10. Ceza Dairesi 2023/6700 E. , 2024/17221 K.
"İçtihat Metni"...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
2. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/1480 E., 2017/571 K. - 2018/183 E., 2018/647 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
SUÇ TARİHLERİ : ...,...
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : 1. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
2. Kamu davasının düşmesi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
Gaziosmanpaşa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 07.12.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 21.11.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.02.2023 tarihli ve 2019/20650 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.03.2023 tarihli ve KYB-2023/24037 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.03.2023 tarihli ve KYB-2023/24037 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosyalar kapsamına göre;
Şüphelinin 04.03.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2015 tarihli ve 2014/12187 soruşturma, 2015/125 sayılı kararı ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,kararın itiraz yolu kapalı olmak üzere verildiği, usulüne uygun şekilde şüpheliye tebliğ edildiği ve infazı için 22.01.2015 tarihinde İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
Şüphelinin 08.03.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine erteleme kararının kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2015 tarihli ve 2014/12187 Soruşturma, 2015/13064 Esas, 2015/11923 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
Gaziosmanpaşa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 07.12.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
Sanığın denetim süresi içinde 11.12.2017 tarihinde "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu işlemesi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin
16.10.2018 tarihli kararı ile her ne kadar yargılama konusu olan 11.12.2017 tarihli suçun, 04.03.2014 tarihli ilk suç bakımından verilen 26.10.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlediğinden bahisle bu kararın ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmişse de,
1- Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararı yönünden;
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ilâmında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, şüpheli hakkında Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, söz konusu kararın itiraz yolu kapalı olmak üzere verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı,
Bu haliyle, mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/183 Esas, 2018/647 Karar sayılı kararı yönünden;
1- Somut olayda, sanık hakkında 04.03.2014 tarihli suç nedeniyle verilmiş olan Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararın itiraz yolu kapalı olmak üzere verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, bu haliyle yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı ve sanığın sonraki eylemlerinin tek başına dava konusu yapılamayacağının anlaşılması karşısında, sanığın ihlale konu olan 11.12.2017 tarihli suçuna ilişkin soruşturma dosyasının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak
tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/4034 Esas, 2020/8347 Karar sayılı ilâmında yer alan "...İlk suça ilişkin olarak 5320 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının "ihlali" niteliğinde olduğunun tespit edilmesi halinde, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince ihlal niteliğinde olan suç bakımından ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğundan "davanın düşmesine" ve "ilk suça ilişkin hükmün açıklanması için ihbarda bulunulmasına" karar verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi,.." şeklindeki açıklama dikkate alındığında, somut incelemeye konu olayda, 04.03.2014 tarihli ilk suça ilişkin verilen 26.10.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun uyarınca verilmiş bir karar olmadığı, genel hükümlere göre 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında verilmiş olduğu, bu nedenle 11.12.2017 tarihli ikinci suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması suretiyle düşme kararı verilemeyeceği, yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verildikten sonra mahkûmiyet kararı verilmesi halinde önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1480 Esas ve 2017/571 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Şüpheli hakkında, 04.03.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2015 tarihli ve 2014/12187 Soruşturma, 2015/125 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın itiraz yolu kapalı olmak üzere verildiği, kararın
usulüne uygun şekilde şüpheliye tebliğ edilerek infazı için 22.01.2015 tarihinde İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2. Şüphelinin 08.03.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine erteleme kararının kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2015 tarihli ve 2014/12187 Soruşturma, 2015/13064 Esas, 2015/11923 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
3. Gaziosmanpaşa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 07.12.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
B. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/183 Esas ve 2018/647 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Şüpheli hakkında, 11.12.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2018 tarihli ve 2018/33384 Soruşturma, 2018/9269 Esas, 2018/6582 sayılı iddianamesi ile İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
2. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.10.2018 tarihli ve 2018/183 Esas, 2018/647 Karar sayılı kararı ile, 11.12.2017 tarihli suçun, Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/1480 Esas ve 2017/571 Karar sayılı ilamı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın 21.11.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararı yönünden;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan
tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar her ne kadar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, kararın itiraz yolu kapalı olmak üzere verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yapılan tebligatlar hukuki sonuç doğurmayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kovuşturma şartının gerçekleşmediği, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/183 Esas, 2018/647 Karar sayılı kararı yönünden;
1. Sanık hakkında 04.03.2014 tarihli suç nedeniyle verilmiş olan Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının itiraz yolu kapalı olmak üzere verildiği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, bu haliyle yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan açılan kamu davasında da kovuşturma şartının gerçekleşmediği, Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan nedenle kanun yararına bozulmasına karar verilmesi ve mahkemesince durma kararı verilmesi gerektiğinden, bu durumda 11.12.2017 tarihli eylemin de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceği, erteleme kararının 11.12.2017 tarihli suçu da kapsayacağı anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar, aynı şüpheli/sanık
tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiğinden, inceleme konusu dosyada Mahkemesince, Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesi kararının kanun yararına bozulmasından sonra alacağı esas numarasının tespiti ile davanın Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava ile birleştirilmesine karar verilerek, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırıdır.
Kabule göre de;
2. Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararının, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre değil, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca genel hükümlere göre verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, bu nedenle 11.12.2017 tarihli ikinci suç bakımından 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması suretiyle düşme kararı verilemeyeceği, yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verildikten sonra mahkûmiyet kararı verilmesi halinde önceki hükmün açıklanması için ihbarda bulunulabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi de Kanuna aykırıdır.
Kanuna aykırı fakat sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen "kamu davasının düşmesine" kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Gaziosmanpaşa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/1480 Esas, 2017/571 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
3. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/183 Esas, 2018/647 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca, aleyhte sonuç doğurmayacak ve yeniden yargılamayı gerektirmeyecek şekilde gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!