WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2021/11749 E.  ,  2024/7543 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/891 Esas, 2020/1180 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 32. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/59 Esas, 2018/281 Karar

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.09.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Avukat ... ile davacılar adına Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili özetle, müvekkili davacı Abdullah'ın iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığından bahisle dava dilekçesinde davacı kazalı Abdullah için 5.0000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminat, eş Nazik için 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 2.000,00 TL bakıcı gideri, 75.000,00 TL manevi tazminat, çocuklar ..., ... ve ... için 1.000,00’er TL maddi, 30.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.

Aşamalarda İlk Derece Mahkemesince itibar edilen 29.02.2016 tarihli ek hesap raporu alındıktan sonra davacılar vekilinin önce 23.03.2016 e-imza tarihli dilekçe ibraz etmiş, esas itibariyle adli yardım talebini taşıyan bu dilekçede ek hesap raporuna ücret yönünden süresinde itiraz da edilmiş, sonrasında davacılar vekili tarafından 06.04.2016 tarihli bir dilekçe daha ibraz edilmiş ve bu dilekçede "...işbu raporu tetkik ettik, aleyhe olan kısımları, kabul etmiyoruz. Ancak aleyhe ve eksik olan kısımlara rağmen müvekkillerin onayı ile daha fazla mağduriyet oluşmasın diye bu rapor yönünde dava değerimizi HMK gereğince arttırıyoruz" şeklinde beyanda bulunularak davacı kazalının maddi tazminat istemi 734.718,87 TL iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat, 593.558,28 TL bakıcı gideri tazminatı olarak arttırılmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2017 tarih, 2016/106 Esas, 2017/337 Karar sayılı kararıyla davacı kazalının iş kazası nedeniyle %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin kabulüne, bakıcı giderinden %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davacı kazalı lehine 356.134,96 TL bakıcı gideri ödenmesine, yine davacı kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, davacıların diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2017 tarihli bu ilk kararına karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2017 tarih, 2017/3442 Esas, 2018/162 Karar sayılı kararıyla tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin kazalının kısıtlı olması, dava açarken vesayet makamından izin alınmamış olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2018 tarih, 2018/59 Esas, 2018/281 Karar sayılı kararı ile davacı kazalının iş kazası nedeniyle %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat isteminin kabulüne, bakıcı giderinden %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davacı kazalı lehine 356.134,96 TL bakıcı gideri ödenmesine, yine davacı kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, davacıların diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 25.10.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, ücret tespitinin hatalı olduğunu, Mahkeme tarafından hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan ve dosya münderecatı ile çelişkili olan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğini, Mahkeme tarafından müvekkili lehine hesaplanan bakıcı giderlerinden %40 oranında yapılan indirimin çok fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının bakıcı giderinin yanlış hesaplandığını, bakıcı parasından Mahkemece yapılan takdiri indirimin yetersiz olduğunu, kaza tarihi dikkate alındığında işçinin ücretinin tam kesin ve belirlenebilir olduğunun, ancak Mahkemece sendikalardan gelen ücretler dikkate alınarak yüksek bir ücret aldığı kanaatine varıldığını ve haliyle tazminat hesabının da bu oranda yüksek olarak hesaplandığını, ancak işçinin sendikalı olmadığı gibi iş kazasını geçirdiği tarihteki asgari ücret de dikkate alındığında Mahkemece belirlenen aylık ücretin neredeyse asgari ücretin üç katı oranında rakam olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin tam kusurlu olduğunu, meydana gelen olayda işçinin kusurunun tazminat hesabına da dahil edilmesi gerektiğini, işçinin az kusurlu olduğundan bahisle yapılan yargılamanın hatalı olup bozmayı gerektirdiğini, iş kazasının oluşu, meydana gelişi, iş kazasının sebep ve sonuçlarının bilirkişi kurulu heyetince ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, tarafların kusurlarının tereddüt oluşturmayacak bir şekilde yeniden tespit edilmesi gerektiğini, bu duruma göre tazminat hesabının yeniden oluşturulması gerektiğini, tüm bu hususlar irdelenmeden yapılan yargılama ve verilen kararın açık bir şekilde sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının incelenmesi yönünde duruşma açılmış, 02.06.2020 tarihli yeni bir hesap raporu alınmış, raporun asgari ücretin 3 katı seviyesinde olan ücret üzerinden hesaplama yapan ihtimalinde davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararı 1.128.768,18 TL, bakıcı giderinden kaynaklanan maddi zararı 593.558,28 TL olarak belirlenmiştir. Davacılar vekili 22.06.2020 tarihli bir dilekçe ibraz ederek davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebini 1.128.768,18 TL’ye arttırdıklarını beyan etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi temyiz incelemesine konu 07.07.2020 tarihli 2019/891 Esas, 2020/1180 Karar sayılı kararıyla davacı kazalının iş kazası nedeniyle %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kazalının ücreti noktasından kabulüne, 22.06.2020 tarihli bilirkişi hesap raporunun asgari ücretin 3 katı seviyesinde olan ücret üzerinden hesaplama yapan ihtimaline itibar etmek suretiyle davacı kazalı lehine 1.128.768,18 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, hesaplanan bakıcı giderinden %40 oranında indirim yapmak suretiyle davacı kazalı lehine 356.134,96 TL bakıcı gideri, davacı kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat, eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine, davacıların diğer tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, bakıcı giderinden %40 hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının ücretinin 2.100,00 TL kabul edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, müvekkiline verilen kusurun fazla olduğunu, müvekkilinin rücu dava dosyasında ödemek zorunda kaldığı Kurum ödemeleri tenzil edilmesi gerektiğini, tayin edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının pek fahiş olduğunu, işçinin bakıcı parasının yanlış hesaplandığını ve fahiş oranda bir zenginleşmeye sebebiyet verildiğini, bakıcı parasında Mahkemece yapılan takdiri indirimin yetersiz olduğunu, ücretin doğru olarak tespit edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
a.Taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları yönünden
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin manevi tazminat olarak davacılar kazalı ve eşi için 75.000,00'er TL manevi tazminat, davacı çocuklar için 30.000,00’er TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettikleri, Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli kararı ile kazalı lehine 40.000,00 TL manevi tazminat, eş lehine 30.000,00 TL manevi tazminat, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabul kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan reddine karar verilmiştir.

b.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları yönünden
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davacı kazalının iş kazası nedeniyle %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olduğu, kazanın meydana gelmesinde davacı kazalının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince iki adet, Bölge Adliye Mahkemesince bir adet olmak üzere toplam üç adet bilirkişi hesap raporu alındığı, 01.10.2014 tarihli kök hesap raporunda davacı sigortalının ücretinin 2.100,00 TL olduğu ancak davacının yılın 2/3’ünde iş bulabileceği gerekçeleri ile asgari ücretin 2 katı düzeyindeki ücret üzerinden yapılan hesaplama sonucu davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 602.452,21 TL, bakıcı gideri zararının ise 422.996,58 TL olarak belirlendiği, ancak dosyada veri olmadığı için hesaplanan zarar tutarlarından Kurum ödemelerinin tenzil edilmediği, raporun taraflara tebliğ edildiği tarafların rapora süresinde itiraz ettikleri, mahkemece alınan 29.02.2016 tarihli ek hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 734.718,87 TL, bakıcı gideri zararının ise 593.558,28 TL olarak belirlendiği, bu ek hesap raporunun davalı vekiline 04.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin rapora 19.04.2016 tarihinde itiraz ettiği, davacı vekilinin bu ek hesap raporundan sonra ilk olarak 23.03.2016 e-imza tarihli bir dilekçe verip süresinde itiraz ettiği, sonrasında verdiği 06.04.2016 e-imza tarihli talep artırım dilekçesinde "29.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporunu, 30 Mart 2016 tarihinde tebellüğ etmiş bulunmaktayız. İşbu raporu tetkik ettik. Aleyhe olan kısımları, kabul etmiyoruz. Ancak aleyhe ve eksik olan kısımlara rağmen müvekkillerin onayı ile daha fazla mağduriyet oluşmasın diye bu rapor yönünde dava değerimizi HMK gereğince arttırıyoruz." diyerek davacı kazalının iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebini 734.718,87 TL'ye, bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat talebini 593.558,28 TL'ye arttırdığı, Bölge Adliye Mahkemesince alınan 02.06.2020 tarihli son hesap raporunda üç ihtimalli bir hesaplama yapıldığı, Bölge Adliye Mahkemesince asgari ücretin 3 katı düzeyindeki ücret üzerinden hesaplama yapan ihtimale itibar edildiği, bu ihtimalde davacı kazalının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 1.128.768,18 TL, bakıcı giderinden kaynaklanan maddi zararının 593.558,28 TL olarak belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesince bakıcı giderinden %40 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

6100 sayılı Kanun'un bilirkişi raporuna itiraz başlıklı 281 inci maddesinin, birinci fıkrasının birinci cümlesine göre taraflar bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Anılan maddenin gerekçesine göre bu iki haftalık süre hak düşürücü nitelikte olup taraflar, bu süre içerisinde, itirazlarını dile getirmez ise bilirkişi raporu, onlar bakımından kesinleşir; yani taraflar rapora itiraz olanağını tümüyle kaybederler.

Öte yandan usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Yine İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda "sürekli işgöremezlik" olarak adlandırılan bedensel zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir.

Adli Tıp dilinde, "kalıcı" bedensel zararlar organ yitimi ve organ zayıflaması olarak ikiye ayrılmaktadır. Sürekli işgöremezlik zararları, beden gücü kayıp oranlarına göre de ayrılmakta, bunlar: 1- Sürekli kısmî işgöremezlik, 2- Sürekli tam işgöremezlik olarak adlandırılmaktadır.

Sürekli kısmî işgöremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna Yargıtay kararlarında "güç kaybı-efor kaybı" tazminatı denilmektedir.

Sürekli kısmî işgöremezlik durumundaki kişi, çalışan ve kazanç elde eden biri olmayıp da işsiz, yaşlı, emekli, ev kadını, çocuk olsa bile, bunlar günlük yaşamlarını sürdürürlerken "sakatlıkları oranında zorlanacak olmaları" nedeniyle tümünün "güç kaybı tazminatı" isteme hakları bulunduğu kabul edilmektedir.

Sürekli tam işgöremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminatı yüzde yüz oranı üzerinden hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminat bakıcı giderleri de eklenecektir (Ç. Ahmet Çelik: Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta Hukuk ve Ceza Sorumluluğu, Seçkin Yayınevi, Nisan 2017, s: 385vd.).

Önemle vurgulamak gerekir ki TBK'nın 55 inci maddesinin emredici hükmü karşısında tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 818 sayılı BK'nın 43 üncü ve 44 üncü ile 6098 sayılı TBK'nın 51 inci ve 52 inci maddelerinde belirtilen durumların varlığı hâlinde ancak hâkim tarafından tazminattan indirim yapılabilecektir.

TBK'nın 51 inci maddesine (BK' nın 43 üncü md) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Buna göre; öncelikle hâkim zarar görenin kusuru varsa bu kusur oranında tazminattan indirim yapabilecektir.

Ayrıca TBK'nın 52 inci (BK'nın 44.md) maddesine göre zarar gören; zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. TBK'nın 52 inci maddesinde hakime tanınan geniş yetki ölüm nedeniyle uğranılan zararlarda ve bedensel zararlarda 55 inci madde ile açık biçimde kısıtlanmıştır.

TBK'nın 55 inci maddesi hükmünde yer alan "Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” cümlesinde de geçen “Hesaplanan tazminat,… ” ibaresi ile ifade edilen, kuralın gerekçesinde de belirtildiği üzere Kanun’un 49 ila 52 inci maddeler hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanan tazminattır. Başka bir ifadeyle hesaplanan tazminat, Kanun’un zararın ve tazminatın belirlenmesini düzenleyen 50 inci ve 51 inci maddeleri ile tazminatın indirilmesine veya tamamen kaldırılmasına ilişkin esasları hükme bağlayan 52 inci maddesi ve 55 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri uyarınca belirlenmektedir (Anayasa Mahkemesinin (AYM) 25.12.2019 tarihli ve 2019/34 E., 2019/97 K. sayılı kararı).

Anılan madde hükmünde yer alan düzenleme ile hesaplanan tazminat üzerinden yalnızca tazminatın çok olduğu gerekçesi ile indirim yapılamayacağını ya da sadece tazminatın az olduğu gerekçesi ile artırım yapılamayacağını düzenlemek suretiyle miktarın çokluğuna dayanılarak yapılacak olası bir indirim ile zarar görenin mülkiyet hakkının ve benzer şekilde sadece miktarın azlığına dayanılarak yapılacak olası bir artırım ile zarar verenin mülkiyet hakkının sınırlandırılamayacağını hüküm altına almaktadır (AYM’nin 25.12.2019 tarihli ve 2019/34 E., 2019/97 K. sayılı kararı).

Tazminatın amacı zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlıdır. Bu yönüyle TBK’nın 55 inci maddesindeki “hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” ibaresi hesaplanan tazminatın yalnızca miktar gözetilerek azaltılamayacağını öngörmek suretiyle zarar görenin mülkiyet hakkı kapsamındaki meşru beklentisini korumaktadır. Öte yandan aynı nedenle tazminat miktarının artırılamamasına ilişkin kural fazla tazminat ödenmesini engellemek suretiyle, zarar verenin mülkiyet hakkını da korumakta, zarar veren ve zarar gören tarafların menfaatlerini adil bir şekilde dengelemektedir.

Kanun koyucunun bedensel zararlar konusunda tarafların yıkımına yol açacak yüksek miktarda tazminat hesaplanmasının dahi hakkaniyet düşüncesiyle indirime konu edilemeyeceği yönündeki tutumu konunun hassasiyetini de ortaya koymaktadır.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince alınan 29.02.2016 tarihli ek hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararının 734.718,87 TL, bakıcı gideri zararının ise 593.558,28 TL olarak belirlendiği, bu ek hesap raporunun davalı vekiline 04.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın ise 19.04.2016 tarihinde HMK'nın 281 inci maddesinde belirtilen iki haftalık sürenin geçmesinden sonra vuku bulduğu, davacı vekilinin bu ek hesap raporundan sonra verdiği 06.04.2016 e-imza tarihli talep artırım dilekçesinde "29.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporunu, 30 Mart 2016 tarihinde tebellüğ etmiş bulunmaktayız. İşbu raporu tetkik ettik. Aleyhe olan kısımları, kabul etmiyoruz. Ancak aleyhe ve eksik olan kısımlara rağmen müvekkillerin onayı ile daha fazla mağduriyet oluşmasın diye bu rapor yönünde dava değerimizi HMK gereğince arttırıyoruz." diyerek davacı kazalının iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat talebini 734.718,87 TL'ye, bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat talebini 593.558,28 TL'ye arttırdığı, bu haliyle 29.02.2016 tarihli ek hesap raporunun davanın tarafları yönünden karşılıklı olarak usuli kazanılmış hak doğurduğu açık olduğuna göre Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gibi bakıcı giderine ilişkin olarak belirlenen maddi tazminattan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesinin ilk fıkrasının üçüncü cümlesi hükmüne açıkça aykırı olacak ve haksız fiil sorumlusu lehine ve fakat bakıma muhtaç sigortalı ve onun aile bireyleri aleyhine sonuç yaratacak şekilde sağlıklı bir insan için geçerli olan kadar bir bakiye ömrü olmadığı ve aile içi bakım dayanışması gerekçe gösterilerek, hakkaniyet indirimi yapılması isabetsizdir.

Mahkemece yapılacak iş; 29.02.2016 tarihli ek hesap raporunda belirlendiği şekliyle davacı kazalı lehine 734.718,87 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 593.558,28 TL bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat ödenmesine karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Taraf vekillerinin davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

4. Davacılar avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, davalı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.