezdinde davacının çalışmalarını bilebilecek nitelikteki, bordrolu çalışanlar ve kamu görevlileri dinlenilerek beyanları alındıktan sonra tespit edilmeli, çalışmaların gerçek çalışmaya dayalı olduğunun anlaşılması halinde de, bu kez davacının istemine konu dönem ve dava tarihi dikkate alınarak, çalışmaların kesintili olup olmadığı hususu ile hak düşürücü süre üzerinde durulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

2.Diğer taraftan, 2010 yılı ve sonrasındaki dönem bakımından da eksik araştırmaya dayalı olarak karar verildiği anlaşılmakta olup, bu dönem hakkında da davalı ...'de çalışan ve davacının çalışmasından haberdar olabilecek çalışması kayıtlı kamu görevlilerinin beyanlarının alınması ve Mucur Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/814 E. 2012/128 Karar sayılı dosyasında davalı ... Başkanlığının belediye başkanı hakkında yapılan yargılamada alınan beyanlar da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.