10. Ceza Dairesi 2023/21764 E. , 2024/678 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/250 E., 2021/472 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.06.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.11.2014 tarihli ve 2014/467 Esas, 2014/453 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
C. Kararın kanun yararına bozma talebi ile Dairemizce incelenmesinde 08.06.2015 tarih, 2015/3277 Esas, 2015/31674 Karar sayılı ilamı ile 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde araştırma yapılmasında zorunluluk bulunması sebebi ile bozma kararı verilmiştir.
D. Bozma sonrası Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.12.2015 tarihli ve 2015/619 Esas, 2015/941 Karar sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar itirazın reddi ile 09.03.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
E. Sanığın 22.09.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin ihbarı ile yapılan yargılamada Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/472 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
F. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; incelenmeksizin dosyanın iadesi yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz talebi özetle; basit yargılama usulünün uygulanmaması, hükmün açıklanmasına neden olan ihbar dosyasının incelenmemesine ilişkindir.
Sanığın temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş personellerinin devriye görevini ifa ettikleri esnada, sanığın sevk ve idaresinde bulunan traktörü durdurdukları esnada sanığa üzerinde herhangi bir suç unsuru bulunup bulunmadığını sorduklarında, üzerindeki hint keneviri parçacığını rızası ile teslim etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, ele geçirilen maddeye ilişkin alınan ekspertiz raporunda maddenin yasaklı madde niteliğinde olduğunun tespit edildiği, sanığın bu maddeyi tanımadığı birinden satın aldığını beyan ettiği, böylece kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Yargıtay'dan verilen bozma kararına uyulması halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir" hükmü ve dosyanın Dairemizin 08.06.2015 tarihli ve 2015/3277 Esas, 2015/31674 Karar sayılı bozması üzerine esas alınarak yargılamasının devam etmesi karşısında, sanık hakkındaki hükmün temyiz kanun yoluna tabi olduğu değerlendirilerek Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanığın ihbar edilen 22.09.2020 tarihli eylemine ilişkin soruşturma evrakının uyap kayıtlarında bulunduğunun belirlenmesi ile Cumhuriyet savcısının bu husustaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiş,
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar
sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/472 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!