WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/13685 E.  ,  2023/10520 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Arhavi Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2012 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Arhavi (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 30.10.2013 tarihli ve 2012/172 Esas, 2013/120 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olduğu değerlendirilerek görevsizlik kararı verilerek dosya delillerin değerlendirilmesi amacıyla Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
C. Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2014 tarihli ve 2014/92 Esas, 2014/98 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
D. Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18.09.2019 tarihli 2018/5411 Esas, 2019/5665 Karar sayılı kararı ile;
"MNG Kargo şirketiyle İstanbul ilinden KPSS 2009 Hukuk ibareli kitabın sayfaları arasında 10 adet içerisinde bonzai diye tabir edilen sentetik uyuşturucu madde bulunan Jameika Gold Superme ibareli paketler içerisindeki uyuşturucu maddeyi sanık adına Arhavi ilçesine gönderdiği somut olayda tespit edilen ve Arhavi Cumhuriyet Başsavcılığının 07/12/2012 tarih ve 2012/552 soruşturma 2012/24 karar nolu ayırma kararı ile dosyası tefrik edilen ... hakkındaki soruşturmanın akıbetinin araştırılması, davanın açılmış olması halinde dosyanın getirtilip incelenerek gerektiğinde davaların birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dava dosyasının bu dosya içine konulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
E. Bozmaya uyularak, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2019/247 Esas, 2020/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

F. Kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 25.01.2021 tarihli ve 2020/16268 Esas, 2021/951 Karar sayılı kararı ile;
"Ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı ve ele geçiriliş şekli dikkate alındığında, sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna yönelik tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden önce yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2- Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5.
fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191. maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”, karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması," gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
G. Bozmaya uyularak, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2021/213 Esas, 2023/41 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dosya üzerinden "incelemeye konu 08.10.2012 tarihli eylemin, 25.11.2010 tarihinde verilen Tedavi ve Tedavi sonrası 1 yıl süre ile Denetimli Serbestlik Tedbirine tabi tutulması kararının ihlali niteliğinde bulunduğu" gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekinci fıkrası uyarınca "Düşme" kararı verilmiş, kararın itiraz yoluna tabi olduğu belirtilmiştir.

H. Karara sanık müdafii tarafından 03.02.2023 tarihinde itiraz edilmesi üzerine, dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "incelemeye konu 08.10.2012 tarihli eylemin, 30.12.2010 tarihinde verilen Tedavi ve Tedavi sonrası 1 yıl süre ile Denetimli Serbestlik Tedbirine tabi tutulması kararının ihlali niteliğinde bulunduğu" gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekinci fıkrası uyarınca "Düşme" kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerekirken düşme kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre)
08.10.2012 tarihinde MNG Kargo Arhavi şubesine beraat eden sanık Fuat Küçükay adına kargo geleceği ve kargo içerisinde uyuşturucu madde bulunduğu yönünde ihbar yapıldığı, Fuat'ın kargo paketini aldığı esnada yakalama ve el koyma işlemi yapıldığı, kargo paketi içindeki KPSS 2009 HUKUK kitabın sayfaları arasında 10 adet üzerinde Jameika Gold Superme ibaresi bulunan paketler içerisinde daralı ağırlığı 36 gr olan ve Bonzai tespit edildiği, uyuşturucu madde ile ilgili kriminal raporda AM-2201 etken maddesi içerdiğinin ve 2313 sayılı Kanun kapsamında olduğunun bildirildiği, soruşturma aşamasında kargonun göndericisi olan ... ile ilgili talimatın ikmal edilemediği, bu nedenle beyanının alınamadığı, sanıklarla ilgili adli tıp raporunda sanık Fuat'ta uyuşturucu tespit edilemediği, sanık ...'nin kanında ve idrarında ise THC ve morfin tespit edildiği, sanık ...'nin olay tarihinde uyuşturucu kullandığını ikrar ettiği, sanık savunmaları, tanık beyanı, adli tıp raporları nazara alındığında sanık Fuat adına gönderilen bu kargoyu sanık ...'nin gönderttiği, kimliği nedeniyle sorun olduğu bahanesi ile sanık Fuat adına gönderttiği ve Fuat'tan kargoyu teslim almasını istediği, sanık Fuat'ın kargo içeriğinde ne olduğunu bilmediği, sanık ...'nin uyuşturucu ile ilgisi olmadığı ve diğer sanık Fuat'ın kendisinin uyuşturucu kullandığını bildiği için iftira attığı yönündeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan beraat kararı verildiği ve kararın 15.05.2013 tarihinde kesinleştiği, gerekçeli kararın ve kesinleşme şerhinin dosya arasına alındığı, her ne kadar sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı görevsizlik kararı verilmiş ise de, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı, sanığın uyuşturucu ticareti yaptığı yönünde delil bulunmaması nazara alındığında sanık ...'nin sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde satın almak suçu olduğu, yapılan UYAP incelemesinde sanık hakkında 20.11.2009 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu
nedeniyle Kapatılan Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 30.12.2010 tarihli ve 2009/323 Esas, 2010/1671 Karar sayılı ilamı ile Denetimli Serbestlik Tedbiri kararı verildiği, ancak yapılan araştırma neticesinde ilgili kurumdan gelen yazı cevabında sanığın düzenlenen denetim planına uymadığından 17.01.2012 tarihinde 'tedavi ve denetimli serbestlik' kayıtlarının kapatılarak İnfaz Bürosuna ve mahkemesine bildirimde bulunulduğu, incelemeye konu eylemin suç tarihi 08.10.2012 olmakla, bu suçun Kapatılan Konya 6. Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasından verilen denetim tedbiri kararının infazı sırasında işlenmiş olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca verilen "Düşme" kararının temyiz kanun yoluna tabi olduğu, itiraz yoluna tabi olmadığı, dolayısıyla Mahkemece 03.02.2023 tarihinde verilen düşme kararına itiraz üzerine verilen 17.03.2023 tarihli düşme kararının hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve sanık müdafiinin 06.02.2023 tarihli itiraz dilekçesinin, temyiz dilekçesi olarak kabulü ile 17.03.2023 tarihli karar kaldırılarak yapılan incelemede,
Her ne kadar "incelemeye konu 08.10.2012 tarihli eylemin, 25.11.2010 tarihinde verilen Tedavi ve Tedavi sonrası 1 yıl süre ile Denetimli Serbestlik Tedbirine tabi tutulması kararının ihlali niteliğinde bulunduğu" gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekinci fıkrası uyarınca "Düşme" kararı verilmiş ise de; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede sanığın 20.11.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan Konya (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.11.2010 tarihli ve 2009/323 Esas, 2010/1671 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 30.12.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, sanığın denetime uymadığından bahisle denetimli serbestlik dosyasının kapatılarak Mahkemesine iade edildiği ve Konya (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.03.2012 tarihli ve 2012/54 Esas, 2012/503 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 30.04.2012 tarihinde kesinleştiği, dolayısıyla incelemeye konu 08.10.2012 tarihli eylemin Konya (Kapatılan) 6. Sulh Ceza
Mahkemesince 25.11.2010 tarihinde verilen ve 30.12.2010 tarihinde kesinleşen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazından sonra işlenmesi nedeniyle ihlal sayılamayacağı anlaşılmışsa da aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği, doğrudan beraat kararı verilmesi gereken halin bulunmadığı anlaşıldığından; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş ve hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/89 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle, hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.

#########