10. Ceza Dairesi 2023/8379 E. , 2023/6122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/21 E., 2023/142 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 18. Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.11.2012 tarihli ve 2012/905 Esas, 2012/1322 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İzmir 18. Sulh Ceza Mahkemesinin, 07.11.2012 tarihli ve 2012/905 Esas, 2012/1322 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19.09.2016 tarihli ve 2013/3030 Esas, 2016/2203 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca araştırma yapılmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası yapılan yargılama ile İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2016 tarihli ve 2016/699 Esas, 2016/798 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla lehine olan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar 08.02.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
4. Sanığın 10.11.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun ihbarı ile dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, basit yargılama usulünün uygulanmaması kararı ile hüküm açıklanarak İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2023/21 Esas, 2023/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii 20.03.2023 tarihli dilekçesi ile "müvekkil hakkında daha önce verilen hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı, müvekkile son söz verilmeden yokluğunda açıklanması ve herhangi bir arama ve yakalama kararı olmaksızın kolluk tarafından yapılan arama işlemi" yasaya aykırı olduğunu beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR (İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜNE GÖRE)
"28/02/2011 günü saat 22:50 civarında devriye görevini ifa eden güvenlik görevlilerinin .....,Sokak N: 12 önünde şüphe üzerine sanık ...'ı durdurdukları, üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığını sorduklarında sanığın cebinden çıkardığı gazete kağıdına sarılı bir içimlik esrar maddesini görevlilere rızası ile teslim ettiği ve görevlilerce muhafaza altına alındığı, sanıktan elde edilen madde üzerinde İzmir Kriminal Polis Laboratuvarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 08/03/2011 tarihli ekspertiz raporunda söz konusu maddenin esrar ihtiva eden hint keneviri bitkisi kırıntıları olduğu, maddeye ait ambalajda esrar bulaşıklarının bulunduğunun bildirildiği, sanığın alınan ilk ifadesinde söz konusu maddeyi 10 TL karşılığında içmek amacıyla satın aldığını savunduğu, sanık hakkında açılan kamu davası üzerine İzmir Kapatılan 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/04/2011 tarih ve 2011/300 esas, 2011/983 karar sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, söz konusu kararın 09/05/2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararındaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine İzmir Kapatılan 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 07/11/2012 tarih ve 2012/905 esas, 2012/1322 karar sayılı kararı ile sanığın TCK'nın 191/5 maddesi delaletiyle aynı yasanın 191/1, 62/1 ve 50/1-a maddeleri gereğince 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, sanığın temyizi üzerine dosyanın Yargıta 10. Ceza Dairesine gönderildiği, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19/09/2016 tarih ve 2013/3030 esas, 2016/2203 karar sayılı kararı ile "Mevcut belge ve deliller, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5.fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından yeterli görülmediğinden, öncelikle, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra değerlendirme yapılaması gerektiğinin bildirildiği,
Yapılan araştırma sonucu, sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava bulunmadığı ve sanığın bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemediği anlaşılmakla hükümden sonra 28/06/2014 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nun 191. maddesi ve aynı kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı kanuna eklenen geçici 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,...5271 Sayılı CMK' na 17/10/2019 -7188 SK 24. madde ile yapılan değişiklikle "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" maddesi eklenmiş ve her ne kadar dosyamız
kapsamındaki suçun üst sınırının basit yargılama usulü sınırlarında kaldığı anlaşılmış ise de; ceza yargılamasına hakim ilkeler gözönüne alındığında, maddi gerçeğin ortaya konulmasında tarafların ve delillerin doğrudan dinlenilmesi gerektiğinden ve dosya kapsamında genel hükümler uyarınca yargılamanın daha sağlıklı olacağı ve somut olay değerlendirildiğinde de, maddi gerçeğin genel hükümlere tabi yargılama ile ortaya çıkarılacağına kanaat getirildiğinden, CMK 251.maddesine göre hakimin takdirine bağlı olarak getirilen basit yargılama usulü sanığın üstün yararı gözetilip değerlendirme yapılarak seçilmemiş ve genel hükümlere göre yargılama yapılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında İzmir 39.ASCM'nin 09/12/2016 tarih 2016/699 esas 2016/798 karar sayılı kararı ile HAGB kararı verildiği, iş bu kararın sanık yönünden 08/0/2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 10/11/2018 tarihinde İzmir 23. ASCM'nin 2021/661 esas 2022/59 karar sayılı dosyasına konu kasıtlı suçu işlediği anlaşılmakla yasal koşulları oluştuğundan hakkındaki" hüküm açıklanarak basit yargılama usulünün uygulanmaması ile mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın eylemi nedeniyle, bozma öncesi hükümde 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 07.11.2012 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.09.2016 tarihli bozma ilamı ile bozulduğunun anlaşılması karşısında; 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" şeklindeki düzenleme gereğince 07.11.2012 tarihli hükümle tayin edilen 6.000,00 TL adli para cezasının sonuç ceza açısından sanık bakımından kazanılmış hak olduğu gözetilmeden bozma sonrası yapılan yargılama sonucu 24.02.2023 tarihli hükümle, 10 ay hapis cezasına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2023/21 Esas, 2023/142 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün;
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin paragraftan sonra gelmek üzere “ancak aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek cezasının 6.000,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesine, bozma öncesi karardaki gibi 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca para cezasının 1’er aylık sürelerle 20 eşit taksitle ödenmesine, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin yazılması ve buna bağlı olarak 5237 saylı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılarak, geri kalan fıkra numaralarının da bu duruma göre teselsül ettirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!