10. Hukuk Dairesi 2022/12931 E. , 2024/4524 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/238 Esas, 2020/97 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi, manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer davacılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.09.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar adına Av. ... geldi. Davacılar adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat ettiği, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğundan bahisle davacı eş ... için 64.527,60 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, çocuk ... için 11.886,46 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, çocuk ... için 14.988,67 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, kardeş ... için sadece 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı eş ...'nin 09.11.2019 tarihinde vefat ettiği, geride kalan iki mirasçısının hali hazırda eldeki davanın davacılarından olan ... ve ... oldukları anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.01.2014 tarih ve 2009/585 Esas, 2014/93 Karar sayılı kararıyla; hükme dayanak kılınan 19.09.2013 tarihli bilirkişi kusur raporuna göre ve her iki davalı gerçek kişi işveren olarak kabul edilmek suretiyle kazanın meydana gelişinde müteveffanın %50, davalı ...'in %25, davalı ...'in %25 oranında kusurlu olduğundan bahisle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş ve çocuklar lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, davacı kardeş ... tarafından açılan davanın yasal süre içerisinde yenilenmediğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 24.01.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 11.02.2016 tarih ve 2015/17491 Esas, 2016/1694 Karar sayılı kararıyla davalıların sair temyiz itirazları incelenmeksizin davanın niteliği göz önünde tutularak davacılar eş ve çocuklara iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanıp bağlanmadığının saptanması, bağlanmamış ise Kurumdan gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmaları giderek Kurum aleyhine dava açması için önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre gelir bağlanır ise hesap edilen zarar miktarlarından davacı eş ve çocuklara bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının indirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan araştırma sonucunda davacılar eş ve çocuklara ölüm geliri bağlandığı anlaşılmış, gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri dosyaya celp edilmiştir. Mahkemece bozmadan sonra alınan 10.08.2018 tarihli ek hesap raporunda davacı eşin maddi zararı 75.678,35 TL, çocuk ...'nin maddi zararı 3.245,87 TL, çocuk ...'nın maddi zararı 9.433,91 TL olarak tespit edilmiştir. Taraflarca rapora itiraz edilmesinden sonra mahkemece 02.11.2019 tarihli bir hesap raporu daha alınmış, raporda eşin maddi zararı 93.187,34 TL, çocuk ...'nin maddi zararı 11.226,46 TL, çocuk ...'nın maddi zararı 20.581,58 TL olarak tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra davacı eş ... 09.11.2019 tarihinde vefat etmiştir. Mahkemenin temyiz incelemesine konu 28.01.2020 tarih, 2019/238 Esas, 2020/97 Karar sayılı son kararında 02.11.2019 tarihli hesap raporu hükme esas alınarak eş lehine talep gibi 64.527,60 TL maddi, çocuk ... lehine 11.226,46 TL maddi, çocuk ... lehine talep gibi 14.988,67 TL maddi tazminatla davacılar eş ve çocuklar lehine 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, davacı kardeş ... tarafından açılan davanın yasal süre içerisinde yenilenmediğinden bahisle açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, somut olayın iş kazası olmadığını, zararlandırıcı olayla iş arasında illiyet bağı olmadığından müvekkillerinin kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, işçiye suya girmesini gerektirir bir iş verilmediğini, kusur raporunda sulama birliğinin ve DSİ’nin kusurunun değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmaz içerisinde merhum işçinin her türlü ihtiyacını karşılayabileceği, abdest alabileceği ve yemek yiyebileceği bir yapının mevcut olduğunu, olayın mesai saatlerinin dışında, işçinin işverenin otoritesi altında olmadığı sırada ve işle bir ilgisi olmaksızın gerçekleştiğini, merhum işçinin suya giriş sebebinin işle bir ilgisi olmadığını, keşfe gidilmemiş olmasının hatalı olduğunu, davada müvekkillerine husumet yöneltilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu tarlanın dava dışı ... İnş. Ltd. Şti. tarafından kiralandığını, gerek müvekkillerinin gerekse dava dışı ... İnş. Ltd. Şti.'nin somut olayda herhangi bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının Yargıtay'ın yerleşik içtiharları gereği hukuk hakimini bağlamayacağını, davacılar tarafından Mahkemenin bozma ilamı öncesindeki ilk kararının temyiz edilmediğini, müvekkilleri lehine oluşan usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini, bozma ilamı öncesindeki Mahkeme kararına esas alınan 30.12.2013 tarihli bilirkişi raporunun davacıların ıslahına esas alındığını, bu nedenle 30.12.2013 tarihli rapordaki işlemiş devre ileri çekilmemek ve bu rapordan sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkların rapora yansıtılmaması gerektiğini, 09.12.2019 tarihli bilirkişi raporu ve bu raporu hükme esas alan Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ilamı öncesi Mahkeme hükmüne esas alınan 30.12.2013 tarihli bilirkişi raporunun dahi usul ve yasaya aykırı olduğunu, anılan raporda davacılar murisi işçinin %50 kusurlu olduğu dikkate alınmaksızın ve davacıların SGK'dan kendilerine bağlattıkları ölüm aylığı/ölüm gelirinin peşin sermaye değeri düşülmeksizin tazminat hesaplaması yapıldığını, davacıların Mahkemenin bozma ilamı öncesi kararını Antalya 11. İcra müdürlüğünün 2014/3831 Esas sayılı dosyası ile takibe koyarak ilam muhteviyatının tamamını tahsil ettiklerini, davacıların her halükarda sebepsiz zenginleştiklerini, davanın tümden reddi ile icranın iadesine karar verilmesi gerektiğini, SGK tarafından müvekkilleri aleyhine Serik İş Mahkemesinin 2014/960 Esas sayılı dosyası ile rücuan tazminat davası açıldığını, anılan davanın müvekkilleri aleyhine sonuçlanması halinde davacılara mükerrer ödeme yapılacağından halihazırda sebepsiz zenginleşmiş olan davacıların bir kez daha sebepsiz zenginleşeceklerini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, Mahkemenin manevi tazminat yönünden hükmün kesinleşmediği yönündeki gerekçesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, rücuan tazminat dava dosyasının halihazırda derdest olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 439 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, dava dışı ... Karabostan isimli bir şahsa ait tarım arazisinin nar bahçesi yapılmak üzere dosya kapsamında yer alan 27.02.2007 tarihli düzenleme şeklindeki noter senedi ile 20 yıllığına dava dışı ... İnş. Tar. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kiralandığı, iş kazasından sonra Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda müteveffanın işvereninin ... İnş. Tar. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, işyerinin tescilinin yapılmadığı, müteveffanın sigortasız çalıştırıldığı tespitleri yapıldıktan sonra işyeri tescili ve sigortalılık yönünden işverence bu işlemlerin yapılması yoksa Kurum tarafından resen yapılması gerektiğinin belirtildiği, Kurum tarafından hak sahiplerine yapılan ödemeler ve bağlanan gelirler nedeniyle açılan rücuan tazminat davasının Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/51 Esas sırasında kayıtlı olduğu, anılan dava dosyasının davalılarının tüzel kişi ... İnş. Tar. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti., gerçek kişiler ... ve ... olduğu, temyiz incelemesine konu hükme esas alınan kusur raporlarında eldeki dosyanın davalıları olan gerçek kişilere işveren sıfatıyla kusur atfedildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren; Çalışanlarının işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede, risklerden kaçınmak, kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, risk değerlendirmesi yapmak, yaptırmak, teknik gelişmelere uyum göstermek, tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, mesleki riskleri önlemek, eğitim ve bilgi verilmek dahil her türlü tedbiri almak, gerekli araç ve gereçleri sağlamak, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara uygun hale getirmek ve mevcut iş yerinin iyileştirilmesi için çalışmalar yapmak, diğer bir deyişle işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğudur.
Yine usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda dava dışı ... Karabostan isimli şahsa ait tarım arazisinin nar bahçesi yapılmak üzere dosya kapsamında yer alan 27.02.2007 tarihli düzenleme şeklindeki noter senedi ile 20 yıllığına dava dışı ... İnş. Tar. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kiralandığı, müteveffanın anılan nar bahçesinde çalışmakta iken kazalandığı, iş kazasından sonra Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen inceleme raporunda müteveffanın işvereninin ... İnş. Tar. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunun tespit edildiği belirgin olmasına karşın müteveffanın işvereninin davalı gerçek kişiler mi yoksa dava dışı şirket mi olduğu konusu tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak belirlenmeden davalı gerçek kişilerin her ikisinin de işveren olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/51 Esas sırasında kayıtlı rücuan tazminat dava dosyasının onaylı bir örneğini celp etmek, tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirmek suretiyle işveren sıfatını diğer bir deyişle müteveffanın işverenin kim olduğunu, davalılar ve dava dışı şirket arasındaki hukuki ilişkileri tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak belirlemek, işveren sıfatının tespit edilmesinden sonra iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir kusur raporu almak, kusur oranlarının tespiti noktasında davacı tarafın ... sigortalıya atfedilen %50 oranındaki kusuru 01.11.2013 tarihli celsede açıkça kabul etmeleri nedeniyle davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı göz önünde bulundurmak, davalıların sorumlulukları yoluna gidilmesi ihtimalinde davacılar tarafından 24.01.2014 tarihli ilk karara karşı temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle yeniden düzenlenecek hesap raporunda anılan hükme esas 30.12.2013 tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen (iskontosuz) / bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmeden aynen kullanılması gerektiğini ve davacı eşin aşamalarda 09.11.2019 tarihinde vefat ettiğini, eş yönünden destek süresinin buna göre belirlenmesi gerektiğini dikkate almak, Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya kapsamına kazandırılan fiili ödemeler ve/veya ilk peşin sermaye değerlerinin rücu edilebilecek kısımlarını hesaplanacak maddi zarar tutarlarından tenzil etmek suretiyle davacıların talep edebilecekleri maddi zararlarını bu kapsamda belirlemek, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
4.Davalılar avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatılık parasının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
26.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!