10. Ceza Dairesi 2024/1310 E. , 2024/18311 K.
"İçtihat Metni"...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/610 E., 2020/161 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.01.2024 tarihli ve 2023/22113 sayılı evrakı ile kanun yararına
bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2024 tarihli ve KYB-2024/3176 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2024 tarihli ve KYB-2024/3176 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 2020/9260 Esas, 2022/7808 Karar sayılı kararında; ''Sanığın, hakkında adli veya önleme arama kararı bulunmadığı halde, uyuşturucu maddeleri kendi rızasıyla teslim ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,'' şeklinde yer alan açıklamalar ile,
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12.06.2020 tarihli ve 2019/4950 Esas, 2020/2417 Karar sayılı kararında, "Kabule göre; Olay tutanağı içeriği ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen, dava tarihi öncesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı teknik yöntemlerle de saptanmayan sanığın, hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği 23.01.2014 tarihli duruşmada olay sırasında bulunan uyuşturucu maddeyi diğer sanık ... ile birlikte içmek için aldıklarını ikrar ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi" şeklindeki açıklamalara göre;
Haklarında adli veya önleme arama kararı bulunmayan sanık ... ve yanında bulunan inceleme dışı ...'den şüphelenilmesi üzerine, şahıslara üzerlerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda, ...'in sigara paketi içerisinden çıkarmış olduğu uyuşturucu maddeyi polis memurlarına teslim ettiğinin anlaşılması, sanığın da kendi üzerinde uyuşturucu madde çıkmadığı halde, söz konusu uyuşturucu maddeyi ... ile kullanmak üzere ortaklaşa satın aldıklarını beyan etmesi karşısında; hakkında arama kararı bulunmayan sanığın üzerinde suç unsuru bulunmadığı, teknik yöntemlerle saptanmış bir tespitte de bulunulmadığı halde, sanığın kendisinin uyuşturucu madde kullandığını ikrar etmek suretiyle suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle, hakkında etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 05.09.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2019 tarihli ve 2019/79004 Soruşturma, 2019/26407 Esas, 2019/21874 sayılı iddianamesi ile, Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; şüpheli hakkında aynı nev'i eylemi nedeniyle Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/8353 sayılı soruşturma dosyasında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, ihlal nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesine 2019/677 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.06.2020 tarihli ve 2019/610 Esas, 2020/161 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, anlaşılmıştır.
B. Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/677 Esas, 2019/963 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Şüpheli hakkında, 13.04.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 13.06.2018 tarihli ve 2018/8353 Soruşturma, 2018/105 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2019 tarihli ve 2018/8353 Soruşturma, 2019/3542 Esas, 2019/2798 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/677 Esas, 2019/963 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 11.09.2020 tarihli ve 2019/2644 Esas, 2020/1052 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği, Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli ek kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz süresinin belirtilmemesi nedeniyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına, infazın durdurulmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
C. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu
veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibarıyla da usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olay, kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında, 05.09.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2019 tarihli iddianamesi ile, Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2020 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Her ne kadar, Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesine 2019/677 Esas sayılı kamu davasının açılması nedeniyle yeniden erteleme kararı verilemeyeceği gerekçesiyle doğrudan kamu davası açılmış ve yargılama sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli ve 2019/677 Esas, 2019/963 Karar sayılı ek kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz süresinin belirtilmemesi nedeniyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin (A) bendi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği anlaşıldığından, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz yoluna gidilerek Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/677 Esas, 2019/963 Karar sayılı kararının bozulması halinde, Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesince kamu davasının durmasına karar verilecek olması karşısında, inceleme konusu dava yönünden doğrudan kamu davası açılması koşulu gerçekleşmemiş olacaktır.
Açıklanan nedenle, Mahkemesince, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308 inci maddesinin (A) bendi uyarınca itiraz yoluna gidilip gidilmediğinin araştırılması, itiraz yoluna gidilmiş olması halinde hukuki sürecin sonuçlanmasının beklenilmesi, Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/677 Esas, 2019/963 Karar sayılı kararının bozulması halinde, davanın alacağı yeni esas numarasının tespiti ile her iki davanın birleştirilmesine karar verilerek, sanığın eylemlerinin tek suç olup olmadığı, hangi eylemin ihlal niteliğinde olduğu, eylemlerin zincirleme suç olup olmadığı hususlarının tartışılması ve tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2020 tarihli ve 2019/610 Esas, 2020/161 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!