10. Ceza Dairesi 2023/8765 E. , 2023/7899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/353 E., 2022/625 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 2014/92 Esas, 2014/105 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Kararın 19.09.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın denetimli serbestlik tedbiri kararına uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2015 tarihli ve 2015/366 Esas, 2015/467 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
D. Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesi kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/7150 Esas, 2019/7469 Karar sayılı kararı ile;
"Sanığın yokluğunda verilen hükmün 22 Temmuz 2015 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın da 03/08/2018 tarihinde hükmü temyiz ettiği anlaşılmış olmakla, 5271 sayılı CMK'nın 331/4. maddesi hükmü gereğince adli tatil süresinde süre işlemeyeceğinden sanığın temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamenin süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığı gerekçesi ile temyiz talebinin CMK’nın 298. maddesi uyarınca reddini isteyen düşünce benimsenmemiştir.
1) Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine sanığın uymadığının bildirilmesi üzerine, Mahkemece duruşma açılarak sanığa "tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı kabul edilerek hakkında hüküm kurulacağı" uyarısını içeren davetiye tebliğ edilmesi gerektiği halde yukarıda belirtilen nitelikle davetiye tebliğ
edilmeden veya sanık dinlenmeden sanığın yokluğunda savunma hakkı kısıtlanarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı gerekçesiyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
2) Suç tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesi ile hüküm tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürülüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi hükümlerinin ayrı ayrı uygulanıp karşılaştırma yapılması, sonucuna göre lehe Kanun’un tespit edilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, belirtilen nitelikte karşılaştırma yapılmadan hüküm kurulması,
3) 6545 sayılı kanunla yapılan değişiklik uyarınca sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Kabule göre de;
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen çağrı yazısının, sanığın ifadesinde beyan ettiği adrese çıkartıldığı, sanığın adres bırakmadan ayrıldığının anlaşılması üzere mernis adresine TK 35. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmış ise de mernis adresine çıkartılan tebligatların TK 21/2 maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği halde TK 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından; sanığın, "çağrı yazısının tebliğine rağmen 10 gün içerisinde başvuru yapmaması" tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğinden, hakkında verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesine," karar verilmesi yerine, yazılı şekilde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, " nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2020/83 Esas, 2020/600 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilmiştir.
F. Sanığın denetimli serbestlik tedbiri kararına uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/353 Esas, 2022/625 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
G. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın temyiz sebepleri özetle;
1. Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Cezanın kaldırılmasına, kaldırılması mümkün olmadığı takdirde para cezasına çevrilmesine karar verildiği gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Kolluk görevlilerince durumundan şüphelenilen sanığın kaba üst yoklaması yapacakları esnada sanığın yeleğinin cebinden çıkartarak teslim etmiş olduğu maddenin alınan uzmanlık raporuna göre esrar maddesi ihtiva ettiğinin tespit edildiği, hakkındaki denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen sanık hakkında kurulan erteli mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesince hükmün bozulması üzerine sanık hakkında durma kararı verildiği, sanık hakkında verilen denetimli serbestlik tedbiri kararını ihlal etmesi sebebiyle infaz dosyasının kapatılarak mahkemeye ihbarda bulunulması üzerine, sanık savunmasında tedbir kararına uymadığı, Amatem'deki testin
sonucunun pozitif çıktığını beyanla suçlamayı kabul ettiği, tüm dosya kapsamı itibarıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak ve yine Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile, "...hükme bağlanmış...." ibaresinin aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş ve hükme bağlanmış olan basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından;
Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında;
Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmemesi,
2) 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkı nedeniyle, hükmolunan 10 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/353 Esas, 2022/625 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!