WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/5525 E.  ,  2023/10303 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. Bakırköy 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 05.07.2012 tarihli ve 2012/308 Esas, 2012/2739 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymaması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 17. Sulh Ceza Mahkemesinin, 08.11.2013 tarihli ve 2012/4 Esas, 2012/16 Karar sayılı ek kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

D. Bakırköy 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.11.2013 tarihli ve 2012/4 Esas, 2012/16 Karar sayılı ek kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi'nin 10.01.2017 tarihli 2015/4276 Esas, 2017/189 Karar sayılı kararı ile "Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra; a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına", b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” Karar verilmesinde zorunluluk bulunması,"
nedenleriyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

E. Bozma sonrası yapılan yargılama ile Bakırköy 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2017 tarihli, 2017/95 Esas, 2017/292 Karar sayılı kararı ile suç tarihi itibarıyla lehe olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca takdir edilen 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca (genel hükümlere göre) açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıllık denetim süresi uygulanmasına karar verilmiştir.

F. Sanığın, beş yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine yapılan yargılamada, Bakırköy 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarih, 2022/5 Esas ve 2022/281 Karar sayılı kararı ile hüküm açıklanarak, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz sebepleri özetle; Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;

Dosya kapsamında yer alan olay tutanağının, uzmanlık raporunun içerikleri ile sanığın aşamalardaki savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, şüphe üzerine yapılan üst aramasında kullanmak için temin ettiği uyuşturucu madde ile yakalanan sanık hakkında, ceza tayin edilmeden önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ancak sanığın uyarıya rağmen rehberlik görüşmesine katılmadığı ve uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiği, bu nedenle kararın gereğini yerine getirmeyen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırma koşullarının oluştuğu anlaşılmakla; bozma sonrası yapılan araştırmalarda 6545 sayılı Kanun değişikliği nedeniyle kamu davasının düşmesi koşullarının bulunmadığı tespit edilerek genel hükümlere göre sanık hakkında kurulan 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 5 yıllık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hakkındaki hükmün aynen açıklandığı belirtilerek mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden önce yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli, 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "...basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2022 tarihli, 2022/5 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.11.2023 tarihinde karar verildi.