WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/13332 E.  ,  2024/19205 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/244 E., 2019/484 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 29.11.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/34870 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.023 tarihli ve KYB-2023/58589 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58589 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, sanığın aynı suçtan daha önce işlediği 25.04.2014 tarihli eylemi nedeniyle hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/999 Esas, 2014/597 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına ve mahkûmiyetine dair İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ve 2020/431 Esas, 2021/49 Karar sayılı kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 0410.2022 tarihli ve 2021/1494 Esas, 2022/2051 Karar sayılı kararı ile 31.05.2017 tarihli eylemin, 25.04.2014 tarihli suç nedeni ile verilen İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli mahiyetinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemekle kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin istendiği anlaşılmış olup,
Sanık hakkında 25.04.2014 tarihinde işlediği suçtan dolayı, İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli ve 2014/999 Esas, 2014/597 Karar sayılı kararı ile, 6545 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın yasal zorunluluk nedeniyle verilmiş olduğu ve Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğurduğu nazara alındığında;

Sanığın inceleme konusu 31.05.2017 tarihli suç nedeniyle hakkında yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.11.2017 tarihli ve 2017/15777 soruşturma, 2017/4748 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinden bahisle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmiş ise de, 31.05.2017 tarihli eylemin, 25.04.2014 tarihli suç nedeni ile İstanbul Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2014 tarihli kararı ile verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli mahiyetinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
B. 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası "Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir." şeklinde hüküm içermektedir.
C. Somut olayda; sanığın hükmün kurulduğu 01.10.2019 tarihli oturumunda, başka suçtan hükümlü olarak Maltepe Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu

edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.05.2024 tarihinde karar verildi.