WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ

A- A A+

10. Ceza Dairesi         2023/13282 E.  ,  2024/17573 K.
"İçtihat Metni"

...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/841 E., 2022/1210 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 67.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın daha önce Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/522 Esas sayılı dosyasından almış olduğu cezanın iş bu dava dosyasından aldığı cezasından mahsubuna, karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 03.11.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/34204 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60094 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60094 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 23.02.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2018 tarihli ve 2018/2173 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararı ile sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 11.01.2020 tarihinde kesinleştiği, sanığın inceleme konusu 25.03.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeni ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.11.2018 tarihli ve 2018/55606 Esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda ise İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2022 tarihli ve 2018/841 Esas, 2022/1210 Karar sayılı kararı ile, Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/522 Esas sayılı dosyasındaki eylem ile inceleme konusu eylemin Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11.07.2018 tarihli iddianamesi ile hukuki kesinti gerçekleşmeden işlenmesi nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ancak sanık hakkında hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezasından Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/522 Esas sayılı dosyasında sanık hakkında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsup edilerek sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 25.03.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2018 tarihli ve 2018/191737 Soruşturma, 2018/55606 Esas, 2018/46049 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesini altıncı fıkrası gereğince doğrudan kamu davası

açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.09.2022 tarihli ve 2018/841 Esas, 2022/1210 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/522 Esas sayılı dosyasından almış olduğu cezanın, işbu dosyasından aldığı cezasından mahsubuna karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 03.11.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
B. Dosya arasında bulunan Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
1. Şüpheli hakkında, 23.02.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2018 tarihli ve 2018/2257 soruşturma, 2018/80 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği,
2. Şüphelinin uyarılmasına rağmen yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2018 tarihli ve 2018/2257 Soruşturma, 2018/2173 Esas, 2018/1732 sayılı iddianamesi ile Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 11.01.2020 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. İnceleme konusu dosyada, suç tarihinin 25.03.2018, iddianame tarihinin 26.11.2018 olduğu, Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı dosyasında ise; suç tarihinin 23.02.2018 ve iddianame tarihinin 11.07.2018 olduğu, bu durumda, 25.03.2018 tarihli suçun 11.07.2018 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlendiği dikkate alındığında eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı, 25.03.2018 tarihli eylem, 05.03.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş ise erteleme kararının kesinleşmesine kadar tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edileceği ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın
belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı, 25.03.2018 tarihli eylem, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenmiş ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca erteleme kararının ihlali olabileceği veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının söz konusu olabileceği, eylemlerin zincirleme suç olduğunun tespit edilmesi halinde, hükmedilen cezada 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak diğer eylem nedeniyle verilen hapis cezasının mahsubu ile aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerekmekte ise de;
Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu ceza, henüz ortada hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü olmaması nedeniyle mahsuba konu edilemeyeceğinden kanun yararına bozma istemindeki gerekçe yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde

bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda,
İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında, suç tarihi 25.03.2018 olup 11.07.2018 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlendiği, 25.03.2018 tarihli eylem, 05.03.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş ise erteleme kararının kesinleşmesine kadar tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edileceği ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı, 25.03.2018 tarihli eylem, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenmiş ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca erteleme kararının ihlali olabileceği veya zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceği anlaşıldığından, İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesince, Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilerek kararın kanun yararına bozulması halinde her iki davanın birleştirilerek sanığın eylemlerinin tek suç, ihlal veya zincirleme suç olup olmadığının tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından;
Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararına karşı açıklanan gerekçe ile kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden, Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli ve 2018/522 Esas, 2019/212 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.

...