WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/13308 E.  ,  2024/18614 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/159 E., 2022/424 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 05.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/33828 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61391 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61391 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 08.12.2006 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın infazı için gönderildiği İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın tedbirin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.07.2008 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın kararı temyiz ettiği,

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 24.10.2014 tarihli ilâmı ile, İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli kararının usulüne uygun kesinleşmediğinden, bu kararın ihlâli üzerine yargılamaya devam edilerek verilen aynı Mahkemenin 10.07.2008 tarihli kararının yok hükmünde olduğu, dolayısıyla vâki temyiz talebinin, anılan Mahkemenin 13.06.2007 tarihli denetimli serbestlik kararına karşı süresi içinde yapılan itiraz talebi olarak mahallinde değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın iadesine karar verildiği,

İtiraz incelemesi için dosyanın gönderildiği mercii İzmir 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli kararı ile, İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli kararının incelenmesi gerekirken, Yargıtay tarafından yok hükmünde sayılan aynı Mahkemenin 10.07.2008 tarihli kararının sehven incelendiği ve itirazın reddine karar verdiği,

Bu itibarla Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yukarıda anılan ilâmında, kesinleşmediği ve itiraz incelemesine gönderilmesi gerektiği belirtilen İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli ve 2007/184 Esas, 2007/541 Karar sayılı denetimli serbestlik kararının, hiç bir aşamada itiraz incelemesine gönderilmediğinden kesinleşmediği anlaşılmakla,

Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 25.05.2022 tarihli ve 2022/13 Esas, 2022/6768 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesi ile dava zamanaşımının duracağı nazara alındığında,

Somut olayda, İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli ve 2007/184 Esas, 2007/541 Karar sayılı kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar, yukarıda izah edildiği üzere kesinleşmediğinden dava zamanaşımının durmadığı, dava zamanaşımını kesen son işlemin ise sanığın Mahkemede savunmasının alındığı 13.06.2007 tarihi olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince 8 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu dikkate alındığında, 13.06.2015 tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 08.12.2006 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.02.2007 tarihli ve 2006/94964 Soruşturma, 2007/2692 Esas, 2007/851 sayılı iddianamesi ile İzmir 3. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

B. İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli ve 2007/184 Esas 2007/ 541 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın, 21.06.2007 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştirilmesinden sonra infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

C. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine, dosyanın ele alınarak İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.07.2008 tarihli ve 2007/2597 Esas, 2008/692 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı temyiz ettiği,

D. Dairemizin 24.10.2014 tarihli ve 2010/34664 Esas, 2014/11649 Karar sayılı ilamı ile; "13.06.2007 tarihli kararda usulüne uygun yasa yolu bildirimi yapılmadığından kararın kesinleşmediği, kesinleşmeyen söz konusu hükme ilişkin infaz işlemlerinin, bu aşamada verilen 10.07.2008 tarihli kararın hukuki geçerlilikten yoksun, böylelikle "yok" hükmünde olması karşısında; sanığın temyiz isteminin, 13.06.2007 tarihli hükme ilişkin ve temyiz isteminin yasal süresinde olduğu kabul edilerek, kararın itiraza tabi olduğu" gerekçesiyle incelenmeksizin iadesine karar verildiği,

E. Dairemizin iade kararından sonra dosyanın itiraz incelemesi için İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Mercii İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli ve 2014/1741 değişik iş sayılı kararı ile, İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.07.2008 tarihli ve 2007/2597 Esas sayılı kararına yönelik itirazın reddine kesin olarak karar verildiği,

F. Merciinin itirazın reddi kararı üzerine İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2007/2597 Esas, 2008/692 Karar sayılı adli para cezasına ilişkin hükmün kesinleştirilerek infaza gönderilmesinden sonra, İnfaz Cumhuriyet savcısının, 6545 sayılı Kanun hükümlerine göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesini talep etmesi üzerine,

İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2015/118 Esas, 2015/180 Karar sayılı kararı ile, uyarlama talebinin reddine, 6.000,00 TL adli para cezasının aynen infazına karar verildiği, sanığın aynen infaz kararına itiraz ettiği,

G. İtirazı inceleyen mercii İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2015 tarihli ve 2015/198 Değişik iş sayılı kararı ile, "Yargıtay 10.Ceza Dairesinin kararı ile tedbir kararının kesinleşmediği belirtildiği halde yok hükmünde sayılan 6.000,00 TL adli para cezasına ilişkin kararın kesinleştirilerek infaza gönderildiği" gerekçesiyle itirazın kabulüne, aynen infaz kararının kaldırılmasına, infazın durdurulmasına kesin olarak karar verildiği,

H. Mercii kararından sonra, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli ve 2015/322 Esas, 2015/575 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, 09.09.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

I. Sanığın 29.11.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 22.12.2021 tarihli ve 2020/873 Esas, 2021/2666 Karar sayılı kamu davasının durmasına dair kararı ile ihbarda bulunulması üzerine,

İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.05.2022 tarihli ve 2021/159 Esas, 2022/424 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, 05.07.2022 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

İ. Dosya kapsamına göre; İzmir (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2007 tarihli ve 2007/184 Esas, 2007/541 Karar sayılı kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın, itiraz incelemesine gönderilmediğinden kesinleşmediği, bu nedenle denetimli serbestlik tedbiri kararının dava zamanaşımını durdurmayacağı, dava zamanaşımını kesen son işlemin sanığın Mahkemede savunmasının alındığı 13.06.2007 tarihi olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince 8 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu dikkate alındığında, 13.06.2015 tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi;

"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

B. İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/159 Esas, 2022/424 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

C. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;

Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2024 tarihinde karar verildi.