10. Ceza Dairesi 2023/16424 E. , 2024/17835 K.
"İçtihat Metni" ...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/217 E., 2022/8 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 10.02.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 25.07.2023 tarihli ve 2022/25896 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90069 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90069 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, sanık hakkında ilk kez 14.02.2018 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.10.2018 tarihli ve 2018/2252 soruşturma, 2018/122 sayılı 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın sanığa 20.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, erteleme kararının kesinleşmesinden önce 29.10.2018 tarihinde aynı suçu tekrar işlemesi nedeniyle bu eylemi ihlâl kabul edilerek açılan kamu davası sonunda, Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/73 Esas, 2020/207 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Ceza Dairesinin 22.02.2020 tarihli ve 2020/2126 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden işlenen 29.10.2018 tarihli eylemin ihlâl kabul edilemeyeceğinden anılan kararın bozulmasına karar verilmesini takiben, Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/145 Esas, 2021/247 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durmasına karar verildiği,
Sanığın inceleme konusu 31.12.2019 tarihli aynı suçtan eylemi nedeniyle, hakkında daha önce verilmiş ve ihlâl edilmiş erteleme kararı olması nedeniyle açılan kamu davasında, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli ve 2020/217 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, kamu açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmesinden önce işlediği 29.10.2018 tarihli eylemi ihlâl olarak kabul edilemeyeceğinden, sanığın 31.12.2019 tarihli eyleminin, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.10.2018 tarihli ve 2018/2252 soruşturma, 2018/122 sayılı sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli mahiyetinde olduğu ve ayrı bir soruşturma veya kovuşturma konusu yapılamayacağı gözetilerek, bu eyleme konu suçtan dolayı
açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 31.12.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10.06.2020 tarihli ve 2020/9 Soruşturma, 2020/16878 Esas, 2020/10284 sayılı iddianamesi ile İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 06.01.2022 tarihli ve 2020/217 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun' un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 10.02.2022 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
B. Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/145 Esas ve 2021/247 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Şüphelinin 14.02.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının 04.10.2018 tarihli ve 2018/2252 Soruşturma, 2018/122 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 20.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği,
2. Şüphelinin 29.10.2018 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2019 tarihli ve 2019/295 Soruşturma, 2019/216 Esas, 2019/192 sayılı iddianamesi ile Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/73 Esas, 2020/207 Karar sayılı
kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile onuncu fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf kanun yoluna başvurduğu,
4. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.02.2020 tarihli ve 2020/2126 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının sanığa 20.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, erteleme kararı kesinleşmeden ikinci suçu işlediği, durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
5. Bozmadan sonra, Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/145 Esas, 2021/247 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamı için Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, durma kararının, itiraz edilmeksizin 09.04.2021 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu yönünden getirilen yeni düzenlemeler kapsamında ve aynı zamanda, 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinde "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklinde yer verilen hükümler ile 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla derdest olan dosyalarda yürütülecek yargılama işlemleri ile ilgili olarak geçiş hükümleri düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ise "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, erteleme süresinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Somut olayda;
Sanık hakkında 14.02.2018 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi/denetimli denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın sanığa 20.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, erteleme kararının kesinleşmesinden önce 29.10.2018 tarihinde aynı suçu tekrar işlemesi nedeniyle bu eylemi ihlâl kabul edilerek kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/73 Esas, 2020/207 Karar sayılı mahkûmiyet kararının Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 22.02.2020 tarihli ve
2020/2126 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararı ile bozulmasını takiben, Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/145 Esas, 2021/247 Karar sayılı kararı ile kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durmasına karar verildiği,
Sanığın inceleme konusu 31.12.2019 tarihli eylemi nedeniyle doğrudan açılan kamu davasında, İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli ve 2020/217 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, kamu açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmesinden önce işlediği 29.10.2018 tarihli eylemi ihlâl olarak kabul edilemeyeceğinden, sanığın 31.12.2019 tarihli eyleminin, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.10.2018 tarihli ve 2018/2252 soruşturma, 2018/122 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâli mahiyetinde olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma veya kovuşturma konusu yapılamayacağı gözetilerek, Mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilerek Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığına ve Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
Kabule göre de, hükmün gerekçe bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaatin, suç oluşturduğu sabit görülen fiilin ve bunun nitelendirmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması ve 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte kovuşturması devam eden kamu davasında uygulanabileceği gözetilmeden koşulları oluşmadığı halde 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi de, Kanun'a aykırıdır.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli ve 2020/217 Esas, 2022/8 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.04.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!