WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

10. Hukuk Dairesi         2020/10167 E.  ,  2024/7377 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/928 E., 2020/986 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/83 E., 2019/45 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 657 sayılı Kanun'un 4/ D maddesi kapsamında kadrolu işçi olarak davalıda çalıştığını, 5510 sayılı Kanun'un 4/1- a maddesine tabi olduğunu, 21.07.2016 da 657 sayılı Kanun'un 37 nci maddesine örnekleme yapılmak kaydıyla açığa alındığını, 21.10.2016'da tedbirin kaldırılıp göreve iade edildiğini ve açıkta olduğu dönem için sigorta bildirimi yapılmadığını belirterek sosyal güvenlik primlerinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde özetle; kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, KHK eki listedeki kişiler için açıkta kaldıkları dönem mali sosyal haklarının ödeneceğinin belirtildiğini, KHK ile görevden uzaklaştırılanlar ile ilgili bu şekilde ödeme yapılacağına dair düzenleme bulunmadığı, davacının 4857 sayılı Kanun'a tabi olduğu, buna göre 25/1- b maddesinde sözleşmenin askıda kaldığı dönem için ücret ödenmeyeceğinin belirtildiği, bu nedenle taleplerinin yersiz olduğu belirtilerek davanın reddi istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davacının 657 sayılı Kanunda da yer alan kamunun personel teminine yönelik yöntemlerinden işçi statüsünde çalıştırıldığı, yapılan sözleşmeye göre iş yasasına tabi olduğu, davacı hakkında 15.07.2016 da ki darbe girişimi sonrası soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın devamı sırasında da 21.07.2016-21.10.2016 döneminde görevinden uzaklaştırıldığı, bu işlemin çalıştığı Kurum tasarrufu ile gerçekleştirildiği, soruşturma sonunda ise görevden çıkarmayı gerektirecek herhangi bir eylemi bulunmadığından işine iade edildiği, bu dönem için sigorta bildirimi yapılmadığının anlaşıldığı, sözleşmenin niteliği gereği davacı belirsiz süreli hizmet akdi ile çalışmakta olup hizmet akdinin askıya alınmasını gerektirir haklı bir nedenin bulunduğu kanıtlanmadığı gibi işverene bu nitelikteki sözleşmelere askıya alma yetkisi verilmemiş olduğu, davacının 657 sayılı Kanun'a tabi olmadığı, böyle kabul edilse bile işçiden kaynaklanmayan işverenin şüphesi ve işlemin yapıldığı tarihteki olayların etkisiyle sözleşme askıya alınmış olup ardından davacı hakkında olumsuz işlem yapılmamış, işe iadesine karar verilmiş olduğu, bu durumda davacının kendi kusuru olmadan işverenin tek taraflı eylemi ile açığa alınarak çalıştırılmadığı dönemin karşılığı ücretlerin ve hakların ödenmesi ve sigorta bildiriminin yapılması yasal zorunluluk olduğu davalının dayandığı İş Kanunu'nun 25 inci maddesinin 2 nci fıkrasında bahsi geçen içinin hastalık kaza doğum gebelik gibi sebeplerle görev yapamaması halinde iş akdinin askıda kalması ve bu dönem için ücret ödenmemesi kuralı eldeki olaya uygulanamayacağı, bu hallerden hiç birisi olayda gerçekleşmediği, davacının şahsi durumu ya da kendi iradesi dışında gerçekleşen bir engel sebebiyle iş sözleşmesinin kendisine yüklediği iş görme edimini yerine getirememesi gibi bir durum bulunmadığı, olayda işveren tek taraflı işlem ile davacıyı görevden uzaklaştırmış, ardından tekrar görevine iade etmiş olup aksinin kabulü işverenlere istediği zaman iş akdini herhangi bir sebeple askıya almak ardından bu dönemler için ücret ödemeyip tekrar çalıştırmak gibi bir imkanı verir -ki bu iş hukukunun ... ilkelerine aykırıdır - kaldı ki bu dönemde çıkartılan KHK'lar da dahi işten KHK gereği önce ihraç edilip ardından tekrar göreve iade edilenlere dahi tüm sosyal ve ekonomik haklarının ödeneceği düzenlemesine yer verilmiş olduğunu, hal böyleyken hakkında ihraç kararı verilmeyen işverenin tek taraflı iradesi ile görevden bir süre uzaklaştırılıp tekrar görevine iade edilen daha ağır bir işlem olan ihraç işlemine tabi tutulmayan davacıya ihraç edilip tekrar göreve döndürmek gibi daha ağır işleme tabi tutulanlara tanınan haklardan yararlandırmamak hukukun ... prensiplerine de aykırı olduğunu, bu itibarla davacının görevden uzaklaştırıldığı dönem bakımından sigorta bildirimlerinin yapılması davacının bu dönemde davacı işçisi sayılması ve eksik süreler için hizmet tespiti talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatiyle; davacının Kuruma bildirilmeyen 2016 yılı 7. aydan 23 gün , 8 ve 9. aydan 30'ar gün, 10. aydan 5 günlük süreler bakımından davalıya ait 1228073 sicilli iş yerinde hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 690 sayılı KHK’nın 72 nci maddesiyle 18.10.2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 4 üncü maddesine eklenen beşinci fıkrada; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek idari işlem tesis edilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılanların itirazları üzerine yapılacak değerlendirme sonucunda görevlerine iadesine ilişkin işlemlerin aynı usullerle yapılacağı ve bu kapsamda görevine iade edilenlere kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakların ödeneceği hüküm altına alındığını, anılan Kanun hükümlerine göre, kamuda görev yapan sözleşmeli personellerin sözleşmelerinin askıya alındığı ya da görevden uzaklaştırıldığı süre içerisinde hizmet akdine tabi çalışmanın olmamasından ve bu şekilde görevinden uzaklaştırılanlar için özel bir hüküm bulunmadığından bu sürelerin sigortalılık kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile somut olayda sigortalı hizmeti ifaya hazır olduğu halde açığa alınarak (işverenin temerrüdü) bazı aylarda çalıştırılmadığı, sonuç itibariyle Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... fer'i müdahil Kurum vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine
karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

Fer'i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1.Yargı çeşitleri (kolları) arasındaki ilişkiye, yargı yolu denir. Bu nedenle, medenî yargıda hukuk mahkemesi ile idarî yargıdaki idare mahkemesi arasındaki ilişki, bir yargı yolu ilişkisidir. Hukukumuzda "yargı yolu" için de "görev (vazife)" terimi kullanılmaktadır. (bkz: Anayasa m. 158, I; UMK m. 7, I; İYUK m. 9 ve 14). Oysa görev, belirli bir davaya (bir yerdeki) aynı yargı kolundaki ilk derece mahkemelerinden hangisinin bakacağını belirtir. Meselâ medenî yargıda görev, bir davaya bir yerdeki (İlçedeki) hukuk mahkemelerinden (sulh hukuk, asliye hukuk mahkemeleri ve özel mahkemelerden) hangisi tarafından bakılacağını belirtir. Bir davaya hukuk mahkemesinde mi yoksa idare mahkemesinde mi bakılacağı, yargı yolu sorunudur. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü s.722)

Yargı yolu ve görev kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce res'en gözetilmesi gerekir.

İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106 ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesinde bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili İş Mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinde de aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.

2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

İlgili yasalarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip Mahkemece re'sen araştırma yapılmalıdır.

3.Değerlendirme
1.Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre eldeki davada İş Mahkemesinin görevli olduğu hususu açıktır.

2.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi ( 506 sayılı Kanunun anılan 77 ve 79 uncu maddeleri ) olup 5510 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun kapsamında SSK’lı (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi) sigortalılar herhangi bir Mahkeme kararına, Kurum işlemine, tarafların isteklerine bağlı olmaksızın, hizmet akdine dayalı olarak işverene ait işte çalışmaya başladıkları andan itibaren sigortalı sayılırlar. Çalışmaya başlayan sigortalının bir ay içinde çalıştığı süreler (prim gün sayısı) ile prime esas kazançlar toplamı (eğer sigortalı ayda 30 günden az çalışmış ise buna ilişkin olan belgelerle birlikte) işveren tarafından 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ve yönetmelikler çerçevesinde davalı Kuruma bildirilmektedir. Prim gün sayısı, prim hesabına esas tutulan günlük kazanç üzerinden primleri ödenen günlerin toplamından ibarettir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesi ( 506 sayılı Kanun'un anılan 77 ve 79 uncu maddeleri ) uyarınca istirahat ve doğum izinli olduğu sürelerin, sigortalının çalışmaması ve kendisine ücret ödenmemesi halinde prim gün sayısına dâhil edilemeyecekleri nazara alınarak, davacının anılan sürelerde fiilen çalışmadığı ve kendisine ücret ödenmediğinin anlaşılması karşısında davanın reddine yöndelik hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.06.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi.