WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2024/1946 E.  ,  2024/17988 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/459 E., 2023/809 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İstanbul (Kapatılan) 38. Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.05.2014 tarihli ve 2013/369 Esas, 2014/448 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 19.06.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul (Kapatılan) 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli ve 2015/277 Esas, 2015/693 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
D. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21.09.2020 tarihli ve 2019/6439 Esas, 2020/3946 Karar sayılı kararı ile "sanığın hukuki durumunun basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesi ile 08.09.2015 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozmaya uyularak, yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli ve 2015/277 Esas, 2015/693 Karar kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri ile basit yargılama usulü uygulandığından 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi kapsamında 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
F. Karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay incelemesine gönderilmiş olup, Dairemizin 18.05.2022 tarihli ve 2022/6301 Esas, 2022/6479 Karar sayılı kararı ile "... basit

yargılama usulünün uygulandığı görülmekle, bu kapsamda verilen kararın CMK’nın 252. maddesinin 1. fıkrasına göre itiraza tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili CMK’nın 252/2-3 maddeleri uyarınca hükmü veren mahkemece karar verilmesi gerektiğinden" bahisle dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilmiştir.
G. İade kararı üzerine, Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
H. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "... dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verildiği, Ancak yerel mahkemece yeniden yargılama yapılarak sanık hakkında Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK'nın 191/1, 62, 50, 52 Maddeleri Uyarınca 6.000 TL Adli Para Cezasına hükmolunduğu, verilen ikinci kararın hukuki değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; CMK'nın 251. maddesi uyarınca basit yargılama usulü kapsamında verilen kararlara karşı, anılan Kanun'un 252/1. maddesine göre yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu anlaşıldığından, sanık müdafisinin dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek, itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin karar mahkemesine geri gönderilmesi" görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; duruşmada okunmayan ve hükme esas alınmayan delilin hukuka aykırı olduğuna, bulunan uyuşturucu maddenin kişisel kullanım miktarında olduğuna, sanığın kullanıcı olduğunu beyan ettiğine, suçun mahiyeti nedeniyle hükmün kaldırılmasını ve kararın bozulmasını talep ettiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un inceleme tarihinde halen yürürlükte olan "Basit Yargılama Usulünde İtiraz" başlıklı 252 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve

genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır." hükmü ile üçüncü fıkrasında yer alan "Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim korunur." hükmü ve beşinci fıkrasında yer alan "İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir." hükmü birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar Mahkeme gerekçesinde dosyanın basit yargılama usulü uygulanan karara itiraz üzerine ele alındığı belirtilmemişse de, tensip zaptında Yargıtay ilamı gereği dosyanın ele alındığının belirtildiği anlaşılmakla; yukarıda yer verilen 5271 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, basit yargılama usulü uygulanarak hükmedilen karara itiraz üzerine genel hükümlere göre hükmü veren Mahkemece yargılama yapılacağının düzenlenmesi nedeniyle Tebliğnamedeki görüşe sonuca etkili olmadığı ve yargılamanın uzamasına sebebiyet verebileceği gözetilerek, iştirak olunmamıştır.
Sanığın şüphe üzerine yapılan üst aramasında suça konu esrarın ele geçtiği ve sanığın aşamalarda alınan savunmalarında bu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu ikrar ettiği anlaşılan olayda, bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.