10. Ceza Dairesi 2023/13295 E. , 2024/18118 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/672 E., 2017/493 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 24.01.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/10649 sayılı evrakı ile kanun yararına
bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58089 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58089 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Sanığın Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli kararı ile mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun’un 65 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." ve 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." biçimindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanığın 28.01.2013 tarihli önceki eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkûmiyetine, 5237 sayılı Kanun'un 191 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbî tutulmasına ilişkin Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/57 Esas, 2014/168 Karar sayılı kararının 02.01.2015 tarihinde kesinleştiği, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan değişikliklerden önce, sanık hakkında herhangi bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadığı dikkate alındığında, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilmiş bir hükmün açıklanmasın geri bırakılması kararı olduğunun kabul edilmesinin gerekliliği karşısında, incelemeye konu 06.06.2015 ve 09.10.2015 tarihli eylemlerinin, Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/57 Esas, 2014/168 Karar sayılı kesinleşmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlâli niteliğinde olduğu ve 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle
ihlal olarak nitelilendirilen ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerekirken, yazılı gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesinde,
Kabule göre de, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme karşısında, 10.11.2015 tarihli iddianamede "...06.07.2015 tarih ve 2015/141 sayılı kararı ile uyuşturucu madde kullanmak suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği..." şeklinde belirtildiği ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu olayın açıkça anlatılmadığı, iddianame anlatımına konu edilmeyen kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 06.06.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2015 tarihli ve 2015/4808 soruşturma, 2015/141 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararında itiraz kanun yolu, mercii ve süresinin gösterildiği, erteleme kararının 31.07.2015 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Kilis Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin, 09.10.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle belirlenmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2015 tarihli ve 2015/4808 Soruşturma, 2015/2862 Esas, 2015/2596 sayılı iddianamesi ile Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Yapılan yargılama sonucunda, Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.09.2017 tarihli ve 2015/672 Esas, 2017/493 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un
191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahekemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/57 Esas, 2014/168 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Sanık hakkında, 28.01.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2013 tarihli ve 2013/5560 Soruşturma, 2013/6265 Esas, 2013/1789 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/57 Esas, 2014/168 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5320 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, 02.01.2015 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddede yer alan;
"(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." amir hükmü ve
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Somut olayda; Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/57 Esas, 2014/168 Karar sayılı kararı ile, sanığın 28.01.2013 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 06.06.2015 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması kanuna aykırı olduğundan, sanığın, incelemeye konu 06.06.2015 tarihli eylemini, Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesince 04.11.2014 tarihli zorunlu olarak verilen ve 02.01.2015 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 06.06.2015 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilerek Diyarbakır 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/57 Esas ve 2014/168 Karar sayılı dosyasına ihbarda bulunulması gerektiği, 09.10.2015 tarihli eylem yönünden ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Kilis Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme karşısında, 10.11.2015 tarihli
iddianamede "...06.07.2015 tarih ve 2015/141 sayılı kararı ile uyuşturucu madde kullanmak suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği..." şeklinde belirtildiği ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu olayın açıkça anlatılmadığı, iddianame anlatımına konu edilmeyen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli ve 2015/672 Esas, 2017/493 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!