10. Hukuk Dairesi 2022/12721 E. , 2024/1845 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/447 E., 2022/617 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davacı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 27.02.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. .... ile davalı adına Av. ..... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle asıl dava dosyasında 215.408,09 TL maddi, 70.000,00 TL manevi, ilk bozma kararından sonra açılan birleşen dava dosyasında ise 179.463,17 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemesinin 09.04.2015 tarih ve 2011/926 Esas, 2015/150 Karar sayılı kararıyla; asıl dava dosyasında ıslahın zamanaşımına uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %15, davalının %85 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %36,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davacı lehine 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Anılan Mahkeme kararına karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2017 tarih, 2016/1080 Esas, 2017/4081 Karar sayılı kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin davacı tarafın Mahkemece alınan ve davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildiren bilirkişi ilk kusur raporuna itiraz etmemesi nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı olacak şekilde karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yeni bir hesap raporu alınmış, zararın bu kez daha fazla hesaplanması nedeniyle davacı aynı davalıya karşı birleşen dava dosyasını açarak 179.463,17 TL daha maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece verilen 10.01.2019 tarih 2017/445 Esas, 2019/12 Karar sayılı kararda ıslah ve birleşen davanın zamanaşımına uğradığından bahisle davacı lehine 10.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin 10.01.2019 tarihli kararına karşı taraflarca temyiz yoluna başvurulmasından sonra Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2019 tarih, 2019/2145 Esas, 2019/5752 Karar sayılı kararıyla Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilince 03.10.2019 tarihli onama ilamına karşı karar düzeltme dilekçesi verilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 09.12.2019 tarih, 2019/6288 Esas, 2019/7556 Karar sayılı kararıyla Daire kararında maddi hata bulunduğu anlaşıldığından 03.10.2019 tarihli onama kararının kaldırılmasına, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin davacının sol gözünde meydana gelen görme kaybı oranının kazadan sonra zamanla arttığı, Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 26.03.2012 tarihli sağlık kurulu raporunda "sol total kayıp" yazılmak suretiyle görme yetisinin tamamen kaybedildiğinin tespit edildiği, bu haliyle değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olduğu dikkate alındığında somut olayda zamanaşımı süresinin henüz dolmadığından bahisle Mahkemenin 10.01.2019 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiş, bu kez anılan bozma ilamına karşı davalı tarafça karar düzeltme dilekçesi verilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2020 tarih, 2020/1387 Esas, 2020/1720 Karar sayılı kararı ile istemin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 09.12.2019 tarihli bozma ilamına uyularak verilen 23.06.2020 tarih, 2020/55 Esas, 2020/271 Karar sayılı kararla davacının asıl ve birleşen dava dosyasındaki maddi tazminat istemlerinin kabulüne, asıl dava dosyasında davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 23.06.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemiz'in 18.05.2021 tarih ve 2020/10511 Esas, 2021/6446 Karar sayılı kararı ile tarafların sair temyiz itirazlarının reddine ancak somut olayda, davacı tarafın 30.01.2015 tarihli bilirkişi hesap raporuna itiraz etmemesi nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun, davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneklerinin miktarları konusunda çelişki bulunduğunun, 2004-2009 yılları arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi dosya kapsamında bulunmadığı halde kaza tarihinden 01.07.2009 tarihine kadar geçerli olan davacı ücretinin tespitinde farazi bir hesaplama yapılmak suretiyle 01.07.2009 tarihinden sonra yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesindeki verilerin kullanıldığının, manevi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden tespit edilen red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiğinin gözden kaçırılmasının isabetsiz olduğu, mahkemece yapılacak işin dosyaya bildirilen geçici iş göremezlik ödeneklerinin miktarları arasında çelişki bulunduğunu da belirtmek suretiyle Kurum’dan bu çelişkinin giderilmesini istedikten ve geçici iş göremezlik ödeneği tutarını tereddütsüz olarak belirledikten, kaza tarihinden 01.07.2009 tarihine kadar yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmelerini davalı işverenden ve toplu iş sözleşmesinin diğer tarafı olan sendikadan sorarak dosyaya celp ettikten sonra davacı tarafın 30.01.2015 tarihli bilirkişi hesap raporuna karşı bir itiraz ileri sürmediğini ve bu nedenle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu gözeterek, bilinen (iskontosuz) ve bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitişlerini bu 30.01.2015 tarihli rapordaki gibi belirleyen, davacının %20, davalının ise %80 kusurlu olduklarını dikkate alan, kaza tarihi ile 01.07.2009 tarihi arasındaki davacı ücretini dosyaya celp edilen ve bu tarihlerde geçerli olan toplu iş sözleşmelerine göre tespit eden bir hesap raporu alarak davacının maddi zararını belirlemek, manevi tazminat red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiğini de dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olduğundan bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 18.05.2021 tarihli bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 11.05.2022 tarih, 2021/447 Esas, 2022/617 Karar sayılı kararla asıl dava dosyasında davacı lehine 202.259,17 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin temyiz incelemesine konu 11.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımının davanın esasına ilişkin bir husus olduğunu, Yargıtay'ın 09.12.2019 tarihli bozma ilamı ile davanın esasına girmiş ve maluliyet, hesap raporları, kaza ile olan illiyet bağı gibi davanın ana konularını inceleme ve denetimden geçirdiğini, işbu bozma kararı ile kendileri lehine usuli müktesep hak doğduğunu, bu nedenle Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 2020/10511 Esas, 2021/6446 Karar sayılı bozma ilamının hatalı olduğunu, aleyhe bozma yasağı gereği önceki karardan daha aleyhe bir karar verilmesinin mümkün olmadığını, eldeki davada 31.01.2015 tarihli ilk bilirkişi raporu baz alınarak maddi tazminata karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kendileri lehine usuli müktesep hak doğduğundan yapılacak işin asgari ücret artışı baz alınarak yeni bir bilirkişi hesap raporu almak olduğunu, bu yönü ile Mahkeme kararını temyiz ettiklerini, 31.05.2015 tarihli ilk hesap bilirkişi raporuna itiraz etmedikleri gerekçesi ile davalı işveren lehine usuli müktesep hak doğduğundan bahisle ek davanın reddinin usul ve yasaya ve yerleşik içtihat kararlarına aykırı olduğunu, hüküm tarihine en yakın güncel verilerle tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, Mahkemece vekalet ücretlerinin ve yargılama giderlerinin eksik ve yanlış hesaplandığını, 20.05.2013 tarihli İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan %43,00 maluliyet raporuna göre müvekkilinin maluliyetinde artış meydana geldiğini, sırf bu sebeple asgari ücret artışı baz alınarak yeniden maddi tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, zamanaşımının söz konusu olduğunu, davacının maluliyet durumu ile ilgili olarak gelişen bir durum olup olmadığının uzman bilirkişi heyetinin değerlendirmesi ile netlik kazanabilecek bir husus olduğunu, 26.03.2012 tarihli rapora atfen görme yetisinin tamamen kaybedilmesi gerekçe gösterilerek zamanaşımının dolmadığı sonucuna ulaşıldığını, oysaki 26.03.2012 tarihli raporda görme kaybının ve dolayısıyla maluliyetin artıp artmadığı, arttı ise hangi tarih itibarıyla artığına dair geçmişe yönelik tarihsel bir inceleme ve değerlendirme bulunmadığını, diğer yandan, anılan raporda sol gözün görme yetisini kaybettiği tarihi belirten herhangi bir ifade de olmadığını, oysaki maluliyetin artması sebebiyle zamanaşımının gelişim tarihi itibarıyla başlayabilmesi için; maluliyetin hangi tarihte oluştuğu, gelişen bir durum olup olmadığı, gelişen durum var ise hangi tarihte gerçekleştiği hususlarının hiçbir kuşku ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesinin zorunlu olduğunu, kaldı ki dosyada mevcut Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu'nun 18.08.2010 tarihli raporunda da “Görme Yok” denildiğini, bu durumda sol gözün tamamen kaybedildiğinin tespit edilmesinden bahisle 26.03.2012 rapor tarihi itibarıyla zamanaşımı başlatmanın dosya kapsamına aykırı olduğunu, meydana gelen kaza ile davacının maluliyeti arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde 2007 ve 2010 yıllarında ameliyat olduğundan bahsetmişse de, ne hastane kayıtlarının dosyaya ibraz edildiğini ne de anılan kayıtların Mahkeme tarafından celbedildiğini, davacının kalıtsal ve ailesel olarak üveit ve glokom rahatsızlıklarının bulunduğunu, dolayısıyla meydana gelen maluliyetin kalıtsal rahatsızlıklar sebebi ile ortaya çıkma ihtimali bulunduğu gibi, davacının geçirmiş olduğu ameliyatlar ile meydana gelen maluliyet arasında bir illiyet bağı bulunmasının da olası olup, bu hususun Mahkemece inceleme konusu yapılmadığını, dosyada mevcut İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi'nin 25.06.2010 tarih, 2010-1545 sayılı raporunda, sigortalının “birkaç kez opere olmuş, en son katarakt ve glokom operasyonu geçirmiş, travmatik katarak (mesleki değil), tek gözde körlük (mesleki değil) raporu verildiğini, 25.06.2010 tarihli, “mesleği ile ilgili hastalığı yoktur” sonucuna varan işbu rapora rağmen, 2004 yılında meydana gelen olay ile aradan geçen 8 yıl içinde meydana gelen ameliyat sonuçları araştırılmadan, nedensellik bağı irdelenmeden, evrak üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen maluliyet raporlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, zamanaşımının başlangıç anının 26.03.2012 tarihi olduğu kabul ediliyor ise faizin de bu tarihten itibaren işlemeye başlaması gerektiğini, harçların da kabul red oranında paylaştırılması gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine," karar verildiği, birleşen dava dosyasının asıl dava dosyasından ayrı bir varlığı bulunduğu, bu kapsamda birleşen dava dosyası yönünden ayrıca davanın reddine karar verildiği ne var ki birleşen dava dosyasında talep edilen maddi tazminat tutarının tamamen reddine karar verilmiş olmasına karşın karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 üncü maddesine aykırı olacak şekilde birleşen dava dosyası yönünden nispi red vekalet ücretine hükmedildiği, birleşen dava dosyasında alınması gereken karar ve ilam harcı ile ilgili hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle HUMK’nın 438/7 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Hüküm fıkrasında yer alan "-Sair hususların gerekçeli kararda değerlendirilmesine," ibarelerinin tamamen silinerek hükümden çıkarılması,
B.Hüküm fıkrasında yer alan "Kabul edilen miktar üzerinden alınması gerekli 16.548,72 TL harçtan peşin ve ıslahla yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 12.510,61 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına," ibarelerinin silinerek yerine geçmek üzere;
"Asıl dava dosyasında kabul edilen miktarlar üzerinden alınması gerekli 16.548,72 TL harçtan asıl dava dosyasında peşin ve ıslahla yatırılan toplam 973,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.575,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Birleşen dava dosyası yönünden alınması gereken maktu 80,70 TL harçtan, davacı tarafından birleşen dava dosyasında yatırılan 3.064,79 TL harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, bakiye 2.984,09 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine," ibarelerinin yazılması,
C.Hüküm fıkrasında yer alan birleşen dava dosyası red vekalet ücretine ilişkin "Birleşen dava yönünden reddedilen maddi tazminat miktar üzerinden hesap edilen 20.999,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibarelerinin silinerek yerine geçmek üzere "Birleşen dava dosyasının tamamen reddine karar verildiği ve bu kapsamda yürürlükte bulunan AAÜT'nin 8 inci ve 13/4 üncü maddesi dikkate alındığında maktu 5.100,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!