10. Ceza Dairesi 2023/5853 E. , 2023/8372 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2015/20 Esas, 2015/143 Karar sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
B. Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2015/20 Esas, 2015/143 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.12.2020 tarihli ve 2020/7698 Esas, 2020/8769 Karar sayılı kararı ile
" Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna
ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- 7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına ilişkin Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün çağrı yazısının sanığın MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edildiğinin dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında; tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine hükmolunması, "
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozma sonrası yapılan yargılama ile Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Kamu davasının durmasına tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı için Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Karar 07.04.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
D. Sanığın 08.12.2021 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2022 tarihli ve 2022/625 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 8 inci ve 10 uncu maddeleri uyarınca Birleştirme kararı verilmiştir.
Sanığın 23.12.2021 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.09.2022 tarihli ve 2022/613 Esas, 2022/600 Karar sayılı Kovuşturma şartının ortadan kaldırılması nedeniyle verilen Düşme kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli ve 2022/688 Esas, 2022/815 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri özetle; 06.12.2022 tarihli dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
" İddia, Sanığa ait adli sicil ve nüfus kaydı, Sanık savunması, 13/04/2014 tarihli olay yakalama tutanağı, 13/04/2014 tarihli tartı ve vezin tutanağı, İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı Müdürlüğünün 07/05/2014 tarih KİM-2014/11769 sayılı uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında 13.04.2014 tarihli eylemine ilişkin olarak mahkememizce (Bakırköy Kapatılan 5. Sulh Ceza Mahkemesi 2014/814 E. Sayılı dosyası) tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilmiş, sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlal etmesi nedeniyle mahkememizin 2015/20 E. 2015/143 E. Sayılı dosyasında 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay 10. CD'nin 2020/7698 E. 2020/8769 K. Sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı sonrası mahkememizin 2021/42 E. 2021/52 K. Sayılı kararı ile ısrar şartının beklenmesine yönelik olarak davanın durmasına karar verilmiştir. Karar 07.04.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Durma kararının kesinleşmesinden sonra mahkememizin 2022/613 E. Sayılı dosyasında sanık hakkında 23.12.2021 ve 08.12.2020 tarihlerinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlendiği iddiasıyla yargılama yürütülmüş, bu suç tarihlerinden 08.12.2020 tarihli eylemin durma kararının kesinleştiği 07.04.2021 tarihinden önce olması nedeniyle kovuşturma şartının bulunmadığı anlaşılmış, 23.12.2021 tarihli eylem yönünden ise mahkememizin durma kararı sonrası işlenen suç olması ve denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle TCK 191/5 maddesi gereğince yeniden kovuşturma yapılamayacağı gözetilerek CMK 223/8 maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmiş,
mahkememizin durma kararına konu 2021/42 E. 2021/52 K. Sayılı dosyasına ihbarda bulunulmuştur. Mahkememizin 2021/42 E. 2021/52 K. Sayılı dosyasının örneği işbu dosya arasına alınmıştır.
Öte yandan mahkememizin 2022/625 E. Sayılı dosyasında sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dava açılmış olup, bu dosyadaki suç tarihi 08.12.2021'dir. Bu dosya TCK 43. Maddesinin uygulanması ihtimali karşısında mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir. Anlatılanlar ışığında sanık hakkında yargılamaya konu iki ayrı suç söz konusudur. İlki 13.04.2014 tarihli suç, ikincisi ise 23.12.2021 tarihli suçtur. Birleşen dosyaya konu 08.12.2021 tarihli eylemin 13.04.2014 tarihli suça ilişkin durma kararı sonrası ihlal mahiyetindeki eylem olduğu anlaşılmıştır. Usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmuştur. Sanığın birleşen dosya yönünden de savunması ikmal edilmiştir. Sanığın ikrarını içeren savunması, sanığın farklı tarihlerde üzerinden uyuşturucu maddelerin ele geçtiğine dair tutanak içerikleri, bu maddelerin uyuşturucu maddeler olduğunun uzmanlık raporları ile ayrı ayrı tespit edilmiş olması karşısında sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiş, zincirleme suç hükümleri uygulanmış, sanık hakkında daha önceden aynı suçtan verilmiş kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri, kişiliği ve suç işlemekteki ısrarcı tavrı karşısında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiş, ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanarak" mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama ile Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, Kamu davasının durmasına tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı için Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın 07.04.2021 tarihinde kesinleşmesinden sonra; sanığın 08.12.2021 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.12.2022 tarihli ve 2022/625 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 8 inci ve 10 uncu maddeleri uyarınca Birleştirme kararı verildiği, sonrasında sanığın 23.12.2021 tarihinde işlediği "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan Bakırköy 39. Asliye Mahkemesince verilen 09.09.2022 tarihli ve 2022/613 Esas, 2022/600 Karar sayılı Kovuşturma şartının ortadan kaldırılması nedeniyle verilen Düşme kararının kesinleştiği görülerek yapılan incelemede;
1. Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının itiraz edilmeksizin 07.04.2021 tarihinde kesinleştiği, durma kararıyla birlikte 17.06.2014 tarihli "Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının" hukuki varlığını sürdürdüğü, durma kararının kesinleşmesinden sonra işlenen 08.12.2021 tarihli eylemin, denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu, eylemin müstakil bir suç oluşturmayacağı gözetilmeksizin, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşme" kararı verilmesi gerekirken Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.12.2022 tarihli ve 2022/625 Esas, 2022/725 Karar sayılı kararı ile birleştirme kararı verilmesi,
2. 08.12.2021 tarihli ihlal niteliğindeki eylemden sonra işlenen 23.12.2021 tarihli suçun ise müstakil suç oluşturduğu gözetilmeden Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2022 tarihli ve 2022/613 Esas, 2022/600 Karar sayılı kararı ile kovuşturma şartının ortadan kalktığı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmesi,
3. Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2021/42 Esas, 2021/52 Karar sayılı kararı ile "kamu davasının durmasına ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine karar verildiği, ancak infaz dosyasının aslının ya da onayla örneğinin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla; Durma kararının 07.04.2021 tarihinde kesinleşmesinden sonra infazı için Cumhuriyet savcılığına gönderilip gönderilmediğinin araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaza başlama tarihinin tespitinden sonra; ihlal niteliğindeki eylem ve müstakil suç tarihleri dikkate alındığında eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal ya da tek ya da müstakil suçlar olup olmadığının tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle; tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri infaz dosyasının aslı veya onaylı örneklerinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içerisinde bulundurularak sanığın hukuki durumunun tayini yerine, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2022 tarihli ve 2022/688 Esas, 2022/815 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.10.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!