WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/4282 E.  ,  2023/9131 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.02.2011 tarihli ve 2011/3070 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları ve 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2011 tarihli ve 2011/80 Esas, 2011/610 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraat kararı verilmiş, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2012 tarihli ve 2011/511 Esas, 2012/48 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
D. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2012 tarihli ve 2011/511 Esas, 2012/48 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23.02.2016 tarihli ve 2015/14342 Esas, 2016/1558 Karar sayılı kararı ile;
"Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlememiş ise, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",

b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesinde zorunluluk bulunması,"
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
E. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2016/153 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca verilen 10 ay hapis cezası ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün açıklanması 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince geri bırakılmış, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş ve karar 30.06.2016 tarihinde kesinleştirilmiştir.
F. Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin 5 yıllık denetim süresi içinde 20.12.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesince hükmün açıklanması yönünden değerlendirilme yapılmak üzere ihbarda bulunulması üzerine ihbar üzerine Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11/12/2019 tarihli ve 2019/430 Esas, 2019/579 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
G. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/430 Esas, 2019/579 Karar sayılı kararının, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.11.2020 tarihli ve 2020/4358 Esas, 2020/6365 Karar sayılı kararı ile;
"...Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Bozmaya uyulduğu halde, bozma kararı doğrultusunda araştırma yapılmadığı görüldüğünden, hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” , karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan beraat kararı verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2- Sanık hakkında verilen Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/02/2012 gün- 2011/511 esas ve 2012/48 karar sayılı mahkûmiyet hükmünün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sonuç olarak hükmedilen 10 ay hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği ve bunun kazanılmış hak oluşturduğu

gözetilmeden, hüküm açıklanırken sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının aynen bırakılması ve buna bağlı olarak TCK'nın 53. maddesinin uygulanması,
3- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişiklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; " mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4-Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı’nca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,"
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
H. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/414 Esas, 2021/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci
maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4.500,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
İ. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/414 Esas, 2021/23 Karar sayılı kararının, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.04.2022 tarihli ve 2022/769 Esas, 2022/4646 Karar sayılı kararı ile;
"5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesine ve bu maddeye ilişkin Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile de oluşan duruma göre;
Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra; kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olanlar dışında adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri gibi sanığın kusur yeteneğini etkileyen durumlardan bir veya birkaçı bulunmayan sanıklara basit yargılama usulünün uygulanabileceği, suçun basit yargılama usulü kapsamına girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması durumunda ise bu usulün uygulanamayacağı,
Mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği durumda; iddianamenin, sanık, varsa mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin isteneceğinin, tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususunun da belirtilmesinden sonra gerekirse toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edildikten sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilebileceğinin, mahkûmiyet kararı verildiği takdirde ise belirlenecek sonuç ceza miktarının CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesine göre dörtte bir oranında indirileceğinin, koşulları bulunması halinde de kısa süreli hapis cezası belirlenmiş ise seçenek yaptırımlara çevrilebileceğinin veya hapis cezasının ertelenebileceğinin ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin, hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtileceğinin, CMK’nın 252. maddesine göre, bu şekilde verilen kararların itiraz kanun yoluna tabi olduğunun, itiraz üzerine ise hükmü veren mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacağının, bu aşamadan sonra ise mahkemenin CMK’nın 252. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm verirken, sanığın itirazı halinde daha önce 251. madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığının, ancak itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251. maddenin
üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirimin korunacağının, bu şekilde kurulan hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabileceğinin, anlaşılması karşısında;
Yargıtay’ın bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada da bozma kararına uyulması halinde, mahkemenin soruşturma aşamasında toplanmış delillerle, ilgili kurum ve kuruluşlardan resen toplanması gereken belgeleri dikkate alarak, davada basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir karar vermesi gerekmektedir.
Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde, mahkemece iddianame ve Yargıtay bozma ilamı sanığa tebliğ edilerek, tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması durumunda cezasının ¼ oranında indirileceği, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya hapis cezasının ertelenebileceği ya da uygulanmasına yazılı olarak karşı çıkmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği belirtilip, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirebileceği ihtar edildikten sonra CMK’nın 251/3,4 ve 5. fıkralarına göre bir hüküm kurulacaktır.
İnceleme konusu davada Mahkemece, basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir karar verilmediği gibi, sanığa açıklamalı tebligat gönderilmeden hüküm kurulmuş, hükümde Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarih, 2020/16 esas ve 2020/33 sayılı iptal kararı gözetilerek 5271 sayılı CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca sanığa verilen sonuç cezadan dörtte bir oranında indirim yapılmış, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı bu hükmü temyiz etmiştir. Kanun yolunda hata resen dikkate alınacağından, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçeleri karara itiraz mahiyetindedir. Sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının bu itirazı nedeniyle artık basit yargılama usulü uygulanamayacağından, Mahkemenin duruşma açarak genel hükümlere göre bir karar vermesi gerekmektedir. Bu durumda Mahkeme daha önce CMK’nın 251. maddesi kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığından, genel hükümlere göre hüküm kuracağı ve sanık müdafii de itiraz ettiği için ¼ oranındaki indirim uygulanmayacaktır. Bu hükme karşı genel hükümlere göre kanun yoluna gidilebilecektir.
Ancak sanık, hakkında CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca ¼ oranında ceza indirimi yapılmak suretiyle verilen hükme itiraz ettiği halde, Mahkemece CMK’nın 252. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca yeni bir hüküm kurulmaksızın dosya doğrudan Yargıtay’a gönderilmiştir. Basit yargılama usulüne göre verilen hükmün temyize tabi kabul edilmesi halinde, aleyhe temyiz olmadığı için, cezasına itiraz etmiş olmasına rağmen, sanık ¼ oranındaki ceza indiriminden faydalanmış olacak; bir başka deyişle aynı olayda cezasına itiraz eden sanık ile itiraz etmeyen sanık arasında sonuç ceza bakımından
bir fark olmayacaktır. Bu ise yargılamanın hızlanması, davaların kısa zamanda sonuçlanması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması bakımından alternatif bir çözüm yolu olarak getirilen basit yargılama usulünün amacı ile bağdaşmayacaktır. Bu nedenle kanun koyucu basit yargılama sonucu verilen kararların açıkça itiraza tabi olduğunu belirterek, itiraz sonucu izlenmesi gereken usulü de CMK’nın 251 ve 252. maddelerinde düzenlemiştir.
Mahkemece, basit yargılama usulü ile ilgili usuli işlemler yerine getirilmemiş olsa da sanık hakkında belirlenen sonuç cezadan CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi uyarınca ¼ oranında ceza indirimi yapıldığı için, sonucu bakımından basit yargılama usulünün uygulandığı görülmekle, bu kapsamda verilen kararın CMK’nın 252. maddesinin 1. fıkrasına göre itiraza tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili CMK’nın 252/2-3 maddeleri uyarınca hükmü veren mahkemece karar verilmesi gerektiğinden, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE," karar verilmiştir.
J. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/300 Esas, 2022/306 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; kararın temyizen bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Suç tarihinden itibaren temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kesinleştiği 29.09.2011 tarihi ile tedbirin gereklerine uymama nedeniyle Mahkemenin tensip tarihi olan 07.12.2011 tarihleri arasındaki süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 30.06.2016 tarihi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğindeki

eylemin gerçekleştiği tarih olan 20.12.2016 tarihi arasında duran süre eklendiğinde de, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2022 tarihli ve 2022/300 Esas, 2022/306 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz talebi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.10.2023 tarihinde karar verildi.