10. Ceza Dairesi 2023/7332 E. , 2023/6096 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/245 E., 2021/709 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : Değişen suç vasfıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2018 tarihli, 2018/154 Esas ve 2018/348 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası, 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 04.03.2019 tarih ve 2018/1660 Esas, 2019/219 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/2049 Esas, 2019/6560 Karar sayılı kararı ile; " Sanığın savunmasının aksine diğer sanık ...’in evinde ele geçen uyuşturucu madde ile ilgisi bulunduğuna, diğer sanık ...’in uyuşturucu madde ticareti yapma eylemine iştirak ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçununu oluşturduğu gözetilmeden uyuşturucu ticareti yapma suçundan hüküm kurulması, " nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Bozma üzerine Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarih 2020/34 Esas ve 2020/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 612 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 191 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 29.05.2020 tarihinde kesinleşmesinden sonra infazı için Niğde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi üzerine, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/245 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devamına karar verildiği,
E. Yargılamanın devamı esnasında, sanık hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın 18.12.2017 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği kabul edilerek, 21.06.2018 tarihli 2018/6154 soruşturma, 2018/79 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, 191 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.07.2018 tarihinde kesinleştiği, bu esnada 03.03.2018, 20.04.2018, 07.05.2018 tarihlerinde de kullanmak için uyuşturucu madde suçundan hakkında soruşturmalar bulunduğunun tespit edilmesi sebebiyle bahsedilen soruşturmaların Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/6154 soruşturma sayılı dosyası ile birleştirildiği, 05.01.2021 tarihinde sanığın yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle hakkında soruşturma açıldığının bildirilmesi üzerine sanık hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2021 tarihli, 2018/6154 soruşturma ve 2021/1353 Esas sayılı iddianamesi ile 05.01.2021 tarihli eylem 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ihlal niteliğinde kabul edilerek, 03.03.2018, 20.04.2018, 07.05.2018 tarihli eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 43 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, dava Niğde 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/452 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılanmasının başladığı, Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 19.08.2021 tarihli, 2021/6142 soruşturma ve 2021/2274 esas sayılı iddianamesi sanığın 15.02.2021, 04.03.2021 tarihli eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, 43 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca istemiyle kamu davası açılmış Niğde 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2021 tarihli 2021/547 Esas, 2021/65 Karar sayılı kararı ile bu dosyanın Niğde 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/452 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
F. Niğde 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarihli 2021/452 Esas ve 2021/105 Karar sayılı kararı ile Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/245 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/245 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
G. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2021/245 Esas, 2021/709 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
H. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün istinaf kanun yoluna tabi olması sebebiyle incelenmeksizin iadesi yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın mahkûmiyeti için kesin ve yeterli delil bulunmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine,
2. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarları, idrar raporları, sanığın savunmaları karşısında 18.12.2017, 30.12.2017, 03.03.2018, 20.04.2018, 07.05.2018 tarihli eylemlerin sabit olduğu, 18.12.2017 tarihli eyleme ilişkin verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 18.07.2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle soruşturma aşamasında birleşen 03.03.2018, 20.04.2018, 07.05.2018 tarihli eylemler ile bozmaya konu 30.12.2017 tarihli eylemin de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olmadığı, yine sanığın 05.01.2021 ve 15.02.2021 tarihli eylemlerinin dosya kapsamındaki delillere göre sabit görüldüğü ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal edildiği gerekçesi ile sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Yargıtay'dan verilen bozma kararına uyulması halinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir" hükmü ve dosyanın Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2019/2049 Esas, 2019/6560 Karar sayılı bozması üzerine esas alınarak yargılamasının devam etmesi karşısında, sanık hakkındaki hükmün temyiz kanun yoluna tabi olduğu değerlendirilerek Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden getirilen yeni düzenlemeler kapsamında ve aynı zamanda, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinde "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında
hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklinde yer verilen hükümler ile 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle derdest olan dosyalarda yürütülecek yargılama işlemleri ile ilgili olarak geçiş hükümleri düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ise "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, KDAE kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, KDAE kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, KDAE kararının içeriği
itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, 5 yıl süre ile verilen KDAE kararında, suça sürüklenen çocuklar için de bu sürenin 5 yıl olduğu, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen KDAE kararının hukuken geçersiz sayılacağı, KDAE kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen KDAE kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin KDAE kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda KDAE kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen KDAE kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, KDAE kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, KDAE kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir KDAE kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası KDAE kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılması nedeniyle, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, Dairemizce bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk KDAE kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında Mahkemelerce verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı ya da aynı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen erteleme süresi içerisinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen ilk eylem, anılan Kanun hükümleri, açık bir şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini düzenlediğinden, ihlal niteliğinde sayılacaktır ve Mahkemelerce yargılamaya devam olunarak hüküm kurulacaktır. Hükmedilen tedbirin infazı sırasında ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile hükmedilen erteleme süresi içerisinde ihlalin gerçekleşmemesi halinde ise Mahkemelerce sürenin olumlu geçtiğinin tespiti üzerine düşme kararı verilecektir. Ancak, sanık hakkında anılan geçiş hükümlerinin uygulanmasından sonra, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen soruşturma ve kovuşturma konusu edilebilen sonraki eylem ile ilgili olarak, sanık lehine olması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda KDAE kararı verilmesi gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB) ise, yine kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen KDAE kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, KDAE kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların HAGB kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, HAGB kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı var ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası doğrultusunda HAGB kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen HAGB kararı var ise
şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir KDAE kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda;
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İlk Derece Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri bu hususlar yönünden yerinde görülmemiş, ancak;
1. Sanığın bu dosyada da hükme esas alınan 18.12.2017 tarihli eylemi ile ilgili olarak Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2018 tarihli 2018/419 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan ayrı olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davası sonucunda Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli 2018/79 Esas ve 2018/88 Karar sayılı ilamı ile eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıl boyunca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmolunduğu ve kararın 03.05.2018 tarihinde kesinleştiği, anılan kararda 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda verilen denetimli serbestlik ve/veya tedavi tedbiri uygulanmasına karar verilmediğinden bu karar KDAE kararı yerine geçebilecek nitelikte değil ise de; sanık hakkında temyize konu bu davada hükme esas alınan eylemlerden olan 18.12.2017 tarihli eylemi nedeniyle Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli 2018/79 Esas ve 2018/88 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan HAGB kararının verildiğinin ve aynı eylem nedeniyle mükerrer iki karar verilemeyeceğinin, bir taraftan da yukarıda açıklandığı üzere KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edileceğinin anlaşılması karşısında, Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli 2018/79 Esas ve 2018/88 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen HAGB kararının açıklanıp açıklanmadığının araştırılması, dosya derdest ise temyize konu bu dosya ile birleşmesinin sağlanması, HAGB kararı açıklanmamış ise kararına yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda mahkemesine bildirimde bulunulması, sonucunun beklenilerek kanun yararına bozulması halinde, davaların birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve 2021/245 Esas, 2021/709 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!