10. Ceza Dairesi 2023/17457 E. , 2024/19528 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/42 E., 2014/675 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Küçükçekmece 6. Sulh Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 18.07.2014 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2022/23088 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103362 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103362 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarihli ve 2018/2861 Esas, 2019/3321 Karar sayılı ilamında, "Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şart "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olup, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmamaktadır. Bir yargılama şartı olarak "ısrar" koşulu 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Bu nedenle, infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümeyeceğinden 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önceki dönemde uygulanan ve uygulaması bu tarihten önce sona ermiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin olarak "ısrar şartı" aranmayacaktır." şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanmasına ilişkin olarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki mevcut düzenlemeler kapsamında "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın yokluğunda verilen, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Küçükçekmece 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.03.2012 tarihli ve 2011/1895 Esas, 2012/772 Karar sayılı kararının, tebliğ tarihinde Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanığa 06.06.2012 tarihinde tebliğ edilerek kesinleşmesini müteakip, kararın infazı aşamasında, sanığın yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce düzenlenen denetimli serbestlik çağrı
yazısının, sanığın mernis adresine tebliğ edilmesi sonrasında, yükümlülüklerine uymadığı gerekçesiyle yargılamaya devamla Küçükçekmece 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.05.2014 tarihli ve 2014/42 Esas, 2014/675 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verilmiş ise de,
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci maddeleri ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında, somut olayda, sanığın kovuşturma aşamasında 29.03.2012 tarihinde alınan ifadesinde adresini "Kayaşehir Toki Konutları B-1-58 Blok 9. Bölge D: 6 Başakşehir/İSTANBUL" olarak bildirmesine rağmen, sanığa çıkarılan çağrı kağıdının, en son bildirilen adresten farklı olarak "Atakent Mah. Akasya No: 9 B İç Kapı No: 8 Kçükçekmece/İstanbul" adresine tebliğe çıkarılıp tebligatın iade edilmesi üzerine, mernis adresine tebliğ edildiği,
Ancak, Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkartılan çağrı kağıdının ilk aşamada, bilinen adres dışındaki başka bir adrese yapılan tebliğinin usule uygun olmadığı yanı sıra, ikinci aşamada mernis adresine gönderilen çağrı kağıdının tebligat mazbatasında, komşusundan sorularak sanığın adreste bulunmadığının öğrenilmesini takiben, beyanda bulunan ve haber bırakılan komşu ismi tespit edilmeksizin tebliğ işleminin tamamlandığı, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 19.09.2018 tarihli ve 2016/12791 Esas, 2018/8413 Karar sayılı ve 3. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarihli ve 2017/5224 Esas, 2019/901 Karar sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, kendisinden sorulan ve kendisine haber bırakılan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat muhatabı bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği hususları gözetildiğinde, anılan tebligatta
kendisine bilgi verilen komşunun isim ve imzasının da bulunmadığı, bu haliyle sanığa yapılan tebligat işleminin geçerli kabul edilemeyeceğinden tebligat işlemlerinin usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 27.09.2011 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2011 tarihli ve 2011/35714 Soruşturma, 2011/18566 Esas, 2011/11326 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Küçükçekmece 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.03.2012 tarihli ve 2011/1895 Esas, 2012/772 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 30.04.2012 tarihinde kesinleştiği, infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 16.04.2013 tarihli ve 2013/5128 DS sayılı çağrı yazısının "... Mahallesi, ... sokak, No:9 B İç kapı no:8 .../İstanbul" adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bilatebliğ iade edilmesi üzerine çağrı yazısının MERNİS adresi olan "... Mahallesi,... Sokak No:73 .../İstanbul" adresine tebliğe çıkarıldığı, 16.07.2013 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
D. Küçükçekmece 6.Sulh Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.05.2014 tarihli ve 2014/42 Esas, 2014/675 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanmasına ilişkin olarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki mevcut düzenlemeler kapsamında "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
7201 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci maddeleri ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, somut olayda, sanığın kovuşturma aşamasında 29.03.2012 tarihinde alınan ifadesinde adresini "Kayaşehir Toki Konutları B-1-58 Blok 9. Bölge D: 6 Başakşehir/İSTANBUL" olarak bildirmesine rağmen, sanığa çıkarılan çağrı kağıdının, en son bildirilen adresten farklı olarak "Atakent Mah. Akasya No: 9 B İç Kapı No: 8 Kçükçekmece/İstanbul" adresine tebliğe çıkarılıp tebligatın iade edilmesi üzerine, MERNİS adresinde tebliğ edildiği, sanığın bilinen adresine tebligat çıkarılmamış olması nedeniyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığının kabul edilemeyeceği, denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verilerek tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Küçükçekmece 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 26.05.2014 tarihli ve 2014/42 Esas, 2014/675 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,03.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!