10. Hukuk Dairesi 2020/8529 E. , 2024/8186 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/557 E., 2020/876 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/324 E., 2019/38 K.
Taraflar arasındaki alacak davasında dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı, 04.05.2018 tarihinde emeklilik işlemleri için Gaziosmanpaşa SGM'ye gittiğini, 211 gün prim ödeme gün sayısının eksik olduğunu, bu süreleri borçlanmak için ne yapabileceğini, bu günlerin toplam borç tutarını bir defada ödeyip ödeyemeyeceğini sorduğunu, kendisine ay ay ödeyebileceğini söylendiğini, kendisinin herhangi bir talebi olmaksızın 211 gün 73 gününü doğum borçlanması ile geri kalanını da ay be ay ödeyerek borçlanabileceğinin söylendiğini, 73 gün doğum borçlanması bedeli olarak kendisine bildirilen 935,57 TL'yi davalı Kurumun Ziraat Bankası nezdindekı hesabına ödediğini, geri kalan borcu da ödeyerek eksik 211 günü de tamamladığını, 03.11.2015 tarihinde emeklilik işlemleri için yeninden davalı Kuruma giderek günlerini hesaplattığını, memurun kendisine emeklilik için bütün şartları tamamladığını ve 11.02.2016'da gelip dilekçesini vermesini söylediğini, bunun üzerine kendisinin 11.02.2016 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu ancak davalı Kurumun isteğe bağlı sigortalılığı ile doğum borçlanmasının çakıştığı gerekçesi ile borçlanmanın geçersiz sayıldığını, doğum borçlanmasına istinaden yatırdığı tutarı geri alabileceğini, ancak ay be ay borçlanma bedeli ödemesi gerektiğinin söylendiğini, böylece davalı Kurumun hatalı işlemi ile kendisine 11.02.2016 tarihinde emekli aylığının bağlanmadığını beyanla 11.02.2016 tarihi ile 26.05.2016 tarihli ikinci tahsis dilekçesi arasında ödenmesi gereken aylıklarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili; davacının 11.02.2016 tarihli emeklilik müracaatı yaptığını, ancak 25.09.1999 - 25.09.2001 tarihleri arasında yapılan doğum borçlanmasının isteğe bağlı hizmeti ile çakışması nedeni ile doğum borçlanmasının mevzuata uygun olarak geçersiz sayıldığını ve dolayısıyla tahsis talebi reddedilerek iade dilekçesine istinaden sigortalıya doğum borçlanmasının iade edildiğini, davacının isteğe bağlı eksik günlerini tamamladığını ve 26.05.2016 tarihinde yeni tahsis talebinde bulunduğunu, buna istinaden 01.06.2016 tarihinden başlamak üzere yaşlılık aylığı tahsisi yapıldığını, bu itibarla 01.03.2016 - 26.05.2016 tarihleri arasında geçen zaman için mevzuat gereği geriye dönük bir ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 10.02.1972 doğumlu olup işe giriş tarihinin 01.11.1987 tarihi olduğu, 506 sayılı Kanun geçici 81 inci maddeye göre davacının yaşlılık aylığı tahsis koşullarının, 20 yıl sigortalılık süresi 5225 prim ödeme gün sayısı 44 yaş olduğu, davacının toplam 5159 prim ödeme gün sayısı olduğu, davacının ödediği 73 gün karşılığı 935,57 TL doğum borçlanmasının kurum tarafından geçersiz sayıldığı ve davacının 09.03.2016-23.05.2016 tarihleri arasında 76 gün isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek prim ödeme gün sayısını tamamladığı ve 01.06.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlandığı, doğum borçlanması kapsamında 04.06.2015 tarihinde yapmış olduğu 935,57 TL ödemenin 25.09.1999-30.03.2001 tarihleri arasında olması halinde 2 tam ay, 01.04.2001-25.09.2001 tarihleri arasında olması halinde 1 tam ayı karşıladığının Kurumdan gelen kayıtlarda belirtildiği, 5510 sayılı Kanun madde 41'e göre davacının doğum borçlanması yapmasının mümkün olmadığı davacının doğum borçlanması kapsamında 04.06.2015 tarihinde yapmış olduğu 935,57 TL ödemenin ödeme tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalılık iradesi sayılmasının mümkün olduğu, bu durumda yapılmış prim ödemeleri ile davacının isteğe bağlı sigortalılığının 04.06.2015 tarihinde başlatılması gerekeceği, davacı tarafından yapılan 935,57 TL'nin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirildiğinde, dönemlerin asgari ücret tutarları da göz önüne alınarak davacının isteğe bağlı sigortalılık süresinin 04.06.2015 - 05.06.2015 tarihleri arasında günlük 40,05 asgari ücret, günlük 12,82 prim(%32), 2 günden ödemenin 25,63-TL; 01.11.2015 - 31.12.2015 tarihleri arasında günlük 42,45 asgari ücret, günlük 13,58 prim(%32) ve 60 günden ödemenin 815,04 TL; 01.01.2016 - 05.01.2016 tarihleri arasında günlük 54,90 asgari ücret, günlük 17,57 prim (%32), 5 günden ödemenin 87,84 TL ile toplam 67 günden toplam ödemenin 928,51 TL, yapılan ödemenin 935,57 TL, fazla ödemenin 7,06 TL olduğu, davacı tarafından yapılan ödemelerin isteğe bağlı sigortalı sayılması durumda davacının mevcut 06.06.2015 - 31.10.2015 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılık sürelerine 04.06.2015 - 05.06.2015 tarihleri arasında 2 gün ve 01.11.2015 - 05.01.2016 tarihleri arasında 65 gün olmak üzere toplam 67 gün daha eklenmesi gerekeceği, bu durumda 10.02.1972 doğumlu davacının 11.02.2016 tarihinde doğumlu olup 44 yaşında, 01.11.1987 - 11.02.2016 tarihleri arasında 25 yıl sigortalılık süresi ve 5226 gün sayısı ile yaşlılık aylığına müstahak olacağı, davacının, 11.02.2016 aylık tahsis tarihini takip eden 01.03.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğu ve mahrum kalınan aylıkların davacıya ödenmesi gerekeceği kanaatine varılarak davanın kabulü ile davacı ... (TCKN ...)'ın 01.03.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına mustehak olduğu ve mahrum kalan aylıkların davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 11.02.2016 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu,davacının 01.11.1987-31.10.2002 tarihleri arasında 4/a kapsamında 5014 gün, 06.06.2015-31.10.2015 tarihleri arasında 4/b kapsamında 145 gün olmak üzere toplam 5159 prim günü bulunduğu, 73 gün karşılığı 935,57 TL doğum borçlanması bedelini 04.06.2015 tarihinde yatırdığı, doğum borçlanmasının geçersiz sayılması nedeniyle tahsis talebinin reddedildiği,davacının 09.03.2016-23.05.2016 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılık kapsamında 76 gün prim ödediği, davacıya 26.05.2016 tarihli ikinci tahsis talebine istinaden 01.06.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1987 olması nedeniyle 20 yıl sigortalılık süre, 5225 prim ödeme gün sayısı ve 44 yaşını doldurması gerektiği ,Mahkeme tarafından davacının doğum borçlanması için ödediği bedelin isteğe bağlı sigortalılık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilerek davacının 11.02.2016 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı alması gerektiğine karar verilmiş ise de Kurumun 09.11.2016 tarihli yazısına göre 935,57 TL'nin davacıya iade edildiğinin anlaşıldığı, davacının ödediği bedelin isteğe bağlı sigortalılık primi olarak sayılması yönünde bir talebinin bulunmadığı, Kurumun hatalı işlemine dayalı olarak davacının iyiniyetli olmasından kaynaklanan bir kazanılmış haktan bahsedebilmek için Hukuk Genel Kurulunun 25.06.2003 gün ve 2003/21-406 E., 2003/424 K. ile 25.12.2002 gün ve 2002/21-1062 E., 2002/1098 K. sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir hakkın elde edilmiş olması, objektif bir hukuk kuralının kişiye uygulanması, hakkın elde edilebilir ve Anayasa ile diğer kanunlarla korunmaya değer duruma gelmiş olması ve idarece tek taraflı tasarrufla geri alınamayacak durumda bulunması gerektiği, hukuki değerden yoksun işlemler, açık hataya dayalı işlemler, iradeyi fesada uğratan nedenlere dayalı işlemler, kazanılmış hak doğurmadığı gibi, idarenin yapmış olduğu olumsuz veya açıklayıcı işlemleri de kazanılmış hak doğurmayacağı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2011 gün ve 2011/10-439 E., 2011/540 K. ilamı), Mahkemece Kurum tarafından sehven tahakkuk ettirilmek suretiyle tahsil olunan ve iptal edilen doğum borçlanması primlerin davacıya isteğe bağlı sigortalılık süresi vereceği yönündeki Mahkeme kararının yerinde olmadığı, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2016/2445 Esas, 2016/13288 Karar sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu, davacının 11.02.2016 tarihinde 5225 prim gün sayısını doldurmaması nedeni ile yaşlılık aylığı hakkını elde edemeyeceği anlaşılmakla Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava davacıya 11.02.2016 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanmayacağı istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!