10. Ceza Dairesi 2023/13283 E. , 2024/17574 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/291 E., 2015/555 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6545 sayılı Kanun) ile değişik 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 14.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/24756 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60133 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60133 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemlerinin, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılması gerektiği cihetle, 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan ve ısrar teriminin de içinde yer aldığı değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden sonra yapılan infaz işlemlerinde, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" koşulunun söz konusu olacağı gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına şeklinde bir ibareye yer verilmekle yetinilip, cezalandırmaya ilişkin maddeler yazılmadan hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de; sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hüküm açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulmasını, ardından sanık hakkında evvelce denetimli serbestlik kararı verildiği ve ihlal üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 28.12.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2013 tarihli ve 2013/1316 (32) Soruşturma, 2013/6441 Esas, 2013/2217 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.06.2013 tarihli ve 2013/295 Esas, 2013/681 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, 05.09.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, infazı için Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, çağrı yazısı tebliğine rağmen müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 31.10.2013 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
C. Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.12.2013 tarihli ve 2013/1067 Esas, 2013/1209 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, temyiz edilmeksizin 20.01.2014 tarihinde kesinleştiği,
D. İnfaz Cumhuriyet savcılığınca, yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun uyarınca uyarlama yapılmasının talep edilmesi üzerine, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 07.05.2015 tarihli ve 2015/291 Esas, 2015/555 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 14.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre, Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" şeklinde bir ibareye yer verilmekle yetinilip, cezalandırmaya ilişkin maddeler yazılmadan hüküm kurulduğu, sanık hakkında öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci
fıkrasındaki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." ve anılan Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasındaki "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." biçimindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yeniden işlediği suçtan mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl uygulanacağının karışıklığa da yol açabileceği, sanık hakkında evvelce Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesince tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği ve ihlâl üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre genel hükümler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 232 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerindedir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2015 tarihli ve 2015/291 Esas, 2015/555 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin
yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!