10. Hukuk Dairesi 2022/11544 E. , 2024/1957 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2555 E., 2022/979 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/185 E., 2021/64 K.
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe giren sigortalının maddi ve manevi tazminata ilişkin itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının 13.12.2001 günü kendisine iş yerinin baş ustası Kadir İskefyeli'ce verilen ... ticari aracın kupasını kaldırarak bakımını yaparken aracın bakım ustası Hacı ... müvekkilinin çalışıp çalışmadığını denetlemeksizin elini kontağa uzatıp çevirdiği sırada vantilatörü kayışının uygun olup olmadığını denetleyen müvekkili 14.08.2018 tarihli İstanbul Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 12.04.2018 günlü raporuna göre iş göremez duruma geldiğinden bildirilen dava ile yargılama yürütülerek davanın da kabulüne karar verildiğinden ancak maddi ödence isteminin bedel arttırıma konu edilmemesinden ötürü kalan miktar için icra kavuşturmasına başlandığından kötü niyetli davalıca borca itiraz edilerek icra kovuşturması durdurulduğundan durumun 27.02.2020 günü öğrenildiğini, itirazın iptali davası açma süresi de gözetilerek görülen davanın açılmasına koşut Trabzon İcra Müdürlüğünün 2019/24202 Esas nolu dosyasıyla yapılan kovuşturmaya borçluca, açık, belirgin tartışmasız biçimde kötü niyet ürünü yapılan dayanaksız itirazın iptaline, alacağın %20'si oranında icra inkar ödencesinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın türünün, hangi sebebe müsnet takip yapıldığının, tazminat, alacak, rücuen tazminatı, sebepsiz zenginleşmeye mi dayalı olduğunun netice ve taleple netleştirilmediğini, bu manada davanın usulden reddini talep ettiklerini, öncelikli olarak arabuluculuğa başvuru olması gerektiğini, arabuluculuğa başvuru olmaksızın ikame edildiği için davanın usulden reddini talep ettiklerini, davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının 18.03.2019 tarihinde açtığı davayı kısmi dava olarak nitelendirse de bu davada maddi tazminat olarak 1.500,00 TL tutarında talebin mevcut olduğunu, kısmi davada sadece talep edilen kısma dair yani 1.500,00 TL yönünden zamanaşımının kesileceğini, diğer kısım için ise zamanaşımının kesilmeyeceğini, bu manada nazara alındığında varsa diğer kısım için 13.12.2011 tarihinde davanın zamanaşımına uğradığını, likit bir alacağın söz konusu olmadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine, davacıdan takibe konu miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile
1.Davanın kabulü ile davacı tarafından davalı aleyhine Trabzon İcra Dairesi'nin 2019/24202 sayılı takip dosyasında takibe konu itirazın iptali ile takibin 37.134,14 TL asıl alacak ve 110.104,26 TL faiz üzerinden devamına,
2.İcra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, icra inkar tazminatı isteminin reddinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartların oluştuğunu belirterek;
2.Davalı vekili, davanın türünün belli olmadığını, usulden red kararı verilmesi gerektiğini, arabuluculuğa başvurmadan davanını ikame edildiğini, icra takip sebebinin net olmadığını, bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, talep/ takip/ davanın zamanaşımına uğradığını, davalının herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davacının 13.12.2001 tarihinde davalıya ait iş yerinde iş kazası geçirdiği, iş kazasına ilişkin ilk davanın 17.03.2009 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin ekinde davacının %5 oranında malul olduğunu belirtilen 15.01.2009 tarihli KTÜ Farabi Hastanesi Başhekimliği'nin raporunun sunulduğu, Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 19.04.2016 tarih ve 3073 karar sayılı raporu ile sürekli iş göremezlik derecesinin %5,1 olarak belirlendiği, itiraz üzerine Sosyal Sigortalar Sağlık Yüksek Kurulu'nun 09.12.2016 tarihli raporu ile maluliyet oranının %5,1 olduğunun belirtildiği, Adlî Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 26.07.2017 tarih ve 15605 sayılı raporu ile davacının maluliyet oranının Kurum ile aynı oranda %5,1 olarak belirlendiğini, Adlî Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 12.04.2018 tarihli raporu ile de maluliyet oranının aynı oranda %5,1 belirlendiği, meydana gelen olay sebebiyle alınan kusur raporunda davacının %15, dava dışı iş yeri çalışanı Hacı ...'ın %35, davalı şirketin ise %50 oranında kusurlu olduğunun, hesap raporunda davacının zararının 38.634,14 TL olduğunun tespit edildiği, Trabzon 2. İş Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde maddi tazminat isteminin talep ile bağlı kalınarak 1.500,00 TL olarak hüküm altına alındığı ayrıca 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu, davacının istinafının esastan reddine karar verildiği, davalının manevi tazminat yönünden istinaf talebi yerinde görülerek kararın bu yönden kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2020 tarih ve 2019/2229 Esas 2020/2284 Karar sayılı kararının davalı iş verene 29.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin Trabzon 2. İş Mahkemesi'nin 16.05.2019 tarih ve 2013/93 Esas 2019/383 Karar sayılı kararında belirlenen 38.634,14 TL'nin 1.500,00 TL'si taleple bağlı olarak hüküm altına alındığından, bakiye miktar için 02.08.2019 tarihinde 37.134,14 TL maddi tazminat, 110.104,26 TL işlemiş faiz olarak Trabzon İcra Müdürlüğü'nün 2019/24202 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, takibin iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/(21)10-196 Esas 2021/195 Karar sayılı ilamı göz önünde bulundurulduğunda, davacının maluliyetinin Kocatepe Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 19.04.2016 tarih ve 3073 karar sayılı raporu ile belirlendiği, zamanaşımı başlangıç tarihinin bu tarih olarak kabul edilebileceği, alacağın zamanaşımına uğramadığı, icra takip tarihi itibari ile davalının kesinleşen karardan haberdar olmadığı, alacağın likit olarak kabul edilmemesinin yerinde olduğu, eldeki davanın kesinleşen alacak davası sebebiyle bakiye alacağa ilişkin olması dikkate alındığında, kusura yönelik istinaf itirazının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, uygulanan faiz türü ve tutarında hata bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ile davalı vekili, istinaf dilekçe içeriklerini tekrarla, kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe giren sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine yönelik yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 ncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
13.12.2001 tarihinde davacı sigortalının davalı iş yerinde maruz kaldığı iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının Trabzon 2. İş Mahkemesinin E.2013/93 Esasa kayden açtığı ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2020 tarih ve 2019/2229 Esas 2020/2284 Karar sayılı kararı ile kesinleşen, maddi ve manevi tazminat istemli davaya ilişkin verilen 16.05.2019 tarihli ve 2019/383 K. sayılı kararda davacının talep edebileceği toplam maddi tazminat tutarı olarak belirlenen 38.634,14 TL'nin bakiyesi olan 37.134,14 TL ile faiz tutarı olarak hesaplanan 110.104,26 TL toplamı olan 147.238,40 TL üzerinden davacının Trabzon 2. İcra Müdürlüğünün 2019/24202 takip dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itiraz üzerine itirazın iptali ile alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin davada Mahkemece itirazın iptaline karar verilmişse de icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
2.İcra İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinin 2 nci fıkrası hükmüne göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
3.Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir. Başka bir ifade ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
3.Davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın %40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği öngörülmüştür. Söz konusu hüküm 02.07.2012 kabul, 05.07.2012 Resmi Gazete'de yayımlanma tarihi itibariyle 6352 sayılı Kanun’un 11 nci maddesi ile değiştirilerek %40 olan icra inkar tazminatı %20’ye düşürülmüştür.
4.Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki icra takibine konu yapılan maddi tazminat tutarının takip tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden davalı, davacı alacaklı yararına hüküm altına alınan tutarın % 20’i oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve Kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
5.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu kısımlarının düzeltilerek onanması gerekir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün 2 numaralı bendinde yer alan "İcra inkar tazminatı isteminin reddine" ibaresinin silinerek yerine "Hükmolunan alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,
Temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!