10. Hukuk Dairesi 2021/10541 E. , 2024/1863 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/127 E., 2021/386 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemece görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; davacının 09.07.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olduğunu, iş güvenliği malzeme eğitimlerinin verildiğini, emniyet tedbirlerinin alındığını, davacının iş sırasında bunları uygulamadığı için kusurlu olduğunu, davalının kusurunun bulunmadığını usul ve esas yönünden itirazlarının kabulü ile yasal dayanaktan yoksun haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.04.2015 tarihli ve 2009/77 Esas, 2015/179 Karar sayılı kararı ile davacının davasının kabulü ile 203.885,64 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 09.02.2007 tarihinden itabaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarih ve 2016/15212 E- 2017/5708 K. ile "kontrol kaydı sonrasında davacının, yukarıda açıklanan 5510 sayılı Kanun'un 95 nci maddesinde düzenlenen prosedüre göre maluliyet oranı kesinleştirildikten sonra kesinleşen maluliyet oranını hükme esas alarak, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, yaptırılacak hesaptan çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi..." gerekçeleriyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.12.2019 tarih ve 2017/475 E, 2019/674 K sayılı kararında özetle; asıl davanın kabulü ve birleşen davanın ise kısmen kabulü ile asıl dava yönünden 203.889,64 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, birleşen dava yönünden 92.238,21 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
C) İkinci Bozma Kararı
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02/02/2021 tarih ve 2020/6075 E-2021/1087 Kararında özetle; " dosya kapsamından, kaza tarihinin 09/02/2007, birleşen dava tarihinin 31/05/2019 olduğu, davalı tarafın ek davaya karşı zamanaşımı def‘i ileri sürdüğü, buna karşılık mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı, zamanaşımının, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade ettiği bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımının, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürdüğü, bu itibarla zamanaşımı savunması bir defi olup, ileri sürüldüğünde, şartları gerçekleşmişse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesinin mümkün olmadığı 11.01.1940 tarihli 15/70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda aynı husus "zamanaşımı def'i davanın esası hakkında her türlü muameleye manidir. Bu sorun halledilmeden davanın esası incelenemez." şeklinde ifade edildiği, yukarıda açıklanan nedenlerle, somut olayda davalı tarafların ek davaya karşı zamanaşımı def‘i ileri sürdüğü gözden kaçırılarak, bu hususlar hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, Mahkemece yeniden yapılan yargılamada, davalı tarafça yasal süresi içerisinde ek davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğu, birleşen davaya konu kaza tarihinin 09.02.2007 olduğu, iş kazalarından kaynaklanan
tazminat davalarında zamanaşımı süresinin kural olarak iş kazası tarihinden itibaren 10 yıl olduğu, ancak istisnai olarak Yargıtay içtihatlarında da yer bulan, gelişen ve değişen bir durumun bulunması hali olduğu, gelişen durum kavramı salt zarar doğuran işlem ya da eylemin sonuçlarının gelişmesini ve bu nedenle zarar görenin bu konularda bilgi sahibi olabilmesinin zorunlu olarak bu gelişmenin tamamlanacağı ana kadar gecikmesini ifade ettiği, (Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2002 tarihli ve 2002/4-882 E., 2002/874 K.; 10.06.2015 tarihli ve 2014/21-282 E.,2015/1548 K.; 01.03.2017 tarihli ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. sayılı kararları), davacının maluliyet oranının kesinleştirilmesi için ATK 3. İhtisas Kurulundan aldırılan 26.11.2018 / 21473 karar no' lu rapor ile davacının maluliyet oranının 19.01.2015 tarihinden itibaren azaldığı bu doğrultuda yine E cetveline göre daha önce belirlenmiş olan %55'lik iş göremezlik derecesinde de değişikliğe sebebiyet verdiği ve davacının E cetveline göre %34,2 oranında iş göremezlik derecesinin bulunduğu kanaatine varıldığı, iş göremezlik oranındaki değişikliğin bu oranın belirlenmesine yönelik prosedür veya cetvel farklılıklarından kaynaklanmayıp, davacının sağlık durumuna ilişkin yapılan incelemeler ve tetkiklerden kaynaklandığı, dolayısıyla açık şekilde 19.01.2015 tarihi itibariyle davacı hakkında değişen bir durumun varlığı söz konusu olduğundan, zamanaşımı bakımından istisnai halin gerçekleştiğinin kabul edildiği, birleşen dava olan ek davanın açılma tarihinin ise 31.05.2019 tarihi olup, değişen durumun gerçekleştiği 19.01.2015 tarihinden itibaren hesaplanması gereken 10 yıllık zamanaşımı süresi dava tarihi itibariyle dolmamış olup, davalı vekilinin zamanaşımı itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, davacının asıl davası gibi ek dava olan birleşen davasının da zamanaşımına uğramamış olduğundan Mahkemenin 26.12.2019 tarih 2017/475 Esas 2019/674 Karar sayılı kararında da hükme esas alınmış olan 12.11.2019 tarihli ek hesap raporuna itibar edilerek birleşen davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddedildiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, asıl dava yönünden 203.889,64 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile birleşen dava yönünden 92.238,21 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete atfedilen kusur oranının oldukça fazla olduğunu, yöneltilen ek dava istemine ilişkin maddi zarar tazmininin zamanaşımına uğradığından yasal süre içerisinde ikame edilmediğinden reddi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu olay tarihinden sonra 31.10.2018 tarihinde kendi isteği ile ikale sözleşmesi imzalayarak tüm hak ve alacaklarını müvekkilinden tahsil ederek işten ayrıldığını; müvekkili şirkette daha uzun yıllar çalışmasına herhangi bir engel yokken bilirkişi tarafından hesaplanan maddi zararın artmasına neden olduğunu, bu sebeple hesaplanan zarar miktarının oldukça fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’un 427 ilâ 444 ncü maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 5 nci maddesi ve iş kazasının tespit tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alındığında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41,42,43,44,46 ve 47 nci maddeleri ile 332 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
2. Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!