10. Hukuk Dairesi 2020/3963 E. , 2024/1754 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/152 E., 2019/756 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/268 E., 2018/374 K.
Taraflar arasındaki yersiz ödenen primlerin iadesi istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ...'ya hem 506 sayılı Kanun hem de 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, davacıların murisinin Bağ-Kur emekliliğinin Kurum tarafından iptal edilmesi nedeniyle muris ...'nın Kuruma ödenmiş olan primden kaynaklanan alacağının tespiti ile davalı Kurumdan tahsilini, alacağa İzmir 3. İş Mahkemesinin 2011/613 E. 2014/188 K. sayılı ilamın kesinleşme tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; 5510 sayılı Kanun'un 89/3 maddesinin, yanlış veya yersiz alınmış olan primlerin, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise iadesine olanak tanıdığını, davacılar murisine 1986 yılında yaşlılık aylığı bağlandığı dikkate alındığında, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'ya 01.12.1986 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un 60/A-a maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı ve ödendiği, ayrıca 01.12.1987 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun'un 35/c maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı ve ödendiği, Kurumun bilgisayar kayıtlarının güncellenmesi ve nüfus bilgilerinin incelenmesi ve yine Kurumlar arası yapılan yazışmalar sonucunda, 506 ve 1479 sayılı Kanun'lar kapsamında her iki Kurumdan yaşlılık aylığı almakta olduğunun saptanması neticesi 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, Kurumca gönderilen 09.01.2009 tarihli, 134731 sayılı yazı ile ödenmiş bulunan 34.605,24.-TL aylık ile 26.078,90.-TL yasal faizi olmak üzere toplam 60.684,14.-TL tutarındaki alacağın yazının tebliğ tarihinden itibaren Kuruma iadesinin istendiği, davacılar murisi ...’nın vekili tarafından, müvekkilinin ... Bağ-Kur numarası ile almakta olduğu yaşlılık aylığını diğer aylığı ile birlikte almaya hak kazandığının tespiti, bu talebin Mahkemece kabul edilmemesi halinde müvekkilin almış olduğu yaşlılık aylıklarının B.K. 63 üncü madde kapsamında kabul edilmesi ve geri alınmaması istemi ile İzmir 3. İş Mahkemesinin 2009/117 Esasına kayden 11.02.2009 tarihinde dava ikame edildiği, İzmir 3. İş Mahkemesinin 2009/117 E. 2009/565 K. sayılı gerekçeli kararında, “Borçlar Kanunu'nun 63 üncü maddesine göre kendisine bağlanan Bağ-Kur’dan aldığı yaşlılık aylığı yönünden iyiniyetli müktesip konumunda belirlenmesinin mümkün olmadığı, 1479 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primler, alındığı tarihten itibaren 10 sene geçmemiş ise sigortalıya geri verilir denildiğinden, davacının Bağ-Kur’a ödediği primlerin, davalı Kurumun alacağından mahsup edilmesinin mümkün bulunmadığı, davacıya 01.12.1987 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının bağlanış tarihinden itibaren iptal edilmesinde Kanun'a aykırı bir yön bulunmadığı,” gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği, mezkûr kararın, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2010/2351 E. 2011/3114 K. sayı ile “5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği, yapılacak işin davacıya Bağ-Kur’dan bağlanan yaşlılık aylığının başlangıcı itibariyle iptaline ilişkin Kurum işlemi yerinde bulunduğundan, 01.12.1987-01.01.2009 tarihleri arasındaki yaşlılık aylıklarının ödenmesinin davacının kasıtlı ve kusurlu davranışlarından mı, yoksa davalı SGK’nun hatalı işleminden mi kaynaklandığı değerlendirilerek, 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesi dikkate alınarak yersiz ödenen aylık miktarı ile iade ve faiz sorumluluğunun kapsamını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir” denilmek suretiyle bozulmasına karar verildiği, yapılan yargılama neticesinde; İzmir 3. İş Mahkemesinin 2011/613 E. 2014/188 K. sayılı kararı ile “ davacı ...'nın Bağ-Kur’dan aldığı yaşlılık aylığının iptaline yönelik Kurum işleminin iptali talebinin reddine, davacıya yersiz ödenen aylıklar yönünden, 01.12.1987-01.01.2009 döneminde yersiz ödenen aylık tutarı 33.803,77.-TL ve faiz tutarı 21.696,50.-TL’nin davacıdan istirdatı gerektiğinin tespitine” karar verildiği, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2014/14375 E. 2014/19800 K. sayı ile hükmün onanmasına 14.10.2014 gününde karar verildiği ve hükmün kesinleştiği, İzmir 10. İcra Dairesinin 2015/322 sayılı dosyasında açılan icra takibi sonucu 33.803.77.- TL asıl alacak, 39.866,03.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 73.669,80.-TL Kurum alacağının, davacı mirasçıları tarafından ödendiği ve takip dosyasının 04.10.2016 tarihinde infaz edilerek işlemden kaldırıldığının anlaşıldığı, davacıların murisinin hem sigortalı hem de Bağ-Kur’lu olması nedeniyle Bağ-Kur emekliliğinin iptal edildiği, davalı Kurumun bu sigortalılığı geçersiz saydığı ve muris ...’nın ödemiş olduğu primlerin davalı Kurumun uhdesinde kaldığı, davacının iptal edilen 4b yaşlılık aylıklarının faizleri ile birlikte Kurumca tahsili sırasında, Kurum uhdesinde kalan Bağ-Kur primlerinin de mahsup edilmek suretiyle davacıya ödenmesinin 96 ncı maddenin açık hükmünün gereği olduğu, davacılar murisi ...’ya ait 31.01.1973 – 26.11.1987 döneminde Kuruma ödemiş bulunduğu toplam 391.344,00.-YTL tutarındaki Bağ-Kur primlerinin, mahsup işleminin yapılması gereken İzmir 10. İcra Dairesinin 2015/322 sayılı dosyasında açılan icra takibinin infaz edilerek işlemden kaldırıldığı 04.10.2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacılara iade edilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçelerine dayalı olarak," davanın kabulüne, davacılar murisi .... TC Kimlik ve ....Bağ-Kur numaralı, İştip 1928 doğumlu ...'ya ait ve Kurum uhdesinde kalan toplam 391.344,00 YTL Bağ-Kur primlerinin 04.10.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili; kararın matematiksel hata içeren bilirkişi raporuna dayalı olarak verildiğini, 1970-1980 yılları için yapılan prim ödemesi konusunda fahiş bir miktar belirlendiğini, primlerin 10 yıl içerisinde talep edilmesi gereğini öngören yasal düzenlemeyi de göz ardı eden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalı ... tarafından İzmir 3. İş Mahkemesinde açılan ve Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiş bulunan 10.04.2014 tarih, 2011/613 E., 2014/188 K. sayılı kararın dayanağı dava dilekçesinde, "davalı Kuruma 31.01.1973-1986 devresinde ödemiş olduğu primlerin bu güne kadar yasal gecikme zammı işletilerek müvekkilin davalı Kurumdan alacağının hesaplanması, davalı Kurumun alacağından mahsup edilmesi gerekir." isteminin dile getirildiği; Mahkemece verilen ve bu konudaki istem yönünden reddin bozma dışında kaldığı 28.12.2009 tarih, 2009/117-565 sayılı ilk kararında, "Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının 01.05.1971 - 31.08.1986 tarihleri arasında İsviçre'de fiilen işçi olarak çalıştığı görülmektedir. Dolayısıyla, adı geçenin İsviçre'de fiilen çalıştığı süre dikkate alındığında; 01.10.1972 - 31.08.1986 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun'a tabi Bağ-Kur sigortalısı sayılması mümkün değildir... Diğer taraftan, 1479 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca, yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primler, alındığı tarihten itibaren 10 sene geçmemiş ise sigortalıya geri verilir denildiğinden ve davacının kendisine Bağ-Kur'dan yaşlılık aylığı bağlandığı 01.12.1987 tarihinden sonra herhangi bir prim ödemesi bulunmadığından, Bağ-Kur'a ödediği primlerin, davalı Kurumun alacağından mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır." gerekçesine yer verildiği; iadesi gereken tutarın tespitinde sigortalının kasıtlı davranışının etkide bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapılması gereğini öngören bozma üzerine verilen nihai kararda da prim iadesi ve mahsubu konusundaki istemin reddine karar verildiği; bu haliyle, dava konusu edilen yersiz prim ödeme tutarının iadesine olanak bulunmadığı konusunda kesin hüküm oluştuğu; diğer taraftan, 1479 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinde yer alan, "Yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primler, alındığı tarihten itibaren 10 sene geçmemiş ise sigortalıya geri verilir." düzenlemesi ve aynı yönde hüküm içeren 5510 sayılı Kanun'un 89/3 maddesinde yer alan, "Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine Kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanunu'nun 65 inci maddesi hükmü saklıdır." hükmü karşısında da dava konusu primlerin iadesine olanak bulunmadığı gibi; sigortalının kasıtlı ve kusurlu davranışı ile hak etmediği halde aylık bağlanmasını sağladığı için maddenin atıf yaptığı 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 65 inci (6098 sayılı Kanun'un 81 inci) maddesi koşullarının varlığının da kesin hükümle tespit edilmiş olduğu gözetilmek suretiyle de davanın reddine karar verilmesi yasal zorunluluğu bulunduğu gerekçesi ile davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, ilk davada sadece eski Borçlar Kanunu 63 (Yeni B.K.m.79) maddesine dayanarak dava açıldığını ve sadece borçlu olmadıklarının tespiti ile Kurumun Bağ-Kur emekliliğini iptaline ilişkin işleminin iptalini talep ettiklerini, primlerin mahsubu talebine ilişkin bir dava olmadığından İzmir 3.İş Mahkemesinde, her ne kadar Yargıtay safhasında mevzuat değerlendirmesi sırasında, Kurum işleminin yerinde bulunması halinde Kurumun alacağının yani iadesi gereken maaşlardan kişinin ödediği primlerin mahsubunun gerekeceği belirtilmiş ve bu doğru ise de bu konuda talep bulunmadığından karar da verilmediğini, ilk davanın bir tespit davası olduğunu, eda davası olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin zamanaşımına ilişkin yorumlarının da davacının durumu ile ilgili Kanun maddelerine dayanmadığı, davacıların alacağının ancak emekliliğin iptali ile doğduğu, bu bakımdan 10 yıllık süreyi primlerin ödeme gününden hesaplamanın kabul edilemeyeceğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların murisi ....'ya 1479 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının iptali sonrasında Kuruma 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık nedeniyle ödenmiş olan primin iade edilip edilmeyeceği, daha önce Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespitine dair açılmış davada verilen hükmün bu dosya açısından kesin hüküm niteliğinde olup olmadığı konusundadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303 üncü maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!